Ana SayfaGüncelSıradan bir yaşam sıra dışı bir öykü: Haydutlar Kraliçesi

Sıradan bir yaşam sıra dışı bir öykü: Haydutlar Kraliçesi

HABER MERKEZİ – Hindistan’ın alt kastların mensup bir ailede dünyaya geldi, çocuk yaşta evlendirildi, şiddete ve cinsel saldırıya maruz kaldı, 20 yaşında ‘haydut’ oldu ve ilk olarak kendisine cinsel saldırıda bulunan erkeği öldürdü, daha sonra cinsel saldırıya yeltenen tüm erkekleri. Phoolan Devi, herkesin bildiği adıyla Haydutlar Kraliçesi, milletvekili olarak girdiği parlamentonun önünde şaibeli bir suikast sonucu öldürüldüğünde yoksullar için ‘kahraman’, zenginler için ise ‘katil’di. İsmi ‘Çiçek Tanrıçası’ anlamına geliyor fakat ülkesinin kadınları hala O’nu Tanrıça Durga’nın yeryüzüne yeniden gelmiş hali olarak anmayı tercih ediyor.

Doğduğumda bir köpekten daha değersizdim, şimdi bir kraliçe oldum… Ne okumam var ne de yazmam, işte öyküm… Çoktan ölmüş olmalıydım ama hala yaşıyorum…

Dünyanın her hangi bir zaman ve mekanında eril sistemlerin boyunduruk altına almaya çalıştığı kadınların büyük bir çoğunluğunun hikayesinin özeti olan bu sözler Hindistan’ın ‘Haydutlar Kraliçesi’ Phoolan Devi’ye ait. Kimilerine göre ‘katil, çeteci, cahil’ kimilerine göre ise 20’inci yüzyılda intikam için yeryüzüne inmiş bir tanrıça olarak anılan Phoolan’ın ‘kaderine’ razı gelmeyip kendi yolunu çizen sıra dışı yaşamı ezilen sınıf ve cinsin kişisel başkaldırı hikayesi olarak anlatılmaya değer.

‘Sadece saygı görmek istiyorum…’

phoolan-devi_568507Modernist kafaların ‘kahraman’ prototipini altüst edenlerden olan Phoolan için hala ülkesinde insanlar, cinsiyet ve içinde bulunduğu toplumsal sınıfa göre; tanımlar getirse de O’nun için bu tanımların kıymeti yoktu ve amacı hayat olması gerekenle var olan arasındaki uçurumu kapatıp adaletsizliği gidermekten ibaretti. Bunun geniş sınıf ve cinsiyet tahlillerine girmeden basit ve sade bir dille anlatıyordu Haydutlar Kraliçesi adıyla yayınlanan biyografi kitabının önsözünde:

Tanıklığım, benimki gibi bir yaşamın bir daha asla yinelenmemesi için yeryüzündeki tüm yoksullara ve ezilmişlere uzanan bir el olsun. Sadece saygı görmek istiyorum. Phoolan Devi bir insandır demelerini istedim…

İlk öfke ilk isyan

Phoolan Devi, 10 Ağustos 1963 yılında, Hindistan’da vahşi ormanlarında, haydutların yol kestiği, Chamba Nehri vadisi Madhya Pradesh’te, sosyo-ekonomik olarak en alt kasttan, okuma yazması olmayan bir çiftçinin kızı olarak doğdu. Dört kardeşli çocukluğu, yoksulluğun mücadele ve acıları ile geçti; ağır işçilik, şiddet, açlık, aşağılanma, cinsel istismar. Büyük babasının ölümünden sonra babası toprakları için amcası ile mücadele edememiş, amcası ve onun oğlunun yaptığı haksızlıklar Phoolan’da ilk büyük öfke krizleri ve başkaldırının tetikleyicisi olmuştu.

11 yaşında evlendirildi

Phoolan’ın ‘itaatsizlikleri’nden bıkan amca oğlunun da önayak olması ile; on bir yaşında iken, kendisinden yirmi yaş büyük biri ile evlendirildi, cinsel istismara maruz kaldı. Evlendirildiği erkekle yaşamaya dört yıl dayanabildi. Sonunda türlü kötülüğü yaşadığı bu evlilikten annesinin de çabaları ile kurtulmayı başardı.

