Ana SayfaGüncelFransız Devrimi’nin kadın hakları savaşçısı: Amazon Komutan Theroigne

Fransız Devrimi’nin kadın hakları savaşçısı: Amazon Komutan Theroigne

HABER MERKEZİ – Ortaçağ’ın ‘cadı avları’nda kırıma uğrayan cinsinin ‘eşitlik ve özgülük’ için yeniden isyana geçtiği Fransız Devrimi’nin öncülerindendi Theroigne De Mericourt. Devrimin fitili ateşlendiğinde binlerce yoksul kadınla birlikte Versailles Sarayı’na girdi. “…Onlardan daha az cesur değiliz, zincirlerimizi kırmanın zamanı geldi…” diyordu. Varoşlarda sadece kadınlardan oluşan ‘Amazon Taburları’nı kuran Theroigne, öznesi kadın olan tarih yazımına sözü ve eylemini bıraktı.

Tarihin en önemli toplumsal dönüşümlerinde birine yol açan Fransız Devrimi’ni tarih hep erkeklerin gözü ve fikirleriyle hatırlamayı tercih etti. Devrimin sembol resimlerinde ‘Liberty Leading the People-Halka Yol Gösteren Özgürlük’ başlıklı eserde bir kadın devrimci en önde bayrağı ile yol gösteriyordu ancak, ‘Kaç kadın tanıyoruz?’ diye sorsak kendimize tarihimize yabancılıktır yüzümüze çarpan.

Fransız Devrimi anlatılırken Maximilien Robespierre, Jean Paul Marat, Georges Jacques Danton, Louis de Saint-Just, Camille Desmoulins’i çokça duyduk, oysa devrimin tetikleyicisi ve belirleyicisi olan kadınlardı.

Saraya yürüyen kadınları görmeyen tarih

Eril tarih bize Fransız Devrimi’ni anlatırken tek kadından bahsetti ki o da olumsuzlaştırma sıfatları ve eklemeleriyle Kraliçe Maria Antoinette’nin “Ekmekleri yoksa pasta yesinler” sözüydü. Maria Antoinette bu sözünün tarihe bu kadar mal olacağını düşünmüş müdür bilinmez, ancak 5 Ekim 1789 sabahı binlerce pazarcı, zanaatçı ve çamaşırcı kadın, Kraliçe’nin sözlerini “ne zaman ekmeğimiz olacak?” haykırışlarıyla yanıtladı ve Versailles’e yürüyerek, Ulusal Meclis’i bastı ve kral, hem “İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirisi”ni, hem de diğer genelgeleri kabul etmek zorunda kaldı.

Cadıların kızları devrimde yerini aldı

Ortaçağ kilisesinin ‘Cadı avları’nda kırıma uğrayan Avrupalı kadınların çocukları yeniden ‘varoluş’ için yeni bir isyana soyunuyordu ve eşitlik ve özgürlük mücadelesi için Fransız Devrimi’nde hem fikirsel hem de eylemsel olarak en ön saflarda yer aldı. Düşünsel tartışmalarda, sokaklarda, barikatlarda, yer alan kadınlar devrim sonrası sıra söz hakkına gelince dışlandı ve buna karşı bu defa kendi direnişlerini sözünü söylemeye başladı. Feminizmin ‘eşitlik’ temelli teorilerinin temellerinin atıldığı devrim sonrasında başlayan mücadele hala sürerken, Fransız Devrimi’nde kadınların yaktığı kıvılcımda en çok bilineni ‘Kadın ve Yurttaş Hakları Bildirgesi’ni hazırlayan Olympe de Gouges’di.

Rollan, Claire, Lucile, Charlotte…

Ancak devrim öncesinde sokaklarda devrim sonrasında ise kurulan kulüp ve derneklerde eşitlik mücadelesini aktif katılan binlerce kadın bu güne taşınan mücadele ve yaşam deneyimleri ile ayrı ayrı yazılmayı ve anılmayı hak ediyor.

Evrensel Yayınları tarafından Türkçe yayımlanan Galina Serebryakova’nın ‘Fransız Devrimi’nde Kadınlar’ isimli yapıtı, temel sosyal ve siyasal ilişkilerin altüst olduğu bir dönemi kadın kahramanlar aracılığıyla anlatması bakımında önemli bir kaynak. Jirondenlerin, başı giyotinde kesilen gizli lideri Madam Rollan, kenar mahalleli kadınların önderi aktrist Claire Lacombe, Lucile Desmoulins, Jakobenlerin etkili militanı Elizabeth Lebas, ‘Marat’ın katili’ olarak tarihte yerini alan Charlotte Corday, Galina’nın tarihe not ettiği kadınlardan bazılarıydı.

Tarihsel bir özne olarak Theroigne

Bu yazıda anlatılacak olan ise atını Versailles Sarayına süren ‘Amazon Taburları’nın kurucusu Jakoben Theroigne DeMericourt. Tarihsel bir özne hakkında her şeyi bilmenin pek olası olmadığı, biyografi yazarının bireysel hayal dünyasının katılımı olmaksızın biyografi yazımı olamayacağı gerçeğinden hareketle ve biyografilerde -kadın yazım tarihinin eksikliği- ile bir kaynağa bağlı kalma mecburiyetinin olası tüm zaaflarının farkındalığı ile Theroigne’nin yaşam hikayesini anlatmaya çalışırsak.

