Ana SayfaGüncelDenizlere cesaretleriyle nam salan iki kadın korsan: Mary ve Anne

Denizlere cesaretleriyle nam salan iki kadın korsan: Mary ve Anne

HABER MERKEZİ – Kadınların ‘uğursuz’ sayıldığı 18’inci yüzyılda denizlerde kılıçları ile nam salan iki korsandı Mary Read ve Anne Bonny. Resmi tarihin kadınları ‘kanun kaçağı’ hikayelerinde ‘arzu’ nesnesi olarak tasfir etmesini tersyüz edercesine yaşam sürdüler. Kimilerine göre; akıldışı suçlular olarak görülseler de O’nlar başına buyruk, bağımsız ruhlu, cesur iki kadındı ve kuşkusuz yaşadıkları çağın çok ötesindeydiler.

Tarihi gerçek nehir yatağının akışında takip ederek ilerlediğinizde coğrafyaların özellikleri belirler, hakikatin izini. İşte kadın ve deniz arasındaki doğal gelişim ve tutkuya dönüşen var olma mücadelesi de böyledir. Deniz özellikle kıyı coğrafyalarda yaşayanlar için vazgeçilmez bir tutku olagelmiştir ki anaerkil toplumlarda bunun milotojik figürlerine deniz tanrıçaları olarak fazlasıyla rastlamak mümkün.

Denize yakın bölgelerde yaşayan topluluklarda bu ilişkinin düzeninden sorumlu olan tanrıçalarken zamanla ters yüz edilen tarihte, tanrıçaların yerini tanrılar almış ve bu tanrılar yeryüzüne inerek, denizi kadına yasaklamıştır.

Hatta zamanla kadınların “denizlere uğursuzluk getirdiği”ne inandırıldı. İşte tam da bu çağlarda denize tutkun iki kadının denizlerde geçen yaşamı başkaldırı hikayesi olarak hafızalarda yer eder.

18’inci yüzyılda yaşanan ve farklı kaynaklardan derlenen bilgilere göre yaşamları bir gemide kesişen iki kadın korsan Anne Bonny ve Mary Read.

Anne Bonny’nin deniz tutkusu

Kadınların itaatkâr davranmalarının beklendiği bir çağda gelenekleri yıkmayı başaran, itaatsizliği seçen ve ‘erkeklere ait’ olduğu iddiası ile dışlandıkları denizlerde yaşam süren kadın korsanlardan ilkinin hikayesi İrlanda’da başladı. Doğum tarihi tam olarak bilinmeyen Anne Bonny 1697-1700 yılları arasında eril toplumsal geleneklere göre ‘gayrimeşru’ bir çocuk olarak dünyaya geldi. Kısa bir süre sonra annesi yaşamını yitirdi. Amerika’ya göç eden babasından yüklü bir miras kalmasına rağmen karada ‘düzenli bir hayat’ sürmeyi reddeden Anne’nin hayallerini deniz süslüyordu.

Bu yüzden gizli gizi kılıç ve dövüş dersleri almaya başlayan Anne’nin aldığı bu dersler 14 yaşındayken kendisine cinsel saldırıda bulunan bir erkeğe karşı uyguladığı öz savuma sırasında işine çok yaradı. Cinsel istismarda bulunmaya kalkışan erkek, babasının arkadaşıydı ve yazılı kaynaklara göre toplumda ‘itibarlı’ olan bu kişi aylarca Anne’nin darbeleri nedeniyle yatalak yaşamak zorunda kaldı.

Denizleri terk eden eşini terk etti

İki yıl sonra hayallerinin peşinden gitmeye karar verdi, evi terk etti. Kadın olarak denize çıkmasına izin verilmediği için korsan olan James Bonny ile evlendi.

Evlendiği kişi korsanlıktan vazgeçip yerleşik yaşama geçince onu ‘döneklikle’ suçlayarak terk eden Anne, kadın olarak gemiye binmesine izin verilmediği için erkek kıyafetleri giyerek, gizlice bir korsan gemisine bindi.

Kılıç ve tabanca kullanmayı iyi bildiği için dikkat çekmeyen Anne, Küba’ya vardığında kimi kaynaklara göre daha sonradan kaybedeceği çocuğuna hamile olduğu kimi kaynaklara göre ise hastalandığı için korsanlığa bir süre ara verdi. İyileştikten sonra tekrar Karayipler’de korsanlığa başlayan Anne’nin şöhreti denizlerde ‘Amansız’ isimli korsan teknesi gibi esmeye başladı.

