Ana SayfaGüncelEsma’nın şarkıları ile ‘özgür halk’ın ruhuna dokunmak…

Esma’nın şarkıları ile ‘özgür halk’ın ruhuna dokunmak…

HABER MERKEZİ – Dünyada özgürlüğün farklı farklı tanımları vardır ancak ‘Özgür halk hangisi?’ diye sorulduğunda verilecek ilk yanıttır belki de Çingeneler. ‘Vatansızlar’a sesi ile vatan olanlardandı geçtiğimiz günlerde yaşamını yitiren ‘Çingene Müziğinin Divası’ Esma Redzepova. “…Acıları da mutlulukları da anlatan şarkılarım var. Şarkı söylerken söylediğim sözleri yaşarım. Bu yüzden jestlerim ve mimiklerimle de iletişim kuruyorum seyirciyle…” diyen Esma, başkasının oryantalist bir üslupla nesneleştirdiği halkının hikayesini melodilerle özneleştirerek anlattığı için dünya sahnesinden bir ayinden geçer gibi geçti.

“Yürüdüm, yürüdüm uzun yollar boyunca…/…Mutlu çingenelere bile rastladım…” Çingeneler’in Hitler faşizmi tarafından soykırıma uğratılmasına bir kadın ağzından yakılan ağıt olan Djelem Djelem’i O’nun sesinden mutlaka dinlemişsinizdir.

Hani bir halkın “vatansız”, “topraksız”, “unutulmuş” ama inadına özgür ruhunu, dünyanın dört bir yanına anlatan Esma Redzepova. Birçokları 11 Aralık’ta Üsküp’te yaşamını yitirdiğinde ‘Çingeneler Kraliçesi’, ‘Çingene Müziğinin Divası’ gibi başlıklarla keşfetti Esma’yı. Oysa sesine sözüne ve enstrümanına yansıttığı müziği ile dünyanın her köşesine yayılan Çingeneler’in bir ayin gibi dinlediği Esma, halkının geçmişten getirdiği kutsal bir nefesti.

Efsaneye göre Çingeneler’in dünyanın dört bir yanına yayıldığı Hindistan’da ilk inandıkları Tanrıça “Durga”, “Bibijaka” ve “Kara Sara”nın bileşkesiydi Esma’nın sesi ve yaşamı.

Halkının hikaye anlatıcısıydı

Esma’nın halkı hakkında dünyanın her yerinde Oryantalist ‘oynak’ bakış açısının arkasında büyük bir özgürlük düşü ve bu düşün bedeli yaşanan trajediler gizliydi.

Ki ‘göbek’, ‘eğlence’ diye sunulan bir halkın kültürüydü ve ciddiye alınmayı gerektiriyordu ancak, yazılmamış ya da birileri tarafından yazılmış tarih Çingeneleri kendi dilinden ve kendi tarihinden uzak anlatıyordu. Esma halkının sözlü tarihini melodi ile birleştirip kendi dilinden anlattığı için kutsaldı birazda.

Özgür halkın özgür sesi

Özgürlük denildiğinde aklımızda pek çok imge belirir ancak özgür bir halk dediğimizde aklımıza gelecek ilk isim Çingenelerdir ve hiçbir yere hapsedilemeyen özgür ruhlu insanların özgür sesidir Esma. Yersiz, yurtsuz, kimsesiz tek isteği özgürlük olan bir halkın dramı olsa da anlatılan, Çingeneler denilince aklımıza ilk gelenin müzik ve neşe olması da ilginçtir. Ancak bu halk için müzik öyle algılandığı gibi ‘her şeye gülüp geçen bir halk’ indirgemeciliğinin çok ötesinde bir anlam ifade eder.

Fonseca’ya göre Çingene şarkılarının çoğu yoksulluktan, imkansız aşktan, kaybedilmiş bir özgürlüğe duyulan özlemden söz eden yürek burkucu ağıtlardır. Esma tamda bunları anlatır sözünü ve bestesini yaptığı şarkılarında.

Aynı zamanda az bilinse de bir aktivist, kadın, çocuk ve halkının haklarının savunucusudur ve O’na göre “Dünyada hiçbir insan bir diğerinden üstün değildir, tanrı eşittir, eşitsizliği yaratan insanlardır…”

Ailesinden gizli müziği seçti

Gülümsemesini yüzünden eksik etmeyerek aşkı ve acıları anlatan Esma’nın yaşam hikayesi Makedonya’nın başkenti Üsküp’te başladı. Roman ailenin 6 çocuğundan biri olan Esma’nın annesi Müslüman bir Roman, büyükannesi Irak Yahudi bir Roman ve büyükbabası ise Katolik bir Roman’dı. Babası 1941 yılında  bir Alman bombardımanında bir ayağını kaybetmiş ve hayatını hamallık, şarkıcılık, davulculuk, sirk göstericiliği ve ayakkabı boyacılığı yaparak kazanıyordu.

