Ana SayfaYazı / AnalizEmre Tansu KetenBenjaminci medya eleştirisinin güncelliği

Benjaminci medya eleştirisinin güncelliği

Kafka Kitap tarafından yayımlanan Jaeho Kang'ın "Walter Benjamin ve Medya" başlıklı kitabı, Benjamin’in gazete, radyo, fotoğraf gibi araçlar ile medya eleştirisi ve medya pratiği olguları üzerine düşüncelerinin sistemli bir analizini sunuyor.

Emre Tansu Keten

Walter Benjamin, hayatının (her zaman büyük yenilgilerin takip ettiği) küçük çaplı zaferleri olarak gördüğü çalışmalarıyla bugün dahi adından sıkça söz ettiren düşünürlerden birisi. Örneğin, bugün yaşadıklarımızla çokça alakalı bir kavram olan, ‘istisna hali’nin en yetkin açıklamalarından birisini Benjamin’de buluyoruz; ilerlemeci tarih anlayışına karşı mesiyanik bir devrim kavrayışını, sanat eserinin yapısını değiştiren teknik gelişmelerin isabetli analizlerini, edebiyat eleştirisi, modernizm, modern şehirlerin doğuşu gibi birbirinden farklı bir çok alanla ilgili esaslı metinleri onda bulduğumuz gibi. Kendisini karşıt yönlere bakan iki yüzü olan Roma tanrısı Janus’a benzeten Benjamin, Marksizm, Sorelci ve Bakuninci anarşist düşünce, Alman felsefesi ve görüngübilim geleneği, Freudcu ve Bergsoncu bellek düşüncesi, Fransız sembolist şiiri, Alman romantik ve barok edebiyatı, gerçeküstücü ve dadacı sanat akımları, dedektif öyküleri, Brechtci epik tiyatro ve Sovyet sineması gibi birçok farklı kaynaktan esinlenmiş ve bunların etkileşiminden doğan özgün bir düşünsel alaşım ortaya çıkartmıştır.[1]

Benjamin’in üzerine dikkatle eğildiği alanlardan birisi de medyadır. Kafka Kitap tarafından yayımlanan Jaeho Kang’ın “Walter Benjamin ve Medya” başlıklı kitabı, Benjamin’in gazete, radyo, fotoğraf gibi araçlar ile medya eleştirisi ve medya pratiği olguları üzerine düşüncelerinin sistemli bir analizini sunuyor. Kang’a göre, Benjamin sadece bir medya kuramcısı olmakla kalmamış, gazetelere katkı sunan, radyo programları hazırlayan bir medya emekçisi ve güncel olaylar üzerinden müdahalede bulunan bir medya eleştirmeni olmuştur. Özellikle akademiden kopma sürecinde, akademik alandan ziyade gazeteciliğe has yazım türlerine yönelmiş, akademik seçkinlerin küçümsediği türler olan kısa eleştiri ve denemelerle daha geniş bir okur kitlesine seslenmeye çalışmıştır. Kitle iletişim araçlarında politik potansiyeller keşfettiği bu dönem, aynı zamanda Brecht’le düşünsel yakınlaşma yaşadığı, medya alanı hakkında sıkça fikir alışverişinde bulunduğu dönemdir. [2]

Benjamin, bazen yönetmen, bazen sunucu, bazen de metin yazarı olarak radyoculuk yapmıştır. Enformasyonun aktarımından ziyade hayal gücünü canlandırmaya yönelik bir tekniği benimseyen Benjamin için radyo etkili bir araçtır. Tek yönlü bir iletişim modeline karşı alternatif bir radyo modeli geliştirir. Bu model şu üç ayağa dayanmaktadır: Katılımcı dinleyici, görünmez dinleyicilerle diyalog ve biçimlendirilmiş yapı. Ona göre, bir kitle iletişim aracı olarak radyonun temel görevi, dinleyici kitlenin toplumsal ve politik olguları muhakeme edebilme becerilerini geliştirmesine yardım etmektir. Bunu sağlamanın yolu, dinleyicileri bir muhatap olarak kabul etmek, metinleri bir diyalog olarak kurgulamak; radyo piyeslerini ise epik bir tarzda biçimlendirmektir. Özdeşleşme yoluyla gelen katarsisi reddeden, kolektif bir izleyici/dinleyici deneyimi yaratarak, empatinin yerine hayreti koyan epik tiyatronun yöntemlerini radyo programlarında uygulamıştır. Seyahat izlenimleri, felaketler ve edebi denemelerinin yanı sıra masallar, destanlar ve kendi kurguladığı öykülerinden oluşan programlarıyla Benjamin, sadece politik bir imkan olarak radyoyu kullanmakla kalmamış, bir medya pedagojisi oluşturma çabası içerisinde olmuştur.

Modern bir iletişim aracı olarak gazetede de çeşitli potansiyeller keşfeder Benjamin. Örneğin, okur mektuplarıyla birlikte iletişim ortamının demokratikleşme, her okurun bir yazar potansiyeli taşıma, böylece yazar ile izlerçevre arasındaki ayrımın aşınma şansının doğduğuna işaret eder. [3] Bu, tıpkı sanat eserinin çevresindeki halenin dağılması gibi, kitle önderi konumundaki gazetecilerin halelerinin de başlarından alınması anlamına gelmektedir. Bunun yanında, geniş kitlelerin, sanat eserlerine ulaşma imkanının doğması gibi, olan bitenin bilgisine ulaşma imkanı da artmış; Benjamin’in “hayat koşullarının edebileşmesi” şeklinde kavramlaştırdığı, sıradan insanların sıradan hayatlarının gazetelerde yer alması da yaygınlaşmıştır. Bu gelişmeleri alttakilerin siyasi mücadelesi için önemli avantajlar olarak görmüştür, doğal olarak.

