Ana Sayfa1915'TEN BUGÜNE‘Fotoğrafları Ararat’ın eteğine gömdüm’: Ünlü oyuncu Arsinée Khanjian’ın soykırım hikayesi

‘Fotoğrafları Ararat’ın eteğine gömdüm’: Ünlü oyuncu Arsinée Khanjian’ın soykırım hikayesi

HABER MERKEZİ – 1915’ten bugüne uzanan Ermeni portrelerinde bu hafta Arsinée Khanjian’ın hikayesi var. Arsinée Khanjian bir aktris ve geçtiğimiz hafta portresi mercek altına alınan Atom Egoyan’ın eşi. Arsinée Khanjian’ın ve ailesinin Soykırım hikayesi Diyarbakır’dan Kanada’ya uzanıyor.


Görüşmeyi yapan: Aghavni Yeghiazaryan

Çeviri: Lokman Sazan


“Karşınızdakiler varoluşunuzu ve anlatılarınızı kabul ettiğinde varlığınızı sürdürebileceğini biliyorsunuz. Yüzyıl önce olanlarla ilgili tamamen tanınma olana kadar, kaç yüz yıl geçerse geçsin, yaşadığımız bu tarihle ilgili uzlaşma sağlanamayacak” diyor Aktris Arsinée Khanjian.

Khanjian, ailesinin öyküsünü anlatırken soğukkanlılığını kaybediyor ve duygular gözyaşına dönüşüyor. Anlatılamayanı konuşmadaki cesaretine rağmen, belirli olayları ilişkilendirmedeki korkuyu aşamıyor. Ailesinin geçmişte yaşadıkları, gittiği her yerde Arsinée’nin peşinden geliyor.

Lübnan’da doğan Arsinée Khanjian 17 yaşındayken ailesi Kanada’ya göç etti. Toronto Üniversitesi’nde yabancı diller bölümünden mezun olduktan sonra yine aynı üniversitede Siyaset Bilimi bölümünde yüksek lisans yaptı. Annesinin teşvik ettiği branşı seçti fakat aynı zamanda severek aldığı tiyatro eğitimi bir grubun tiyatrosunda performans sergilemesine vesile oldu. Orada da evleneceği yönetmen Atom Egoyan’la tanıştı.

Arsinée Khanjian ve Atom Egoyan

Aktrislik kariyerinde eşi Egoyan’ın filmlerinin yanı sıra, Taviani kardeşler, Michael Haneke, Olivier Assayas ve Fatih Akın gibi yönetmenlerle de çalıştı ve 2002’de Genie ve  Gemini [1] ödüllerini aldı.

Khajanian, Queen’s Golden Jubilee madalyasını almasının yanı sıra Kanada’ya önemli katkılarda bulunan kişilerin adının yazıldığı Her Majesty to the Throne’nun 50. yıldönümü listesine de dahil oldu. Khjanian Kadın film ve televizyonlarında yaratıcı üstün başarısından dolayı 2005 Kristal Ödülü’nü aldı.

Arsinée’nin, yaşamındaki en büyük hediyesi olduğunu söylediği oğlu Arshile ise Paris’te Siyaset Bilimi Enstitüsünde (Science Po) okuyor. Arshille aynı zamanda kısa öyküler yazan, üretken bir yazar.

Arsinée Khanjian ve Atom Egoyan oğulları Arshile ile

Ağır bir suskunluk

Arsinée’nin babasının dedesi Mihran Khanjian ve büyükannesi Nvart Aznaourian, Digranager’den (Bugünkü Diyarbakır) gelmişlerdi. Mihran’ın orjinal soy ismi Hagopian olmasına rağmen kötü şöhrete sahip olan başka bir yerliyle aynı soy ismi taşıdığından Khanjian olarak değiştirdi. Şöyle anlatıyor Arsinée:

Khanjian soyisminin neden seçildiğini çok bilmiyoruz. Türkçe kök anlamı “khan” ya da “han” olarak biliniyor. Büyük dedemin büyük bir konağı (Han) olduğunu varsayıyorum. Büyük dedem ve annem birlikte kağıt oyunu oynamayı gerçekten seviyorlardı. Onları öyle hatırlıyorum. Oyun oynadıklarında Digranagerd lehçesiyle konuşurlardı ve nasıl hayatta kaldıklarıyla ilgili çok az konuşurlardı ve biz de çok az soru sorardık bütün olanlarla ilgili.

