Ana SayfaManşetGazeteciler anlatıyor: Batman’da yaşananlar tesadüf mü? – (2)

Gazeteciler anlatıyor: Batman’da yaşananlar tesadüf mü? – (2)

HABER MERKEZİ – Nurhak Yılmaz’ın Batman’daki intiharlardan çocuk istismarlarına ve bu olayın kentte yarattığı etkiye ilişkin haber dizisinin ikinci bölümünde, skandalı ortaya çıkaran Batman Sonsöz Gazetesi’nden Hatice Türkan ve Ercan Atay ile Sağlık Emekçileri Sendikası Batman Şube Başkanı Deniz Topkan istismarı, yankılarını ve kentteki son durumu anlatıyor.


NURHAK YILMAZ


Batman’da kız çocuklarının uğradığı istismarla ilgili ilk duyumu, Batman Sonsöz Gazetesi’nin yazarlarından biri alıyor. Yapılan araştırma ardından gazete 20 Nisan günü, “Batman istismar iddiasıyla çalkalanıyor” manşetiyle çıkıyor.

Haberde, 2 kız çocuğunun uğradığı istismarla ilgili soruşturma açıldığı ve olayın 2 ay önce ortaya çıktığı belirtiliyor. Yani geçtiğimiz Şubat ayına işaret ediliyor. Haberde olayın detaylarına yer verilmese de dikkat çekici şu ifadelere yer veriliyor:

Aralarında tanınmış simaların da bulunduğu istismarcılar hakim karşısına çıktı. İddialara göre tanınmış isimlerin de yargılandığı duruşmada kefaletle serbest bırakılanlar oldu. Öte yandan aranan isimlerin de olduğu bilgiler arasında.

“Kefaletle serbest bırakılanların olduğu” iddiası sonradan Gazete Şujin tarafından da yazıldı ancak savcılık bu iddiayı yalanladı. Ayrıca dosyada gizlilik kararı verildi.

“Suçlu korkar gürültüden”

Hatice Türkan

Gazetenin kadın çalışanı ve ortaklarından olan Hatice Türkan manşetten yayınladıkları bu haberin sonuna, “Batman Barosu avukatlarının davanın takipçisi olması bekleniyor” ibaresini eklediklerini hatırlatıyor. Fakat haberin ardından ne baro ne de başka bir kurumdan ses soluk çıkmamış.

Bunun üzerine gazetenin başyazarı Recep Kavuş 4 Mayıs günü, “Çocuk istismarı karşısında niye susuyorsunuz” başlıklı bir yazı kaleme aldı.

Yazıda Batman Barosu, siyasi partilerin kadın temsilcileri ve kentteki kadın kurumlarına seslenen Kavuş, sessizliği eleştirdi. Yine “ses çıkmayınca” 5 Mayıs’ta Hatice Türkan “STK’larımız neden susuyor?” başlıklı bir yazı yazdı Sonsöz Gazetesi’nde.

Türkan’ın yazdığı, “… Oysa gürültü iyidir bazen… Suçlu korkar gürültüden… Ne yapmak gerekir? Elbette gürültü yapmak, ses çıkarmak, sorgulamak, karanlığı dağıtmak, aydınlatmak gerekir. Suçluyu korkutmak” diye akıp giden bir yazıydı.

Israr istismarı duyurdu

Bu yazının ardından baro yetkilileri kentteki başka bir gazeteye konuyla ilgili açıklama yaptı. “Biz istismar olayının zaten takipçisiyiz” minvalinde bir açıklamaydı yapılan.

Açıklamayı “gelişigüzel, ciddiyetten uzak” olarak yorumlayan Türkan 8 Mayıs günü “Baroya cevabımız” başlıklı son bir yazı kaleme aldı.