Maracaibo yakınlarında Hollandalı bir korsan gemisi ile karşılaştıklarında Anne için ömür boyu dostluğunu pekiştireceği başka bir kadın korsan karşıladı. Adı Mary Read’dı. Mary’de tıpkı Anne gibi deniz tutkunuydu ve kadınlar için ‘günah’ olan gemilerde korsanlık yapabilmek için erkek kılığına girmişti.

Mary’nin az bilinen yaşamının ayrıntıları

Tarihi kaynaklarda şaşırtıcı olmayan şekilde Mary Read’in yaşamı hakkında da çok az şeye rastlanır.  Londra’da doğan ve denizci olan babasının yanında gemilerde ölen erkek kardeşinin yerine erkek kılığına girerek çalıştığı rivayet edilir. Babasının ölümünden sonra gemilerde çalışan Mary’nin cinsel saldırıya maruz kaldığı bu nedenle gemiden kaçarak, yine erkek kılığında İngiliz ordusuna katıldığı kaynaklarda yer alan hakkındaki kesin bilgilerden. Flanders savaşında gösterdiği cesareti sayesinde Süvari Alayı’na terfi eden Mary, aşık olduğunda gerçek kimliğini açıkladığı için ordudan atıldı ve aşık olduğu kişiyle evlendi.

Anne ve Mary’nin kesişen yolları

Yerleşik yaşama kısa bir süre dayanabilen Mary, deniz özlemi nedeniyle bir süre sonra evi terk ederek, Hollandalı bir korsan gemisiyle Karayiplere doğru yolculuğa çıktı ve tabi ki yine kimliğini gizleyerek. Mary’nın içinde bulunduğu korsan gemisi Anne’nin içinde bulunduğu korsan gemisinin saldırısına uğradı ve esir alınanlar arasında Mary’de vardı. Anne kendisi gibi erkek kılığına girmiş olan Mary’i hemen fark etti ve iki kadın birbirine gerçek kimliklerini açıkladıklarında denizlerdeki büyük dostlukları başladı. Korsan gemisinin iki iyi savaşçısı olan Mary ve Anne mürettebatın korkulu rüyası haline geldi.

Kadın oldukları için idam edilmediler

1720’de Jamaika’nın korsan gemisine saldırısına mürettebat hazırlıksız yakalanınca deniz ortasında büyük bir savaşa giren iki kadın son ana kadar savaştı ve esir alındı. Mürettebatın tamamıyla birlikte idama mahkum edilen Mary ve Anne, kadın oldukları fark edilince idam edilmedi ve ömür boyu hapse mahkum edildi. Hapiste ateşli hastalığa yakalanan Mary yaşamını yitirirken, Anne’nin akibeti hakkında kesin bir bilgi bulunmuyor.

‘İtaat’ etmeyen iki kadın

Eril tarih kadınları genelde haydut ve ‘kanun kaçağı’ hikayelerinde arzulanan ve uğruna savaşılan nesneler olarak tasfir eder. Anne ve Mary ise bu tarihi tersine çeviren kadınlar olarak karşımıza çıkar. Kimilerine göre; akıldışı bir suçlu, kimilerine göre ise büyüleyici tarihi kişilikler. Dünya tarihine geçen az sayıdaki kadın korsanlardan olan Mary ve Anne, hakkında yazılanlara ve belgelere bakarsak başına buyruk, bağımsız ruhlu ve cesur iki kadındır. Kuşkusuz, çağının çok ötesindeydiler, kadınlara evde hanım hanımcık eşlerini beklemelerinin buyrulduğu bir dönemde yaşamlarına “itaat” sözcüğünü almamayı tercih ettiler.


Kaynakça

  • Tarihin Cilveleri, Aykırı Yayıncılık
  • Çağlar Boyunca Büyük Kadınlar, Avesta Yayıncılık

 

Previous post
Palmira'ya saldıran IŞİD yeniden antik kente girdi
Next post
İstanbul’da bombalı saldırılar: 30'u polis 38 kişi yaşamını yitirdi, 155 yaralı