Ana Sayfa1915'TEN BUGÜNE‘Ailemin vatanını sadece ‘Ararat’ filminde gezdim’: Ermeni yönetmen Atom Egoyan’ın portresi

‘Ailemin vatanını sadece ‘Ararat’ filminde gezdim’: Ermeni yönetmen Atom Egoyan’ın portresi

HABER MERKEZİ – 1915’ten bugüne uzanan Ermeni portrelerinde bu hafta, Soykırımı anlattığı ‘Ararat’ filmiyle tanınan yönetmen Atom Egoyan’ın Kanada’ya uzanan hikayesi var.


Görüşmeyi yapan: Aghavni Yeghiazaryan

Çeviri: Lokman Sazan


Babam Sovyetler döneminde Ermenistan’ı ziyaret etti; Tsitsernakaberd’a gitti ve oradan döndüğünde bambaşka biri olmuştu. Ebedi ateşin önünde ayakta dururken gözlerinden yaşlar boşalmaya başlamış. Sütunlar onu eziyormuş gibi hissetmiş. Yaşananları anlattıkça hala gözlerinden yaşlar geliyor. Tsitsernakaberd’ı önemini ve değerini ziyaret ettiğimde anlayabildim.

Böyle anlatıyor film yapımcısı Atom Egoyan. Ermenistan’a ilk defa 1991’de “The Adjuster” filminin Moskova Film Festivali’nde gösterime girdiği zaman gitti Egoyan. Aktris olan eşi ve yapımcı ve oyun yazarı Arsinée Khanjian ile birlikte Moskova’dan Erivan’a seyahat etme fırsatı oldu.

Bu seyahati ve ondaki yankısını şöyle anlatıyor Egoyan:

Herkesin hikayeni bildiği ve Ermeni olmanın ne demek olduğunu anlatma ihtiyacı duymadığım bir yere gelmiştim. Kimlik davasından ve mucizevi süreklilikten var olduğumuz ve olmaya devam ettiğimiz bir ülke. Vaha kültürünün olmadığı; bütün ülkenin canlı, dinamik olduğu bir ortamı deneyimlemenin coşkusunu  yaşadım. Ve bunun Erivan’dan daha küçük kasabalara, kimlik diye tanımladığım farklı zeminler, yayıldığını  görmek dikkate değerdi. Bu çok nadir görülen zengin bir dokuydu ve eve dönmenin muazzam bir anlamı vardı.

Atom Egoyan ve Arsinée Khanjian

Adaleti görev edinmek

Atom Egoyan Kahire’de doğdu ve Kanada’da yaşıyor. Kanada kültürünün özgün bir temsilcisi olarak tanınan Egoyan, Toronto ve Cannes film festivalleri de dahil olmak üzere, filmleriyle ilgili çok sayıda övgü aldı.

Son filmi “Remember” (Hatırla) 2015 Ekim ayında Kanada’da gösterime girdi. Holocoust’a  özgün bir yerden bakan filmde; günümüzde Auschwitz’ten sonra hayatta kalmış ana kahraman, ailesini öldüren kişinin  başka bir isim altında hala hayatta olduğunu öğrenir ve katili bulup öldürmek gibi bir misyonu üstlenir.

Sıklıkla yaraların zamanla iyileşeceğini düşünürüz. Fakat hem failde hem de kurbanda yaralar açık kalır.

‘Remember’ filmi hayatta kalan tanıkları ve işlenen suçları etkileyici bir şekilde anlatır. Günümüzü anlatan film, hayatta kalan tanıkların yaşları dolayısıyla aciliyet mesajı verir.

“Öldürme eylemi, özellikle toplu öldürmeler zaman aşımına tabii değildir ve eğer birileri kayıtsız kalırsa suçun aksesuarı olmuş olur” diyor Egoyan.

Egoyan ve Khanjian 1915 Soykırımı’nı anlatan “Ararat” (2002) filminden dolayı muhtemelen Ermeniler tarafından en çok bilinen kişilerdir.

“İnkarın nesilden nesile nasıl  aktarıldığını ve insanların bundan nasıl etkilendiğini tesvir eden komplike  bir film yapmaya karar verdim” diyor Egoyan.

Atom Egoyan, “Ararat” film ekibiyle birlikte

“Evden uzakta”

Egoyan ailesinin kökleri Batı Ermenistan’a kadar uzanıyor. Atom’un babasının dedesi Yeghia, Arapgir’de (Malatya) doğdu. Yeghia, babasının çağrısı üzerine 1914’te Mısır’a kaçar.

“Muhtemelen Arapgir’de üzüm bağlarımız vardı. Çünkü babamın büyük babası ona Türklerin üzüm bağına gelip onlara saldırmak için nasıl takip ettiğini anlatmış; bu sebeple dedem Mısır’a kaçmış. Arapgir’de kalan ailesinin tamamı öldürülmüş” diyor Egoyan.

Sonradan ise Yeghia Halep’e gider. Orada evleneceği kişiyle yetimhanede tanışır. Egoyan’ın büyükannesi Arshalouys da Soykırım’dan kurtulanlardan, fakat aile nerede doğduğunu bilmiyor. Yeghia ve Arshalouys’un dört çocuğu olur ve bunlardan en küçük olanı Joseph (Hovsep) Atom’un babasıdır.