Mihran 1915’te 17 yaşlarındaydı. Ermenice bilmesinin yanı sıra Kürtçe, Türkçe ve Fransızca konuşur ve aynı zamanda St. Giragos Kilisesi’nde şarkı söylerdi. Kaç kardeşi olduğuna dair bir kayıt yok fakat bütün ailesi gözlerinin önünde öldürülmüş ve kurtulmayı nasıl başardığı da net değil. Sonunda Kürtler kurtarıyor, fakat Mihran din değiştirip kimliğini gizlemek istememiş. İlk fırsatta da evlendirildiği Kürt gelini bırakıp kaçmış.

Arsinée büyük dedesinin hikâyesini anlatırken hikayeyi tam resmedemeyeceğinde ısrar ediyor ve nitekim öyle yapmaya da hazır değildi. Gözleri sanki geçmişteki hikayeye hapsolmuşcasına doluyor ve içinden nasıl çıkacağını bulamıyordu.

Öyle ki büyükdedesinin Kürt bir kadınla zorla evlenme hikayesini bitiremedi Arsinée.

Mihran’ın ikinci eşi Nvart ondan daha genç olmasına rağmen katliamdan önce evlenmiş ve bir çocuğu vardı. Askere yollanan eşi öldürülmüş ve erkek çocuğu da hayatını kaybetmişti. Nvart, kızkardeşleri ve erkek kardeşiyle geldiği Halep’te Mihran’la tanıştı.

Büyük annem Nvart hakkında çok az şey biliyorum. Tehcir süresinde ya da ailesine ne olduğu hakkında çok şey söylemedi. Bir gün onunla kağıt oynadığımda kız kardeşiyle bir yerlere yürüyüşe çıktığı sırada bir Türk askeri yanlarına yaklaşıp kız kardeşini kaçırmaya çalışmış. Büyük annem o sırada çok iyi konuşmamasına rağmen Türkçe bağırmaya, çığlık atmaya başlamış. Kız kardeşini kendi tarafına çekmiş. Hikayeyi anlatırken elleri göğsünde ‘kızkardeşimi böyle kurtardım’ diyerek ağlamaya başladı. ’Bunları yaşadım’ diyen babaannem asıl meseleyi anlatmaya başladı.

Böyle hatırlıyor Khanjian ve “Yıllar sonra öğrendim ki kız kardeşini kurtarmış ama kendisini kurtaramamış” diyor.

Arsinée’s büyükannesi Nvart ve oğlu Hagop

Nvart ve Mihran Halep’te tanıştıktan sonra birçok Ermeni gibi Lübnan’a yerleştiler (1920-1921). Çocukları Hagop, Anahid, Arsen ve Jean (Arsinée’nin babası) orada dünyaya geldi ve her dördünü de Ermeni okullarına yolladı aile. Dört çocuk da Arapça yazıp okuyorlardı. Aile 1975’te iç savaş başlayana kadar Lübnan’da kaldı ve sonrasında Kanada’ya gitti.

İnançlı bir aile olduğundan çocuklarını kiliseye yolluyorlardı. Beş ya da altı yıl önce babam (şimdi 86 yaşında) yaşından dolayı Montreal’deki kiliseye gitmeyi bırakmak zorunda kaldı. Nerede olursa olsun kiliseye giderdi. Çok güzel bir sesi vardı ve opera sanatçısı olmayı hayal ediyordu. Lübnan’da 40 yaşındayken amatör sanatçı olmak için opera dersleri almış. Babam, hem görev olarak hem de tutkuyla eğitime sevgisi olan biri. Bana ‘Sırtımdaki ceketimi satar yine de üniversite ye gitmeni sağlarım’ demişti.

