Ana SayfaYazarlarAbdulmelik Ş. BekirOna ‘pedal çevirme’ değil ‘Amok koşusu’ denir Sayın Selvi

Ona ‘pedal çevirme’ değil ‘Amok koşusu’ denir Sayın Selvi

HABER MERKEZİ – Abdukadir Selvi OHAL’in uzatılmasını IRA barışının mimarlarından Jonathan Powell’ın çatışmalı süreçlerin çözümü için kullandığı ‘bisiklet’ metaforu ile izah etmiş. Bu vesileyle hatırlatmakta fayda var, bisiklet ve pedal çevirme metaforu çatışmalı süreçlerden barış iklimine geçen ve pedal çevirmeye devam etmekle güçlenen ülkeler için kullanılır. Türkiye’nin mevcut durumu ise göreceli barış ikliminden giderek dozajı artan çatışmalı bir ortama sürüklenmesidir. Ne yazık ki ülkenin mevcut durumunu mitolojide bir tür cinnet hali olan ve başladıktan sonra sonu intiharla biten Amok koşusu metaforuna daha çok denk düşüyor.


ABDULMELİK Ş. BEKİR


Medyada her dönemin nevi şahsına münhasır iktidar sözcüleri olur. Bu dönemin ‘sözcüsü’ de takdir edeceğiniz gibi Sayın Abdulkadir Selvi’dir. İktidarın uygulayacağı politikaları aşikar olmadan ‘kulis’ mealinde haber ediyor. 2 Şubat tarihli Hürriyet’teki köşesinde Başkanlık Sistemi referandumu sırasında iktidarın uygulayacağı bazı politikaların ipucunu verdi. En azından HDP’ye yönelik olanları…

Öncelikle Selvi’nin HDP’ye ilişkin tespitinden başlayalım. Kendilerine göre Kürtler HDP’ye olan desteklerini kesmişler. Bunun nedeni de ‘hendek’ savaşıymış. Ancak henüz AKP’ye de meyletmemişler. Bunun da nedeni yerle bir edilen ilçelerdeki inşada yavaş hareket edilmesiymiş. Başka? Ha bir de ‘her ne kadar halk anlayışla karşılasa da’ HDP’li vekillerin ‘dama taşı’ gibi alınıp bırakılması meyletmeyi engelliyormuş.

Daha ne var?

Önemli bir seçmen kesiminin köyünde, mahallesinde oy kullanmayacağı ve devletin bilhassa üstlenmesiyle bazı merkezlere taşınacağı ilk ipucu. Hatırlanacaktır 1 Kasım seçimleri öncesi de uygulanmış ve Anayasa’ya aykırı olduğu çok tartışılmıştı. “Anayasa mı?” dediğinizi duyar gibiyim. Benimki sadece bir hatırlatma.

Daha daha ne var?

Sandıkların başında sandık görevlileri ve seçmenin dışında kimsenin olmayacağını da yazıdan anlıyoruz. Böylece PKK militanlarının seçmenlere baskı yapılması engellenecekmiş. Daha düne kadar İçişleri Bakanı Sayın Soylu’nun “Tüm aramalara rağmen dağlarda bile bulamadığı” PKK militanlarının sandık başına kadar gelmeleri tuhaflığını es geçelim.

Peki bu kadar mı?

Değil. HDP baskı altında tutulacakmış. Sebep? Şahsen yazıda herhangi bir sebebe rastlamadım. Galiba ‘öylesine’dir. Pardon filminde marketçinin alnına niye çizik çektirilmişti ki! Zaten işin en güzel yanı sayın Selvi referanduma gidilen bir süreçte parlamentonun üçüncü büyük partisine iktidar tarafından ‘baskı uygulanacağını’ gayet normalmiş gibi hiç sıkılmadan huşu içinde bize müjdelemesi değil mi?

Bitti mi?

Ahalinin henüz sabah mahmurluğunda iken vapurda birden ortaya atılan seyyar satıcı misali olmasın ama ‘Bitmedi’.  Yazının en flaş yönü OHAL’in yıl sonuna kadar süreceği müjdesiydi. “Ha iyi” demeden önce 2016 Aralığını geçeli daha 31 gün olduğunu hatırlatmak isterim. Yani 2017 demek istiyor kendileri. Biraz afalladığınızın farkındayım. İnşallah referandumda “Evet” çıkınca daimi olacaktır.

Dahası?

Gelelim dahasına. Ama ‘tadından’ yenmediğini peşinen söyleyelim. Sayın Selvi yazıda bana, sana, ona ezcümle hepimize bir de ‘caps’ var. Hani internette birden bire karşına çıkan ve bir sürü fırsat sunanlarından. Ordan kapatıyorsun başka bir yerden fırlıyor mübarekler. İşte o. Uzatmadan söyleyeyim. AKP, MHP ile ortaklığına ilişkin bölgeyi arayıp, tarayıp rapor hazırlatmış. Sonuç yazının tamamından anlaşılacağı üzere ‘iklim’ uygunmuş. Her ne kadar hala yüzde 10 oy alıyorsa da HDP ile arasına mesafe koyan seçmen (kim, nasıl tespit etti belli değil) meyledebilirmiş.

Sayın Selvi son olarak da OHAL’ın uzatılmasını IRA (İrlanda Kurtuluş Ordusu) barışının mimarlarından Jonathan Powell’in çatışmalı süreçlerin çözümü için kullandığı ‘bisiklet metaforu’ ile izah etmiş.

Ne diyelim. Nereden başlayalım? Sayın Selvi’nin referanduma giden bir ülkede 6 milyon seçmeni temsil eden bir partinin nasıl baskı altına alınacağını normal bir şeymiş gibi haber vermesine mi, OHAL’in daimi kılınacağını müjdelemesine mi, barış ve çözüm süreçlerinden edine edine savaşın nasıl sürdürüleceği deneyimine mi? Hangisine şaşıralım, hangisini düzeltelim ya da hangisine kızalım?

Anlayacağınız Sayın Selvi’nin bir sonraki cümlesi bir önceki ile geçinemiyor. Hatta cümlenin ikinci yarısı ilk yarısına şiddetli geçimsizlik yaşıyor. Belki de giderek kutuplaşan ülkenin hali pür mealidir Sayın Selvi’nin yazısına sirayet eden. Bu vesileyle hatırlatmakta fayda var, bisiklet ve pedal çevirme metaforu çatışmalı süreçlerden barış iklimine geçen ve pedal çevirmeye devam etmekle güçlenen ülkeler için kullanılır. Türkiye’nin mevcut durumu ise göreceli barış ikliminden giderek dozajı artan çatışmalı bir ortama sürüklenmesidir. Ne yazık ki ülkenin mevcut durumunu mitolojide bir tür cinnet hali olan ve başladıktan sonra sonu intiharla biten Amok koşusu metaforuna daha çok denk düşüyor.