Esma henüz 9 yaşındayken bir yerel Roman müzik organizasyonunda tanıtılmış ve zor ritimleri çabuk bir şekilde öğrenmesiyle dikkat çekti. 1856 yılında okul  öğretmeni Esma’nın bir okul yetenek yarışması için Radyo Üsküp’de  şarkı söylemesini önerdi. Fakat Romanlar için evli olmayan kızların şarkıcı olması  “ayıp” olarak görülüyordu. Bu yüzden Esma ailesine haber vermeden yarışmaya katıldı ve yarışmayı kazandı. Esma’nın ailesi başarısını öğrendiklerinde son derece  üzüldüler ve müzik kariyerine devam etmesine gönülsüz yaklaştılar.

‘Çingenelerin Kraliçesi’

Etnik Makedon müzisyen ve bir müzik grubunun öncüsü Stevo Teodosievski, Esma’nın yarışmada gösterdiği performanstan etkilendi ve onun müzik  topluluğuna katılmasını istedi. Ardından Esma’nın ailesini ikna etti. Yüzlerce şarkıyı içeren çok sayıda repertuarından ve Roman kültürüne ve tanıtımına katkısından  dolayı Çingenelerin Kraliçesi unvanını aldı.

Sahnesi halklar şöleniydi

Ailesinden gizli başladığı müziği ile büyüleyen Esma, hayatı boyunca dünyanın birçok ülkesinde 800’den fazla konser verdi. Mülteciler ve halkına yönelik ayrımcılığa karşı yürüttüğü mücadele nedeniyle Nobel Barış Ödülü’ne aday gösterilen Esma, sahneden hiç kopmadı ve 2013 yılında Makedonya adına  Eurovision’a katıldı. Sadece Çingene müziği değil aynı zamanda Balkan müziklerini 7 dilde yorumlayan Esma’nın sahnesi onu izleme fırsatı bulanlar için bir halklar şöleninden farksızdı.

‘Roman köklerimle gurur duyuyorum’

6 Mayıs 2016’da Hıdırellez Bayramı için İstanbul’da konser veren Esma, gazeteciler ile söyleşisinde hayata bakışını şöyle anlatıyordu:

Roman kökenlerimden  gurur duyuyorum. Hayatım boyunca roman kültürünün tanınması, romanlara dönük ayrımcılığın farkına varılması ve romanların Avrupalı diğer vatandaşlarla eşit  haklara sahip olması için çalıştım. Romanlara dönük ayrımcılık her zaman var oldu ve Romanlar hep bununla yüzleşmek durumunda kaldı. Aslında romanlar  dünyadaki en kozmopolit halk. Aynı zamanda diğerlerini asimile etmeye çalışmamışlar. Romanların bu tavrını örnek almak ve roman kültürünü tanımak gerek.  Romanların tarihi, kültür zenginliği her zaman açık fikirli oluşlarıyla gurur duyuyorum. Romanların istedikleri yerde yaşamalarına izin verilmeli çünkü kendi  ülkeleri yok. …Müzik olmadan yaşayamam. Müzik; benim yemeğim, aldığım nefestir. Acıları da mutlulukları da anlatan şarkılarım var. Şarkı söylerken söylediğim sözleri  yaşarım. Bu yüzden jestlerim ve mimiklerimle de iletişim kuruyorum seyirciyle. Müzik dil engelleri tanımaz…Herkese mesajım birbiriyle kavga etmeyi bırakıp  çocuklarımızın geleceği ve daha iyi bir dünyada yaşayabilmek için saygı, hoşgörü ve karşılıklı anlayışı öğretmelerini öneriyorum….

Doğduğu şehirde yaşama veda etti

Müzik çalışmalarının yanında aynı zamanda ayrımcılık karşıtı bir aktivist olan Esma, 5’i kendisi doğurduğu 47’sini evlat edindiği 52 çocuğu vardı. Kadın hakları  konusunda farkındalık çalışmaları da yürüten Esma, 11 Aralık 2016’da doğduğu şehir Üsküp’te yaşama veda etti.

Djelem Djelem’i Esma’dan dinlemek…

Dünyanın özgürlük ruhu Çingeneler’in ruhunu biraz hissetmek için Almanya’da Hitler faşizminin ilk gaz odalarına gönderdiği Çingeneler için yakılan ağıt olan  Djelem Djeleme’i Esma’nın sesinden dinlemeli bir kez daha.

Yürüdüm, yürüdüm uzun yollar boyunca

Mutlu Çingenelere bile rastladım.

Yürüdüm, yürüdüm dünyanın ucuna kadar.

Ve şans hep onlarla birlikteydi.

Ey Romanlar, erkekler, çocuklar

Ey Romanlar, nerelerden geldiniz?

Çadırlarınızın içinde, uğurlu yollarda

Şimdi nerelerdesiniz?

Nerde erkekler, nerde çocuklar?

Sizinki gibi benim de büyük bir ailem vardı.

Sizinki gibi, karalı adamlar benim ailemi de katlettiler.

Dünyanın bütün romanları, benimle gelin.

Çünkü bize açılan bu yollar, çingene yollarıdır.

Tam vaktidir, ayağa kalkın

Canımız ne isterse onu yapacağız

Ey Romanlar, çocuklar, erkekler

Gelin, gelin çadırlarınızla bu uğurlu yollara.

Previous post
AKP'li vekil Yeneroğlu: HDP'ye yönelik saldırılar kabul edilemez
Next post
Fazıl Say'a 'Uluslararası Beethoven Ödülü' verildi