At sırtında Versailles’i yürüyenlere öncülük etti

1762 yılında topraksız bir köylünün çocuğu olarak dünyaya gelen Theroigne, monarşi karşıtıydı ve devrimin ilk yıllarında Jakobenler’ın safında yer alıyordu. 5 Ekim 1789 sabahı “ne zaman ekmeğimiz olacak?” diye Versailles Sarayı’na yürüyen binlerce kadına öncülük edenlerdendi. ‘Kadın savaşçı olmaz’ diyen devrim taraftarı erkeklere inat erkek giysileri ile at sırtında Ulusal Meclis’i basan kadınların arasındaydı. O’nun at sırtında devrim taraftarı ressamlar tarafından tasvir edilmesinin ardından aristokrat gazetelerinin ağır cinsiyetçi hakaretlerine maruz kaldı ve “Sefil kadın” manşetleriyle hedef gösterildi.

‘Kadın-erkek eşitliği söylemde değil yaşamda olmalı’

Theroigne kadın-erkek eşitliğini, devrimin sloganlarından biri olarak değil, her günkü politik yaşamda, bilimde, işte gerçekleşmesi gerektiğini savunuyordu. Bu nedenle devrime kadınların aktif katılması için kenar mahallelerde yoğun örgütleme faaliyetlerine girişen Theroigne, kadın taburları oluşturmak için kolları sıvadı.

‘Amazon Taburları’ kuruluyor

Saint Antoine varoşlarında Kadın Klübü kurarken ‘Amazon Taburları’nın kuruluşunu ilan ederken yaptığı konuşmada şöyle sesleniyordu:

Silahlanacağız: Doğa bile bu hakkı bize veriyor. Onlardan daha az yiğit, daha az cesur olmadığımızı göstereceğiz erkeklere; Avrupa’ya Fransız kadının kendi haklarının bilincinde olduğunu göstereceğiz…….Fransız Kadınlar! Görevimiz büyüktür; yıllardır cahil ve köle durumunda kalan kadının, zincirlerini kırmasının tam zamanıdır……

1792’de Theroigne öncülüğünde; ülkenin değişik kentlerinde “Amazon Taburları” kurulmaya başlandı. Boş alanlar, bahçeler, kadınların silah talimlerine, kılıç, mızrak ve bıçak kullanmalarına ev sahipliği yapıyordu.

Theroigne kanlı sonuçları sezdi

Devrim sonrasında Jakoben-Jironden çekişmesinin kanlı sonuçlar doğurabileceğini sezen Theroigne, 1793 ilkbaharında Jirondenlerin idam edilmelerinden ve Ulusal Meclisin dışına çıkarılmalarından önce, Paris’in tüm seksiyonlarına, iç barışın sağlanması için kadınların müdahalesini önerdi. Her bölgeden seçilecek altı yurttaş “dostluk ve kardeşlik” yazan eşarplarla toplantılara katılacaklardı. Ancak önerisi gerçekleşmedi. Politik olarak devrimin sağlıklı gelişmesi için iç barışı önerdiği için Jironden liderlerin Meclis’ten kovulmasından hemen önce, Jakoben taraftarların saldırısına uğradı. Jakobenler’in saldırısına uğrayan Theroigne, politik görüşlerine katılmamasına rağmen Jirondenler’in haksızlığa uğradığını düşündüğü için Jakobenlerin safından çekilerek Jirondenlere katıldı.

‘Boğazlaşmada ben yokum’

Kadınların örgütlenmesi ve kulüplerde yürütülen tartışmalarda her fırsatta “eşitlik ve özgürlük, sadece erkekler için değil tüm toplum için” sözleriyle zihinlere kazınan Theroigne, devrim sonrasında gelişen kanlı dönemi öngörmüştü ve yaşandığında ise kabullenmedi ve “Bu boğazlaşmada ben yokum” diyerek politikadan çekilip kadın hakları alanında çalışmalarına kenar semtlerde devam etti.

O günden sonra aristokratların yanında diğer politik gruplar tarafından da aşağılanmaya ve hakaretlere maruz kalan Theroigne, geçirdiği ruhsal hastalık sonrasında 1817’de bir Paris yakınlarında bir hastanede yaşamını yitirdi.

Yoksul, kadın ve güçlü bir rakip olduğu için…

Siyasi rakipleri tarafından korkulan bir rakip olarak görüldüğü için ‘Sefil kadın’ vb. hakaretlere maruz kalan Theroigne, sadece kendisi siyasal rakip olarak görüldüğünden değil aynı zamanda bir kadın olarak siyasi alanda var olma mücadelesi verdiği için bu hakaretlerin odağındaydı.

Var olana isyan ve yeni bir yaşam için yürütülen mücadelenin yüklediği sorumlulukla Theroigne, yaptığı konuşmalarda ve eylemlerinde sadece sınıfsal değil aynı zamanda cins kimliğinin hakları için direnmeyi seçenlerdendi.

Bu nedenle tarihte yerini sınıfsal duruşu ile ‘Varoşların kadın komutanı’nın yanında, “Amazon taburlarının komutanı”, “Kadın hakları savaşçısı” olarak da aldı.