Ana Sayfa1915'TEN BUGÜNEErmeni müzisyen Tigran Hamasyan: ‘Müziğim sevgi dolu ve kökleriyle bağdaşmış bir nostaljidir’

Ermeni müzisyen Tigran Hamasyan: ‘Müziğim sevgi dolu ve kökleriyle bağdaşmış bir nostaljidir’

HABER MERKEZİ – 1915’ten bugüne uzanan Ermeni portrelerinde bu hafta müzisyen Tigran Hamasyan var. Hamasyan, bestelerinde büyükanne ve büyükbabalarının doğduğu topraklardan, Kars’tan ilham alıyor.


Çeviri: EZGİ GÜL


1987’de Ermenistan Gümrü’de doğan Tigran Hamasyan, jazz ve Ermeni halk müziğiyle uğraşan bir müzisyen. Müzik kariyerine piyanoyla başlayan Hamasyan, aynı zamanda beste yapıyor ve onları seslendiriyor.

Tigran Hamasyan, 16 yaşında, piyano çalmaya başladıktan sadece üç sene sonra, Montrö Jazz Festivali’nde piyano yarışmasını kazanmış ve ailesiyle birlikte Los Angeles’ taşınmasının akabinde 18 yaşında ilk albümünü çıkarmış. Daha sonra, müzik derslerinin ve çalışmalarının asıl ilhamını aldığı Ermenistan’a geri dönüp ‘kendi müziği’yle tanışmış.

Kars’taki Başkadıklar Köyü’ndeki kilise kayıtları. Ermeni Ulusal Arşivleri’nden alınmıştır

Tigran’ın ataları Karslı. Büyük büyükbabası, Aleksan Hayrapetyan, Kars Başkadiklar ve büyük büyükannesi Hripsime (Horomsim) Aleksanyan Pilvari köyündendi. Daha sonra Ermeni Ulusal Arşivleri’nden öğrenildiği üzere 21 yaşındaki Aleksan ve 19 yaşındaki Hripsime 1902’de evlendi ve ilk çocukları 1907’de dünyaya geldi.

‘Babaannem hiç konuşmaz, sadece şarkı söyleyip ağlardı’

Eşi Alexan Soykırım sırasında öldürüldükten sonra, Hripsime üç çocuğuyla tek başına kaldı. Hripsime ve çocuklar daha sonra, erkek kardeşinin çocuğu ve eşinin erkek kardeşini de yanlarına alarak, nasıl olduğu bilinmemekle birlikte 1917 1918 tarihleri arasında Kars’tan Aleksandropol’e (şimdiki adıyla Gümrü) kaçmayı başardılar.

Tigran’ın büyük annesi Melanya Tsolaki Hayrapetyan, annesi Hripsime hakkında şöyle diyor:

Bize hiçbir zaman yaşadıklarını anlatmazdı, yalnızca şarkı söyleyip ağlardı. Sadece çocukların Gümrü’ye kaçmaya çalıştıkları esnasında, saklandıkları yerde neredeyse açlıktan öleceklerini, bu yüzden mecburen cansız bedenlerin üzerinden tırmanıp yemek aramaya gittiğini anlatmıştı.

Soykırımdan kurtulan Hripsime ve torunu Rafik

‘Keder içine işlemiş gibiydi, her zaman siyah giyerdi’

Otuz beş yaşındaki Hripsime; kendi çocukları, eşinin kardeşinin ve kendi kardeşinin çocukları dahil sekiz çocukla başa çıkamıyordu ve en genç kız çocuğu Salat’ı Gümrü’de evlatlık olarak verdi. Kısa bir süre sonra Salat evlatlık verildiği yerde öldü.

“Annemin nasıl kendi çocuğunu evlatlık olarak verdiğini ama erkek kardeşinin ve eşinin erkek kardeşinin çocuklarına baktığını  hala merak ediyorum. Keder içine işlemiş gibiydi, ruhunun derinlikleri gözle görülmezdi ve her zaman siyah giyerdi. Sonra, erkek çocuklarından biri de savaşa gitti ve hiç dönmedi. Annemin ölümünden sonra büyükannem en küçük kardeşime de bakmaya başladı” diyor Melanya Hayrapetyan.