Arsinée’nin büyükdedesi, büyükannesi ve babası Jean (solda)

Eski aileden yeni bir aile yaratmak

Arsinée’nin annesinin büyük babası Arisdages Goshgagarian ve büyük annesi Elmas Mouradian’ın bakıcılık yaptığı (Mayrig) Lübnan’daki yetimhanede tanışmışlar.

Arisdages bütün ailesini katliamda kaybetmiş. Arisdages’in babası tehcir yolunda yere yığılmış. Jandarma ceza olarak babanın başını kesip beş yaşındaki küçük oğlu yürürken babasının başını tutmaya zorlamış. Arisdages diğer yetim kalan çocuklarla birlikte Lübnan’a varmış. Belgelerini almaya gittiği sırada yetkililer soyadını sormuş. Arisdages hatırlayamamış. Söyleyebildiği tek şey “Deri” olmuş. Görevliler de deriden ayakkabı yaptığını varsayıp Arisdages’in soyadını Ermenicede “Ayakkabıcı” anlamına gelen Goshgagarian koymuş.

17 yaşındaki Arisdage Elmasd’la yetihanede evlenir. Arsinée şöyle hatırlıyor:

Genç çocuk Elmas’a zor anlar yaşatmış. Dedem bir gün onun yatağının altında saklanırken yakalanmış. Onu diğer erkeklerden korumaya çalışan dedem sonunda onunla evlenir ve Marie, Zabel ve Takouhie adında üç çocukları olur. Dördüncü çocuk doğduktan iki hafta sonra Elmasd zatürre hastalığına yakalanır ve çocuğuyla birlikte hayatını kaybeder. Arisdages sonradan Adele Kaprielian’la evlenir.

Adele ile birlikte 1957’ye kadar Lübnan’ın Bikfaya adlı Hıristiyan köyünde yaşadıktan sonra Beyrut’a yerleşirler.

Arsinée, hüzünlenerek şöyle devam ediyor anlatmaya:

Onları kaygıyla ziyaret ederdim. Büyük dedem konuşmazdı. Yanına yaklaştığımda elini başıma koyup ‘Abris, abris, medztsadz es’ (Aferin, aferin büyümüşsün) derdi. Bakışları yerde tek bir noktaya sabitlenirdi. Ufkunun boyutu o kadardı. Çok küçük olduğum zamanda beni kucağına alıp şarkı söylerdi. Fakat hangi şarkıları söylediğini hatırlamıyorum.

Arsinée’s anne tarafının büyükdedesi ve büyükannesi: Arisdages ve Elmasd

Çocukların ızdırabı

Arsinée’in ailesi Bikfaya’da tanıştı fakat kendisi ve kızkardeşi Nvart Aida’nın doğduğu Beyrut’ta yaşıyorlardı.

“Büyükannem ve büyük babam Soykırımdan kurtulmuş olmasına rağmen, Lübnan’da doğan annemin yaşadığı acıyı, ızdırabı hissedebiliyordum. Çocukların acısı, ızdırabı daha büyüktü. İçlerinde öfke vardı. Annem son derece vatanseverdi” diyor Arsinée ve çocukluğundaki bir anıyı şöyle anlatıyor:

Okulda beşinci sınıfa kadar dersten sonra annem beni her Perşembe günleri Türk filmlerinin gösterildiği sinemanın önüne götürürdü. Bilet alanların çoğu soykırımdan kurtulmuş Ermenilerdi ve çoğunlukla Türkçe konuşurlardı. Bilet tezgahının karşısındaki kaldırımda durur ve “ Yazıklar olsun size. Bizi öldürüp kültürümüzü yok ettiler. Ulus olarak umutlarımızı öldürdüler ve siz de şimdi Türk filmi izlemek için para mı ödüyorsunuz?” derlerdi. Annem deli bir kadın değildi fakat çok öfkeliydi. Yaptığı bu tür delice şeyler benim kültürümü ve dilimi korumak için görev edinmem gerektiğini fark ettirdi. Evde tek kelime Türkçe konuşmak bile ağır cezalara neden olurdu.

