Ana SayfaGüncelEzda’nın Çocukları’na dair…

Ezda’nın Çocukları’na dair…

HABER MERKEZİ – Dersim Katliamı’nı yaşamış bir geçmişten gelen ressam Sevim Ünal’ın Şengal Katliamı’na ışık tutan “Ezda’nın Çocukları” kitabı, o kara günlere dair bir anlatı. Gerçek ama kurgu hikâyelerden oluşan kitabın oluşmasında uzun dinleme ve araştırmaların payı büyük.

Candan YILDIZ

Soykırımların geride kaldığı naifliğine sahipken o günlerde, dağlar bir kez daha gerçeği haykırdı bizlere. Ağustos 2014’te on binlerce Ezidi’nin ölümü çağrıştıran kurak topraklarda Şengal Dağı’na kaçışını izledik. Sırtında bir çocuk, elinde başka bir çocuk, sıcak ve susuzluktan, açlıktan yorgun düşmüş bedenler, “ferman” diye tanımladıkları yeni bir yok edişten kaçıyordu; bir kez daha sığınak olan dağlara. Sonrası parçalanmışlık…

Köklerden koparılmanın anlatısını yeryüzüne indirecek inceliğe tam burada ihtiyaç duyuyor insan. Haberlerin kaba, genel geçer, vaka ve olay dilini aşacak üretimler iyi ki var. Soykırımın bin bir yüzünü, ayrıntısını sonsuz kılacak öykülerin varlığı bu yüzden önemli.

Dersim Katliamı’nı yaşamış bir geçmişten gelen ressam Sevim Ünal’ın vicdani bir sorumluluk olarak açıkladığı Ezda’nın Çocukları kitabı o kara günlere dair bir anlatı. Gerçek ama kurgu hikâyelerden oluşan kitabın oluşmasında uzun dinleme ve araştırmaların payı büyük. Devletsiz halkların kendi yanıbaşında devletçik olmuş etnik kardeşlerinin oyunlarına nasıl kurban edildiğini de okuyorsunuz kitapta. Zira Ezidi bir komutanın anlatımlarının da hikâyelendirildiği kitapta Barzani yönetimindeki peşmergelerin kimi kişisel çabalarını bir kenara koyarsak, Ezidileri nasıl yüzüstü bıraktığını okuyorsunuz. “IŞİD’le anlaştık, sizlere dokunmayacaklar, silahlarınızı teslim edin” çıkar siyasetinin diyaloglarla anlatıldığı kitapta “söylentilerin” Ezidi toplumunu nasıl böldüğünü, geride kalanların, geride bırakanların iç çatışmalarını, sorgulamalarını, kurtarma çabalarını buluyorsunuz.

Kitabın yazarı Sevim Ünal, Alevi öğretisiyle yakından ilişki kurduğunu söylediği Ezidi kültürüne dair serpiştirilmiş bilgileri de yediriyor öykülerine.

5 yıllık bir çabanın ürünü olarak çıkan Ezda’nın Çocukları’nda “toz toprak” vurgusunun sık kullanımı dikkati çekiyor. O zor coğrafi şartları anlatmak istediği için bu betimlemeyi kullandığını söylerken Sevim Ünal, zihnimin bir köşesinde “toz” bir metafor olarak gözümün hiç önünden gitmeyen o kaçış anındaki sararan geçmişi, sararan umudu anlatıyordu.

Çarpıcı bir bilgi de içeriyor Ezda’nın Çocukları; erkek egemen kültürün kadın bedeni üzerindeki yok ediciliği maalesef Ezidi toplumunda da yer alıyor. “Namus” gerekçesiyle kadınların taşlanarak öldürüldüğünü yani recm edildiğini öğreniyoruz. Yine kast sisteminin varlığını da…

74 ferman görmüş kadim bir halkın acılarını anlatırken, gerçekleri yazmaktan korkmamak da Sevim Ünal’ı geleceğe sorumluluk duyan kadın bir yazar olarak not edilmesini hak ediyor.