Yazıda Batman Barosu istismar olayı ile ilgili kamuoyuna somut bilgi vermemenin yanı sıra, konuyu gündeme getiren Sonsöz yerine başka bir gazeteye demeç vermesi nedeniyle eleştiriliyordu. Hatice Türkan’ın anlatımıyla daha sonra yaşananlar şöyle:

Yazdığımız haberlerden sonra baro başkanı açıklama yaptı. Savcılık konuyla ilgili açıklama yaptı. Ondan sonra HDP Kadın Meclisi beni bizzat çağırarak konuyla ilgili araştırma başlattı ve Şujin Gazetesi’nden iki değerli kadın arkadaş konuyla ilgili çalışma yürütünce olay duyuldu.

“Asıl ayıp susmaktır”

İstismar haberlerinin yayınlanmasından sonra, “Bu haberler şehrin adını karalıyor” söylemiyle karşılaştıklarını ve buna çok öfkelendiğini döne döne vurguluyor Türkan.

Bunu söyleyenlere cevabım şudur; asıl ayıp bu istismara susmaktır. Şu anda ailelerin ayaklanması gerekiyordu. Kız çocukları kandırılıyor. Çalışmaya gönderdiğin, belki bir akraban, belki bir komşu esnafın yanına verdiğin çocuğun fuhuşa sürükleniyor. Senin çocuğun olmayabilir ama seninle aynı havayı soluyan, aynı kültürü paylaşan insanların çocukları onlar.

Çocuk istismarı ve fuhuşla resmi kurumların yanı sıra, toplumun de mücadele etmesi gerektiğini düşünüyor Hatice Türkan. “Ortada çok ciddi bir fuhuş çetesi var. Şimdiye kadar, tek tük bireysel ilişkilerle yürüyen bir ağ olduğunu düşünürdüm. Ama bu olayla birlikte anladık ki geniş ve derinden işleyen bir çete var. Demek ki olay sandığımızdan çok daha tehlikeli” diye belirtiyor

“‘İşinize bakın’ diyenler oldu”

Ercan Atay

Ercan Atay da Sonsöz Gazetesi’nin ortaklarından ve 1991 yılından beri aktif gazetecilik yapıyor. İstismar olayının üzerine giderken bazı “uyarılar” aldıklarını anlatıyor. Şöyle:

‘Ne gerek var, Batman’ın adını kötülüyorsunuz. Olmuş bitmiş vaka, zaten suçlular yargılanıyor. Niye hala gündemde tutuyorsunuz’ diyenler oldu. Bana ‘ne çıkarın var? Neyi amaçlıyorsunuz? İşine bak’ diyenler oldu. Bazen de aba altından sopa gösterenler oluyor. Ben de ‘benim işim bu, kaybedecek hiçbir şeyim yok’ diyorum.

8 muhabir ve yazarlarının tümünün Batmanlı olduğunu söylüyor Atay, bu sebeple şehre hakim olduklarını ekliyor. “Amacımız olayın nasıl yaşandığını ve mağdurların akıbetini ortaya çıkarmaktı” diyor.

Ercan Atay, intiharların yaşandığı 2000’li yıllarda da dile getirilen bir iddiayı hatırlatıyor. “Köyden kente çok aşırı göç vardı. Köyden gelenler şehre adapte olamıyorlardı. O süreçteki intiharların yarısı cinayetti. Örneğin aile diyor ki git içeride intihar et. Tabi o dönemde yaşananlar tam olarak araştırılsa belki de cinayet olduğu ortaya çıkardı” diye belirtiyor.

Batman yine göçle karşı karşıya

Deniz Topkan

Sağlık Emekçileri Sendikası (SES) Batman Şube Başkanı Deniz Topkan ise, aslında şehir için “yeni” denilemeyecek ancak endişeyi çok artıran başka bir konuya dikkat çekiyor. Şunları söylüyor:

Batman, Şengal’e saldırıdan sonra da Kobanê’deki çatışmalardan sonra da ve Suriye genelinde yaşanan çatışmalar sırasında da sürekli göç aldı. Ayrıca Cizre, Sur ve Nusaybin’de yaşanan çatışmalar esnasında da kent göç aldı. Bir kez daha çatışma ve göçle karşı karşıyayız.