Annem, benim sanatçı olmama karşıydı. Benden Ermeni davasına hizmet etmemi beklerdi. Siyaset Bilimi okuyarak bazı konuları gündeme getirebileceğime ve tarihimizi destekleyebileceğime inanırdı. Ben de Kamu Yönetimi’nde uzmanlaştım ve bu alanın bana çok yararı oldu. Kanada Kültür Bakanlığı’nda çalışan ilk ‘Yeni-Kanadalı’ olmuştum ve orada sanatsal programlar geliştirmeden sorumlu olarak dokuz yıl görev aldım.

Arsinée annesine okulunu bitirip yeterince parası olduğunda onu Ermenistan’a götüreceğine dair söz verdiğini söylüyor. Fakat annesi hastalanıp hayatını kaybettiğinden dolayı bu sözü yerine getiremiyor; ancak annesinden kalan şeylerin küçük bir kısmı tarihi anavatana götürmüş.

Arsinée’in annesi Zabel düğün gününde

Anlatırken gözyaşlarını tutmak için çaba sarf etmekten vazgeçiyor Arsinée:

2010’da ben Türkiye’ye gitmedim. Ararat’a gittim. Benim zihnimde Ararat ve Türkiye aynı değil. Dedemin ve büyükannemin Digraneger’deki düğün fotoğrafını, diğer dedemle büyük annemin Harput ve Erzurum’da çektiği resimleri, annemin eldivenlerini ve bir tutam saçını ve resmini yanımda götürdüm. Hepsini Ararat’ın eteğine gömdüm.

Uyumlu yetenekler

Atom’la tanıştığımda Montreal’deki Ermeni cemaatinin olduğu merkezde yaşıyordum. Ermeniliği her anlamda hissettiğim bir yer. Fakat Atom’la tanışmam iki Ermeni’nin tanışması gibi değildi. Sanatsal bir karşılaşmaydı. İnsanların mucizelere inanması gibi ben de o anın mucize olduğuna inanıyorum. O genç adamın dünyaya iz bırakacak yeteneği ve kabiliyeti vardı.

Bunları söylüyor Arsinée ve şöyle devam ediyor: “Ermeni olmuştu artık”.

O zamandan sonra bu iki genç insanın kimlikleri tamamlanmıştı.

“Ermeni mirasına hizmet etmek için yetiştirildiğim kapalı Ermeni ortamından çıkmak zorundaydım. Sanki Ermeniler bir adada gibi dairenin içerisinde ve bu dairenin kıyısında dururken ben içeriye bakıyordum ve Atom da dışarıya bakıyordu. Tanıştığımız zaman yerlerimizi değiştirdik. Birbirimize bakış açısını değiştirmeye teşvik ettik” diyor Arsinée.

1980’lerde çeşitli film festivallerinde ödül kazanan Atom Egoyan’ın filmleri övgü toplamaya başlamıştı. Ermenistan depremden sonra ve bağımsızlıktan önce zor ve problemli bir döneme giriyordu. Atom’un “Adjuster” filmi Moskova film festivalinde gösterime girmesiyle çiftin Erivan’a birlikte seyahat etme şansı oldu.

Moskova’da uçağa bindik ve Erivan’a doğru gitmemiz gerekirken, havaalanı çevresinde ormanda dört saat boyunca çevresinde dolaştık ve sonrasında acil iniş yaptık. İlk defa vasiyetimizi o zaman yazıp gözlüğümün kutusuna koymuştuk. O zaman birbirimize eğer ölürsek, en iyi ölümün Ermenistan’a giderken olacağını ikrar etmiştik. İkinci bir uçakla sabah 5.30’da Erivan havaalanına indik. Sonunda ailemin ömür boyu taşıdığı hayale, ‘Cennet vatan Ermenistan’a (Hayasdan yergir terakhdavayr) gelmiştim. Orada üç gün kaldık. Atom, o yıl Moskova’da birincilik ödülü ve bir milyon Ruble almıştı, ki bu da Ermenistan’da film çekmek için harcamak zorunda olduğumuz paraydı. Ertesi yıl “Calendar” filmini çekmek için Ermenistan’a gittiğimizde de 10 gün kaldık.