“Yeraz (Rüya) şarkısı Ararat filminde duyuluyor. Bu büyükannemin çocukluğunda hatırladığı tek şey. Filmde hikayemin parçalarının olması oldukça duygusal bir şey benim için” diyor Egoyan.

Misag Devletian, Atom’un annesinin dedesi, Kayseri’de doğmuş bir halıcı. Misag Atom’un annesi Shushan bir yaşındayken babasını kaybetmiş. Aile katliamdan önce Kahire’ye taşındı.

Atom’un annesi ve babası, Kahire’de Shushan ve Hovsep sanatçılardı ve resim bölümü okumalarının yanında mobilya işiyle de uğraştılar. Kahire’deki politik iklimden dolayı Egoyanlar Kahire’den ayrılıp 1963’te Kanada’nın batısında Victoria kasabasına taşındılar. Aile orada da mobilyacılık işine devam etti ve Ego Interiors adında yeni bir şirket kurdu. Kasabada tek Ermeni olan aile, Yeghoyan soy ismini İngilizceleştirip Egoyan yaptı.

Valizin açılması

Atom’un genç yaşında drama ilgisini çekmişti ve 13 yaşında oyun yazmaya başladı. Sanata olan ilgisine rağmen Atom,  ilk kez çok sayıda Ermeni’yle karşılaştığı ve dahil olacağı Ermeni Öğrenciler Derneği’nin bulunduğu Toronto Üniversitesi’nde Uluslararası İlişkiler bölümünde eğitimine başladı.

1970’lerin sonuydu. Cemaat için oldukça zor zamanlardı. Terörizm, adalet komandoları vardı ve Öğrenci Derneği oldukça aktif ve militandı. Kendimi bir anda o kargaşanın içinde buldum. Ottawa’da terör olayları yaşandı ve Ermeni ile Kanadalı kimliklerimiz çatışıyordu. Bundan kısa bir süre sonra da Arsinée ile tanıştım. Hayatımın o döneminin neden bu kadar zor olduğunu ve iki farklı dünyayı birleştirmek için neden mücadele ettiğimi anlamıyordu. Arsinée Beyrutluydu ve bizden farklı yetiştirilmişti. Görüşmelerimiz oldukça zorunlu ve önemliydi. Sahip olduğum kimlikle ilgili sayısız sorular vardı. ‘Ararat’ filminde bir sahne var: David (Christopher Plummer) Raffi’ye (David Alpay) “Onca yolculuktan sonra onu Türkiye’ye, tarihi Ermenistan’a getiren neydi?” diye sorar. Soru aslında valizle alakalı. Ulusal mutfak ve dans gibi şeyler batı diaspora Ermenilerine daha folklorik gelebilir. Fakat sorunun siyaseti ve anlamı benim için kimliğin kaynağı anlamına geliyor.

Atom Toronto Üniversitesi’ndeyken

Atom’un ilk kısa filmleri festivallerde gösterildi ve genç yaşına rağmen başarısı kabul edildi. Atom Egoyan 1979’da Ego Film Arts (Ailesinin mobilya firması Ego Interiors yanıp kül olmuştu) adlı şirketi kurdu ve 1984’te Egoyan’ın “Next of Kin” adlı ilk uzun metrajlı filmi Kanada’nın yanı sıra Kuzey Amerika ve Avrupa’da tanınmasına vesile oldu.

Atom kariyeri boyunca başka yönetmenlerin filmlerinde ve kameranın diğer tarafında da yer aldı. Aynı zamanda yönetmenlik yaptığı bir kaç belgesel de var. Yaratıcı bu süreçte piyanist kız kardeşi Eve Egoyan ve oğlu Arshil’le de işbirliği içerisindeydi. Bununla birlikte aktris olan eşi Arsinée Khanjiyan’ın da çalışmalarında özel bir yeri var.

Birlik içinde olan yaşamımız Ermeni kimliğini keşfetme yolculuğudur. Kimliğin ne anlama geldiğini değerlendirmeye çalışan bu misyonda işbirliği içerisindeyiz.

İkimiz de  kimliklerimiz ve Soykırım konusunu tasvir etme sorumluluğunu üstlendik. Bunun başlangıcından beri  birleşik özümüzün bir parçası olduğu kararına vardık.

Türkiye, coğrafi olarak, benim atalarımın vatanı ve diaspora yalnızca Batı Ermenistan cemaatinden oluşmuyor. Kimlik perspektifinden bakıldığında, benim için bir vatan ve devamlı olarak döneceğim bir yerdir.

Arapgir’e hiç gitmedim fakat bir gün gideceğim. Ailemin vatanı Vasburagan’da hiç bulunmadım. Bu yerleri sadece ‘Ararat’ filminde gezdim. Filmin başrol oyuncusu Raffi, nihayetinde anlama seyahatini tamamlamak için kendini o bölgelere giden yollarda buluyor.


Kaynak: Aurora Prize