Ancak, Phoolan’ın şiddet ve tecavüzden kaçarak baba evine dönüşü kimseyi mutlu etmeyecekti. Toplumsal kurallar için çocukta olsa ‘dul’ olduğu için büyük bir uğursuzluk ve yüz karasıydı.

Susmadığı için ‘yüzkarası’ oldu, tutuklandı

Yoksulluklarına, haklarının yenmesine isyan ediyor, başkaldırıyor, gerektiğinde üst kasttan insanlara kafa tutuyordu. Yaptığı işlerin parasını alamayan ailesinden bir tek o hakları için korkusuzca mücadele ediyordu. En çok üzüldüğü de babasının ait olduğu kast yüzünden hakkını aramaması, sessizce, her tür aşağılanmaya razı olmasıydı.

Bir yandan da ‘dul’ olduğu için köyün erkeklerinin hedefindeydi. Uğradığı tecavüzün hesabını sormaya kalkıştığı, susup kabullenmediği için de çok suçluydu, kötü bir kadındı. Toprak yüzünden çatışmalı oldukları, babasının toprağını çalmakla suçladığı akrabası tarafından hırsızlıkla suçlanarak tutuklandı. Tutukluluğu sırasında da sürekli dayak yedi ve tecavüze uğradı.

img-haydutlar-kralicesi-phoolan-devi-1

20 yaşında haydutların lideri

20 yaşındayken dağlarda yol kesen ve haraç alan bir haydut çetesi tarafından kaçırıldı. Haydutlar çetesinin liderinin tecavüzüne maruz kalan Phoolan, kendi kastından haydutlarla işbirliği yaparak çete liderini öldürdü. Kısa sürede silah kullanmayı öğrendi, haydutların lideri oldu. İlk işi evlendirildiği ve kendisine tecavüz eden kişinin köyünü basmak oldu.

‘Ben Phoolan Devi…’

Çocukluğundan itibaren kendisi ve çevresindeki alt kastlardan çocuk ve kadınların cinsel istismar ve tecavüze maruz kalmasına karşı intikam ve öfke ile hareket eden Phoolan, bastığı köylerden bir çok erkeği öldürmesiyle özellikle üst kastlara korku salmaya başladı. Kendisine işkence ve tecavüz edilen Behmai köyüne intikam için gittiğinde, elinde megafonla tüm köye “…Ben Phoolan Devi…” diye bağırdı ve istediği kişileri teslim etmezlerse başlarına gelecekler konusunda uyardı. İstediği kişiler verilmediği için köyden 22 kişiyi nehir kenarına götürerek öldürdü. Alt kasttan bir kadının böyle meydan okuma cüretini göstermesi katı kast sistemi için bir tehditti ve bu nedenle uzun süre “Behmai Katliamı” olarak anıldı ve Uttar Pradesh Eyalet Başkanı istifa etmek zorunda kaldı.

Tanrıça Durga’nın intikamı

Çevrede özellikle üst kastlardan zengin insanların hedef alındığı soygunlar yaptı. İsmi efsane gibi dilden dile dolaşan Phoolan için ‘Dasyu Sundari/ Güzel Haydut’ denilmeye başlandı ve alt sınıftan insanlar ve kadınların kahramanı haline geldi. Hindistan devleti başına ödül koydu ancak alt kasttan köylüler onu seviyor ve koruyorlardı, yoksulların, hakkı yenilenlerin, hak arayamayanların kahramanı ve başkaldırısı olmuştu.

Phoolan’ın ismi ‘Çiçek Tanrıçası’ anlamına geliyordu ancak Phoolan koparılmayı bekleyen bir çiçek olmayı seçmedi. Tıpkı ülkesinin ters yüz edilmiş erkek tarihinde kötücül tüm anlamların yüklendiği Tanrıça Durga gibi ‘itaat etmeyen ve intikam alan bir savaşçı’ olmayı tercih etti ve halkta O’nu Durga’nın 20. yüzyılda tekrar yeryüzüne dönmüş hali olarak efsaneleştirdi.