Soykırımdan kurtulan Anzhele Oltetsyan eşi ve çocukları ile

Hripsime Aleksanyan, kendisini torunlarını büyütmeye adadı. Resmi bir eğitimi yoktu ama folklör konusunda tam bir uzmandı. Hamasyan’ın büyük annesi, Aleksanyan’ın torunu Melanya Hayrapetyan, ‘Sayısız fabl, kısa hikaye, mani ve masal anlatırdı. Bizi, torunlarını tamamen yetiştir. Annemle geçirdiğim zamanı hatırlamıyorum bile çünkü biizmle ilgilenen ve bizi büyüten babaannemdi’ diyor.

‘Diğer büyükannem de bütün ailesini kaybettikten sonra evlatlık verildi’

Tigran’ın diğer büyük büyük annesi Anzhela Oltetsyan da Karslıydı. Soykırım esnasında bütün ailesi gözlerinin önünde katledildi, sadece Oltetsyan ve iki kız kardeşi kurtulmayı başardı.

‘Eşimin annesi ve iki kardeşi, Aleksandropol’da bir evlatlık merkezine geldiler. İki kardeş Amerika’ya gönderildi Anzhela ise daha sonra ona Bişaryan soyadını verecek olan amcası tarafından evlat edinildi’ diyor Hayrapetyan.

Oltetsyan’ın evlatlık verilen kardeşleri daha sonra Anzhela’yı aramış olmalarına rağmen Sovyet yıllarının ketumluğu buna engel oldu.

‘Ermeni müziğiyle kendimi tanıyorum, köklerimi idrak ediyorum’

Tigran Hamasyan Soykırım’dan kutulan ataları hakkında pek bilgiye sahip değil.

Büyük annem, büyük büyük annem Hripsime’nin ‘Krounk’ şarkısını söylediğini ve yalnızken hep ağladığını söylüyor. Siyah eşarbını başından hiç çıkarmazmış. Diğer büyükannem Anzhela ise kız kardeşlerinin onu bulmaya çalıştığını bilmeden ölmüş

Hamasyan’ın son albümü, diğer albümlerinden farklı olarak tamamen ‘kendi’ tarihini konu alıyor ‘Tsaghrarmat’ isimli albümdeki şarkıların hepsi Hamasyan’ın hayatının bir yerinden esinlenilmiş.

Yasaman (Lila) çocukluğunun geçtiği evin bahçesindeki bir ağaç ile, Son for Melan and Rafik (Melan ve Rafik’in Şarkısı) büyük annesi ve büyükbabası ile, Kars 1 ve Kars 2 Wounds of Centuries (Yüzyılların yara kabukları) da ‘evindeki’ atalarına ithafen.

‘Müziğim sevgi dolu ve kökleriyle bağdaşmış bir nostaljidir’

“Bu müzikle kendi içime bakıyorum, kendimi tanıyorum, köklerimi anımsıyorum.  Doğaya daha yakın olmalıyız; kendimizi, özümüzü anlamaya çalışmalıyız. Doğa karmaşıklığıyla her zaman insandan üstün gelir. Bu albüm, insan doğasına doğru daha spiritüel daha sevgi dolu ve kökleriyle bağdaşmış bir nostaljidir. İçinde bir tür fedayı barındırıyor, insanların ilham alabilmesi için yapılmış bir feda” diyor 28 yaşındaki folklör ve doğaçlama uzmanı Hamasyan.

Soykırımın yüzüncü yılı anısına yüz konser

Tigran ve Harutyun Topikyan tarafından yönetilen Erivan Devlet Oda Korosu,Ermeni Soykırı’mının yüzüncü yılını anmak adına 100 konsere düzenledi. Luys i Luso adındaki konserler, beşinci yüzyıldan 19 yüzyıla kadar olan spiritüel müziklerin bir araya gelmesiyle yeni ilham yolları açtı. 2015 Mart’ta Erivan’da başlayan turne, Avrupa’yı, Amerika’yı, Rusya ve Türkiye’yi gezdi.

“İsterdim ki bu spiritüel müzik bir gün Kars’taki Saint Apostles Kilisesi’nde çalınabilsin. Ama bu imkansız çünkü kilise bir camiiye dönüştürüldü. Yine de bugünün Türkiye’sinde bir konser verebildik” diyor Tigran. Atalarının doğduğu topraklara dair hayalinin bir gün gerçek olacağını umuyor.