Ana SayfaGüncelBarış İçin Yazarlar’dan okurlara: ‘Kitabına, yazarına, sözün anlamına sahip çık’

Barış İçin Yazarlar’dan okurlara: ‘Kitabına, yazarına, sözün anlamına sahip çık’

HABER MERKEZİ – Barış İçin Yazarlar İnisiyatifi, TÜYAP Kitap Fuarı’nda tutuklu yazarlar Aslı Erdoğan ve Necmiye Alpay için kitap imzaladı. Altay Öktem bu tutuklamaların hukuksal bir boyutunun olmadığını belirterek “Tutsak alma hareketleri” yorumunda bulundu. Yazarları tutuklamanın aynı zamanda okurları da tutuklamak anlamına geldiğini ifade eden Ahmet Mümtaz Taylan ise “Sadece yazarlara değil tüm çevrelere baskı var. Bu durum geniş kitlelerin demokrasi ve özgürlüklere sahip çıkması ile çözülebilir” dedi.

35. Uluslar arası TÜYAP Kitap Fuarı kapılarını okuyuculara açtı. Fuarda, tutuklu yazarlar Aslı Erdoğan ve Necmiye Alpay da unutulmadı.

İki usta kalemin kitapları, Barış İçin Yazarlar İnisiyatifi üyeleri  tarafından imzalandı.

“Yazarları tdsc_0753utuklamak okurları da tutuklamak demek”

İmza etkinliğinde oyuncu ve yazar Ahmet Mümtaz Taylan da yer aldı.

Gazete Karınca’ya konuşan  Taylan, “Yazdıkları için insanların tutuklandığı bir ülkede özgürlükten ve demokrasiden bahsedilemez” dedi.

Mümtaz şunları söyledi:

Bir yazarı gözaltına alıp tutuklamak görece okurlarını da gözaltına alıp tutuklamak demektir. Bizlerin dayanışma içinde olması güzel ama bu hiçbir şeyi çözmez. Okurun yazarına, insanların oylarına, demokrasiye, özgürlüklere sahip çıkması lazım. Bu geniş kitlelerin sahip çıkması ile değişebilecek bir durum. Onun dışında patinaj yapmaya devam ederiz.

 “Bunlar tutsak alma hareketleri”

dsc_0748

Hukukun kullanılarak değişik oyunların oynandığına dikkat çeken yazar Altay Öktem ise, “Hepimiz bunların hukuki değil siyasi davalar olduğunu biliyoruz” dedi.

Baskının sadece basın ve yazarları değil toplumun tüm kesimlerini hedef aldığını belirten Öktem, şunları söyledi:

Siyasi erkin bir baskı kurup, kendi çizdiği yöne Türkiye’yi götürebilmesi için önünde engel olarak gördüğü muhalif güçleri yok etmesi gerekiyor.

Bu tutuklulukları ben tutukluluk olarak da kabul etmiyorum. Çünkü hukuksal bir temeli olan şeyler değil tamamen başka amaçlarla yapılmış bir tür tutsak alma hareketleri.

Bu sadece siyasi bir baskı değil aynı zamanda ekonomik bir baskı da söz konusu. Sonuçta bahsettiğimiz yayınevleri ve medya kuruluşlarının hepsi ticari bir kuruluş. Ve ayakta durmaları gerekiyor. Karşılarındaki siyasi erk her anlamda ülkeyi ele geçirdiği için her açıdan bir baskı var.

Bu anlamda dayanışmayı sağlamak da kolay değil ama Türkiye’de hiçbir zaman hiçbir şey kolay olmadı. O yüzden de birbirimize sıkı sıkı sarılıp, dayanışmaktan başka seçeneğimiz yok.

“Söz özgürdür çdsc_0751ünkü fikir özgürdür”

Ayşe Kulin, son dönemlerdeki ülke iklimini anlamlandırmanın mümkün olmadığını ifade etti.

Kulin şunları söyledi:

Yazarlar, gazeteciler, düşünürler aykırı şeyler söyleyebilirler ama kimse fikirlerinden dolayı cezalandırılamaz. Söz özgürdür çünkü fikir özgürdür.

