Ana SayfaYazı / AnalizAbdulcebbar Avcı‘Ve kim bilir, belki de dünyanın sonu gelebilir’: Bir Man Ray portresi

‘Ve kim bilir, belki de dünyanın sonu gelebilir’: Bir Man Ray portresi

ABDULCEBBAR AVCI


Adam Strand’ın ‘Otuz Dokuz Ölümü’ne, “Karanlık bir gökyüzüne karşın daha karanlık bir gölge” diye giriş yapar Gregory Galloway. “Ve kim bilir, belki de dünyanın sonu gelebilir. Bu ihtimal sonsuza kadar geçerli bizim için” diyerek de noktalar, istediğinden otuz sekiz fazlaya ve bir eksiğe sahip olan karakterinin yansımalarını.

XIX. ve XX. yüzyılın ruhunu taşıyan Man Ray (1890-1976),  sonrasında pek çok akıma öncülük edecek olan Dada’ya dahil olmuştur. Geleneksel olan dan tamamen bağlantısız, Dadaizm ve Sürrealizm (Gerçeküstücülük) akımı için üretim yapmıştır.

Fotoğrafçı kimliğiyle tanınan Man Ray, resim ve kolajlarının yanı sıra avangard filmler ile farklı birimlerde yer almıştır. Fransız yönetmen Réne Clair’in (1898-1981) Francis Picabia’yla (1879-1953) senaryosunu yazdığı Entr’acte (Antrakt,1924) filminde, Picabia’yla rol almış ve farklı akımlara da öncülük eden Marcel Duchamp’ın (1887-1968) yardımcı yönetmenliğini yapmıştır (Anemic Cine-ma,1926).

1920’lerde sürrealist bir çerçeveden gözlemlerini aktaran Man Ray, teknik ve estetik süreciyle sürrealist yazarlar ve ressamlara esin kaynağı olmuştur. 1940’a kadar yönetmen olarak kısa filmler, belgeseller üretmiştir.

Nesneye anlam, ruha değer ve kabul görene karşı çıkış

Man Ray, döneminin ruhunu ve acıları ile I. Dünya Savaşı’nın ruhsal anlamda yarattığı çöküşü, dönemdaşlarıyla farklı şekilde yorumlamıştır.

“Caligari’den Hitler’e” de aktarıldığı üzere:

1924’ten itibaren Fernand Léger (1881-1955) ve Réne Clair gibi modern Fransız sanatçılar Almanlarınkinden daha az soyut olan ve makine parçalarının biçimsel güzelliğine bir yakınlığı gösteren ve her türlü nesneyi ve hareketi gerçeküstücü düşler içinde biçimlendiren filmler yaptılar.

Bu açımlama reddedileni ve anlamsız olarak nitelenebilecek olanın kabul görüşünün altını çizer. (Fernand Léger, Ballet Mécanique,1924 adlı deneysel filmiyle yerini alır.)

Öyle ki 1923’te ‘The Return of Reason’la deneysel bir karşı çıkış gerçekleştiren Ray’in de çizgisi, öncelik tanıdığı henüz rastlanmamış olandır yani ‘yeni’dir.

Man Ray, 1923 yılında kendi fotoğraf tekniği olan -Rayograph- ile deneysel filmi Le retour a la raison’ı (The Return to Reason, Akla dönüş) yapmıştır.

Bir yanda seyirciye keyif veren, anlamlı örgüler kurulan, burlesk filmler yapılırken bir yandan da anlamı, örgüyü, tektipleşen anlatım tekniğini reddeden ve kendi estetik sürecini yaratan, filme imgelemini karalayan Ray,  nesneleriyle dönemine kimlik kazandıranlar arasına girmiştir.

‘The Return to Reason’ ilk dadaist filmler arasında yer alır. Man Ray’in görüntüyle olan yakın ilişkisi ve dönem açısından yaptığına kimlik kazandırma mücadelesi yaklaşık olarak üç dakikada sonuç elde eder.

Aynı adlı eseri, 1921’de filmin öncülü olduğunu gösterir. Kıvrılan figürler, helezonik yapı, perspektifin alışılmışın dışında kullanımı vd.


Kaynakça

Kracauer, Siegfried, Caligari’den Hitler’e: Alman Sinemasının Psikolojik Tarihi, çev. Erhan Yılmaz, De Ki Basım Yayım, Ankara:  2011.

Galloway, Gregory, Adam Strand’ın Otuz Dokuz Ölümü, çev. Ogün Baştürk, Ayrıntı Yayınları, İstanbul: 2015.

The Met – Metropolitan Museum of Modern Art, ‘Rayograph’, http://www.metmuseum.org/art/collection/search/265487

The Met – Metropolitan Museum of Modern Art, ‘Plaster Cast of a Nude Female Torso’, http://www.metmuseum.org/art/collection/search/265370

Yazıda adı geçen filmler

Entr’acte (Yönetmen: Réne Clair)

Ballet mécanique (Fernand Léger)

Anemic Cinema (Marcel Duchamp)