Kanadalı çift yaptığı filmlerle iz bıraktı ve uluslararası film festivallerine katılmaları için Dünyanın birçok yerine davet edildi.

1980’lerde ve 90’larda İstanbul Film Festivali’ne katılmak için davet edildik. Organizatörlere teşekkür etmek ve gelmek istediğimizi söylemek için geri dönüş yaptık. Fakat organizasyonun halka açık olarak kimliğimizi tanıması ve geçmişimizi kabullenmesiyle katılabileceğimizi ilettik. Elbette ki hiçbir zaman yanıt almadık!

Yıllarca Türkiye’ye gitmeyi reddettikten sonra 15 yaşındaki oğlu Arshile’in onu ikna etmesi sonucunda ziyaret etti.

Taviani kardeşlerin ‘The Lark Farm’ filminden bir kesit: Arsinée Khanjian (orta sağda)

Hala buradayız

Oğlumla Akdeniz’i gemiyle dolaşıyorduk. Türkiye’den bir şehrinde bulunduğu birkaç yere gitmeyi planlamıştık. Oraya adımımı atmak istemiyordum. Benim zihnimde acının, suçun ve nefretin ülkesiydi. Kuşadası’na vardığımızda gemiden ayrılmama konusunda anlaşmıştık. Ancak gün içerisinde Arshile seyahat ettiği arkadaşlarıyla (Ermeni olmayan) birlikte gitmek istedi. Gitmemesi için onu ikna edemedim. Ona ‘Yaşam kurallarımı ihlal ediyorsun. Fakat ben senin annenim, o yüzden tek başına gitmene izin veremem’ dedim. Ondan sonra birkaç günlüğüne soğukkanlılığımı kaybettim. Hayatımın çok önemli bir ilkesi ihlal edilmişti. Ben Arshile’nin yetiştiği gibi yetiştirilmedim fakat o hikayemizi biliyordu. Arshile, ilk defa o gün bir yükümlülük taşıdığının farkına vardı.

O zorlu ziyaretten sonra Arsinée birkaç kez İstanbul’a davet edildi ve “Anneannem” kitabının yazarı, avukat ve insan hakları aktivisti Fethiye Çetin’le birlikte söyleşiye katıldı.[2]

24 Nisan’da, Soykırımın yüzüncü yılında İstanbul’da olmam gerektiğine karar verdim. Dört nesil ve yüzyıl sonra Türkiye’ ye dönmek zorunda kaldık ve basit bir şekilde ‘Hala buradayız’ dedik. Ve geriye dönüp baktığım her zaman atalarımın toprağına bastığımın farkına varıyorum. Hiç kolay değil fakat her ziyaret edişim daha da kolay oluyor. Bu kolay değil, ancak her ziyaretim daha kolaylaşıyor çünkü varoluşum tarihimi ve kimliğimi iyileştirmenin bir yoludur. Oraya dönmek insani nitelikte kutsal ve vazgeçilmez temel bir hak.


[1] Foolish Heart adlı yapımdaki rolü ile 1999 En İyi Drama Oyuncusu dalında Gemini Ödülü kazandı.
[2] Anadolu Kültür’ün düzenlediği “Dağa Tırmanmak: Fethiye Çetin ve Arsinée Khanjian kişisel yolculuklarını anlatıyor” söyleşi dizisi.

Arsinée Khanjian’ın eşi Atom Egoyan’ın hikayesine aşağıdaki bağlantıdan ulaşabilirsiniz:
  'Ailemin vatanını sadece 'Ararat' filminde gezdim': Ermeni yönetmen Atom Egoyan'ın portresi