Hükümet ile bir yıllık pazarlık

Zenginden alan fakiri koruyan ünü hükümeti tehdit etmeye başlayınca Indira Gandhi hükümeti barışçıl bir çözüm için Phoolan’la görüşmeye başladı. Bir yıl süren, gizli görüşme ve pazarlıklar sonucu anlaşmaya varıldı. Phoolan’ın yaptığı anlaşmaya göre; kendisi ve ekibindekiler asılmayacak, hiçbirine kelepçe takılmayacak, hiçbiri sekiz yıldan uzun hapis yatmayacak, ailesinin hakkı olan toprakları verilecekti.

1983 yılında soğuk bir Şubat akşamı, 18 bine yakın hayranı tarafından karşılandı. Haki asker giysileri, başında kırmızı bandanası vardı. Silahlarını sadece Mahatma Gandhi ve Tanrıça Durga’nın resmi önüne teslim edeceği şartını koymuştu. Tüfeğini, fişekliğini ve zorla ikna edilerek bıçağını teslim etti.

İlk fotoğraf ve minicik bir kadın

Otuzun üzerinde suçla tutuklanmıştı, ancak hiç mahkeme önüne çıkarılmadı ve on bir yıl hapis yattı. Sonunda 1994 yılında hakkındaki suçlamalar düşürüldü cezaevinden çıktı. Anlaşma sonucu cezaevine girene kadar ismi efsane gibi dolaşan Phoolan’ın hiç fotoğrafı olmamıştı. Hindistan’ı sarsan bu haydut, görenleri şaşırtan, minicik bir kadındı. Bulabildiği tek yol kanun dışı ve şiddet de olsa o kendi insanlığından hiç vazgeçmedi.

İntikam mı planlı bir suikast mı?

Cezaevinde çıktıktan iki yıl sonra aşağı kast ve azınlıklardan destek gören Samajwadi Partisi’ne katıldı. 1996 yılında Parlamentoya girdi. Sevenleri, ne haydutluk, ne hırsızlık, ne cinayet; Phoolan’ın en büyük suçunun Hindistan’ın kast sistemine, ezilmeye ve yoksulluğa karşı çıkması olduğunu savundu.

Phoolan 25 Haziran 2001’te parlamento önünde silahlı saldırıya uğradı, vücuduna beş kurşun isabet etti, hastaneye kaldırılırken yolda yaşamını yitirdi. Teslim olan saldırgan Phoolan’ı Behmai’de üst kastlardan 22 erkeği öldürdüğü için intikam almak için vurduğunu söyledi. Phoolan’ın sevenleri ise buna pek inanmadı çünkü ateş eden birden fazla kişi vardı, ancak gerçek hiçbir zaman ortaya çıkarılmadı.

‘Haydutlar Kraliçesi’nde hikayesini anlattı

Bir söyleşide “Çürüme” olarak tanımladığı cezaevi yıllarında yazar Mala Sen ile tanıştı. Biyografisi “Haydut Kraliçe” isimli kitapta hikayesini tüm ayrıntılarıyla anlattı. Kitabında dünyanın ona dayattıklarına karşı duruşunu “Yeryüzünün ırmak ucunda bittiğini ve güneşin su içinde boğulduğunu sanan korkmuş küçük çocuk değilim artık… Birçok kez yardım isteği ile elimi uzattım ama kimseye ulaşamadım. Bana pislik, cani dediler. Hiç bir zaman kendimi iyi bir insan olarak görmedim ama bir cani de değilim. Tek yaptığım bana çektirdiklerinin aynısını erkeklere iade etmekti. Vahşi ormanda hayatta kaldım. Şimdi de benim çektiklerimi çeken insanlara yardım etmek amacıyla kentte hayatta kalabilmek için Tanrı’ya dua ediyorum” sözleriyle anlattı.

Kitap aynı isimle filme çekildi ancak Phoolan filmi beğenmedi. Çünkü filmde kendi kararları ile hareket edemeyen ve sürekli tecavüze uğrayan bir kurban olarak gösterilmesinden şikayetçiydi. Kendisinin de dile getirdiği gibi Phoolan hem bedenen hem ruhen çok acı çekmiş, tacize, tecavüze uğramış ancak ömrü de bunun öfke ve başkaldırısı ile geçmişti. “Kurban” olmayı hiç kabullenmedi.

Kendi yolunu çizen her kadın gibi seveni de çoktu, nefret edeni de. Hala da öyle…