İçerideki arkadaşlarımızın neden orada olduğunu anlamakta zorluk çekiyoruz. Siyasi görüşleri ile hemfikir olmadığım insanlar da var. Ama bu içeride olmalarını onaylayacağım anlamına gelmiyor.

Yaşananları anlamlandırmak ve kabul etmek çok zor.

“Türkiye’deki muhalifler için hayat hiçbir zaman kolay olmadı”

deniz-durukan

Sürecin hukuksuz bir şekilde ilerlediğine vurgu yapan Deniz Durukan ise, “Doğru dürüst yargılama yapılmadan tutuklandı arkadaşlarımız ve bu işin sonu nereye gidecek bilemiyorum” dedi.

“Bir an evvel tutuklu bulunan yazarların, gazetecilerin özgürlüğüne kavuşmasını diliyorum” diyen Durukan, şöyle devam etti:

Her şeye rağmen direneceğiz ve bu çok kolay değil tabi. Çünkü muhalifler için ülkemizde hayat hiçbir zaman kolay olmadı her zaman zordu. Ama bugün sanırım en zor dönemi yaşıyoruz. Tüm farklılıklarımızı bir kenara atıp bir arada olmak zorundayız.

“Kitabına, yazarına, kitabın içindeki sözün anlamına sahip çık”

Türkiye’de son dönemlerde yaşananları değerlendiren Burhan Sönmez, “Türkiye yine ‘normal’ tarihi süreçlerinden birini yaşıyor. Belki de her on yılda bir biz bu kaderle karşılaşmak zorundayız.  Kötü bir espri gibi hep karşımıza çıkıyor” dedi.

Sönmez sözlerine şu ifadelerle devam etti:

Aslı Erdoğan ve  Necmiye Alpay tutuklandığından beri sürekli bu haksızlığı duyurmaya çalışıyoruz. Ama bunu TÜYAP’ta dile getirmenin özel bir anlamı var.  Çünkü biz genelde kamuoyuna ve devlete hitap ediyoruz. Devlete diyoruz ki, “Düşünce özgürlüğüne sınır koymayın”.  Ama burada bizim esas muhatabımız okurların kendisi.

Yazarların, yüz binlerce okuru burada ve biz burada yazarın her zaman zihninde taşıdığı okurla karşı karşıyayız. Ve okura diyoruz ki; “Kitabına sahip çık, yazarına sahip çık, kitabın içindeki sözün anlamına sahip çık”. Bu yüzden kitap fuarında bu konuyu gündeme getirmek başka zeminlerde getirmekten  daha farklı bir öneme sahip.

“Nadir güzellikler; umut ve dayanışma”

dsc_0757

Nermin Yıldırım, başarılı yazarların sebepsizce tutuklandığını ve onlarla dayanışmaya devam edeceklerini dile getirdi:

Biz hepimiz Necmiye hanımın “Türkçe Sorunları Kılavuzu” ile büyüdük, yazmaya başladık. Kaynak kitabımız bizim. Aslı da keza öyle, Türkiye edebiyatının en iyi yazarlarından biri.

Cezaevinde olmaları için anlamlı hiçbir sebep göremiyorum. Onlar ve tüm tutuklu yazar, gazeteciler için adalet ve özgürlük istiyoruz.

Bugün onlarla dayanışmak için birlikteyiz. Bundan sonra da onların yanında olmaya devam edeceğiz. Elimizde kalan bu nadir güzel şeylerden biri dayanışma ve umut.

“Koyu karanlık bir dönemden geçiyoruz”

dsc_0742

Oyuncu ve yazar Deniz Türkali de Gazete Karınca’ya özel yaptığı açıklamada “Ülkece koyu karanlık bir dönemden geçiyoruz. Nasıl aydınlanır, ne kadar aydınlanır bilemiyorum ama mutlaka aydınlanacağını düşünüyorum”  dedi.

Türkali, şunları söyledi:

Bu baskıların en büyük zararı daha ileriki günlerde insanların üzerinde bıraktığı etkiler oluyor. İnanılmaz bir otosansür başlıyor ve bunun tahribatı çok uzun sürüyor.

Tutuklu yazar arkadaşlarım için çok üzülüyorum ve inanamıyorum. Sadece barış, dostluk isteyen insanların bugün zindanlarda olması akıl alır kabul edilir bir durum değil.