Ancak kitle iletişim araçlarına yönelik bu iyimser bakışın yanında, çok güçlü bir eleştirel duruş da yer almaktadır. Bu duruşu “deneyimleyen insan”dan (erfahrung) “enforme edilen insan”a (erlenbis) geçişten duyulan kaygı olarak özetleyebiliriz. Benjamin’e göre, “hikaye anlatıcılığına en az roman kadar yabancı, ama ondan çok daha tehditkâr, aynı zamanda romanı da krize sokan bu yeni iletişim biçimi enformasyondur.” [4] Enformasyon yalnızca yeni olduğu an değer taşıyan, hayatın derinliğini aktarmaktan yoksun ve nicelikten ibaret kalmış bir eksik deneyimlenme şeklidir. Her gün dünyanın dört bir yanından haberlere erişebilmemize rağmen, elimizde kayda değer, sürekliliğe sahip bir hikaye kalmamaktadır. Artık hiçbir olay, hiçbir düşünce hikayeleştirilememekte, her şey anında enformasyona dönüşmektedir.

Enformasyona dayalı iletişim biçimi, enforme edilmek için olduğu kadar, edindiği enformasyonu unutmak için de sabırsızlanan bir insan modeli yaratmaktadır. Sürekli yenilenme ihtiyacı duyan birey, edindikleri arasında herhangi bir nedensellik ve süreklilik kuramamakta, birbirine dokunmadan uçuşan enformasyonlar, hikayeyi bırakın bir bilgi düzeyine dahi gelememektedir. Bunun sonucu ise bütün toplumun, Benjamin’in kültür düzleşmesi şeklinde andığı, ortalama bir kültürde buluşması; okurların/seyircilerin toplumsal ve siyasal olguları muhakeme yetme becerilerini kaybetmesidir. Bu çağın gazetecisi de, olayları hakkıyla değerlendiren, geçmişin bilgisine sahip bir entelektüel değil, şimdiki zamanı sermayeye dönüştürme telaşında olan bir enformasyon avcısıdır. [5]  Benjamin’in erken bir dönemde ifade ettiği bu kaygılar, bugün birçok düşünür tarafından sahiplenilmektedir. Örneğin Alain Badiou şunları söyler:

“İletişim ve onun maddi örgütlenişi, kabul edilmiş ilkesi tutarsızlık olan görüntüler, haberler, ifadeler, sözler ve yorumlar yayıyor. Kendi dolaşım saltanatını kurmuş olması itibarıyla iletişim, günbegün, taşıdığı tüm öğelerden kopmuş ve işlevini yerine getirmeyen bir tür yan yanalık içinde her türlü bağı ve ilkeyi bozuyor. Yine, iletişimin bize anlık olarak hafızasız bir seyirlik sunduğu ve bu bakış açısından da, aslında bozduğu şeyin zamanın mantığı olduğu da söylenebilir.” [6]

Her şeyi yıkmak için inşa eden kapitalizmin, iletişim modeli olarak, hemen -artık saniyesinde- eskiyen enformasyonu temel alması tesadüf değildir. Bir meta olarak pazara çıkan enformasyon, ne kadar kısa sürede yerini yeni enformasyonlara bırakırsa o kadar değerlidir.

Benjamin, yeni iletişim teknolojilerinin iletişim formlarını nasıl şekillendirdiği, insanın medyayı nasıl deneyimlediği ve medyanın insan deneyimlerini ne şekilde dönüştürdüğü sorularının peşinden gitmiştir. Bu sorular, denilebilir ki, iletişim bilimlerinin ortaya çıkışından bugüne alanın en temel tartışma konularını oluşturmaktadır. Özellikle yeni medya mecralarının muazzam gelişimi, toplumun kılcallarına kadar nüfuz etmesi ve insan deneyimlerinde yarattığı dönüşümlerin çok hızlı bir şekilde görünür olması, bu soruları bugün daha da yaşamsal kılmaktadır. Bu nedenle, Walter Benjamin ve Medya kitabı bir arkeoloji çalışması değil, bugün için de oldukça kullanışlı bir eleştirel düşüncenin sistemli bir analizi niteliğini taşımaktadır.

[1] Meral Özbek, “Walter Benjamin’i okumak”, Ankara Üni. SBF Dergisi, Cilt:55 Sayı:3, 2000, s. 70-71
[2] Bernd Witte, Walter Benjamin, çev. Mustafa Tüzel, YKY, 2007, s.106
[3] Walter Benjamin, Pasajlar, çev. Ahmet Cemal, YKY, 2009, s.67
[4] Walter Benjamin, Son Bakışta Aşk, çev. Nurdan Gürbilek-Sabir Yücesoy, Metis, 2008, s.82
[5] Esther Leslie, Walter Benjamin: Konformizmi alt etmek, çev. Eda Çaça, Habitus, 2011 s.69
[6] Alain Badiou, Gerçek Mutluluğun Metafiziği, çev. Murat Erşen, 2015, s.20