Yani Batman bir kez daha, yaklaşık 30 yıl önce karşılaştığı ve sosyologların söz ettiği “itici” sebeple veya kaos riskiyle karşı karşıya. 1990’lı yıllarda bölgeyi kasıp kavuran çatışmanın yarattığı travma halâ genç kuşakları etkilemeye devam ederken, bu yeni göç dalgasının yarattığı endişeye dikkat çekiyor Topkan’ın sözleri.

Üstelik bu kez sadece komşu ilçe ve şehirlerden değil, sınırları aşarak gelen bir dalga ile karşı karşıya şehir. Resmi rakamlara göre şehirdeki mülteci sayısı 25 bin. Ancak resmi olmayan veriler bu rakamın 40 bin olduğunu söylüyor.

Üretim ve istihdam sorunu yaşanan Batman da diğer kentler gibi mülteciler ile karşı karşıya gelme riski taşıyor ancak en trajik durumu yine kadınlar yaşıyor.

Deniz Topkan, şehirde gündeme gelen fuhuş ağına buralı kadınların yanı sıra Suriye’den gelen kadınların da düşürüldüğünü ifade ediyor. Ve bir sağlıkçı olarak sorunun çözümüne dair özetle şunları ifade ediyor:

Zor koşullarda yaşayan mülteci kadınlar ikinci veya üçüncü eş olarak da alınıyor. Elbette en doğru olan, savaşın sona ermesi ve herkesin kendi evine dönmesidir. Toplum ancak böyle iyileşir, ancak böyle sağlıklı hale gelir.

“İstismara değil, tepki gösterenlere yönelim var”

Şehirdeki çocuk istismarının, 14 yaşındaki bir kız çocuğunun gittiği hastanede hamile olduğunun anlaşılmasıyla ortaya çıktığını anlatıyor Topkan.

Sosyal Hizmetler Kurumu’nun çocuğu koruma altına aldığını ve ailesinin de bir süre bu durumdan haberdar olmadığı için çocuğu aradıklarını aktarıyor. Ancak olayın duyulmasından sonra, “istismarda parmağı bulunan kişilerin tehdit ve rüşvet teklifleriyle aileyi çocuklarını sosyal hizmetlerden almaya zorladıkları ancak çocuğun aileye verilmediği” yönündeki iddiaların da olduğunu ifade ediyor.

Koruma altındaki çocuğun ruh haline dair bilgileri bulunup bulunmadığı sorusuna ise, “çocuğun ruh sağlığının korunması için sadece sosyal hizmetlerde görevli ilgili kişiler ile görüştürülüyor. Ancak aldığımız duyumlara göre olayın duyulması nedeniyle çocuk korku ve panik içerisinde” diyor.

Sonsöz ve Gazete Şûjin’ın ısrarla üzerinde durduğu “kent neden sessiz” sorusuna ise SES Şube Başkanı Topkan’ın yanıtı şöyle:

Kentteki muhalefet gözaltı ve tutuklamalarla sindirilmeye çalışılıyor. Yaşanan bu tür istismar gibi olaylara değil, buna ses çıkaranlara, tepki gösterenlere yönelimler yaşanıyor. Bu konuyla ilgili çalışma yürüten kadın kurumları ve sivil toplum kuruluşları da kapatılıyor. Ve çocuklarımızın geleceğini karartacak istismar vakaları ‘kentin adı karalanıyor’ denilerek ört bas edilmeye çalışılıyor. Bu nedenle Batman’daki tüm kesimlerin hem bu olaya tepki göstermeleri, aynı zamanda yargı sürecinde konunun ısrarla takipçisi olmaları gerekiyor.

Sonuç ve çözüm nerede?

Gülistan Akel (sağda)

Onlarca kız çocuğu istismar ve fuhuş ağı içerisinde yok edilirken toplumun bunu neden izlediği veya iyimser ifadeyle neden sustuğunu yine sosyolog ve Batman Belediyesi Eşbaşkanı Gülistan Akel’den dinleyelim;

Düşünün, bunlar daha 12-13 yaşında çocuklar. Henüz yaşama başlamamışlar. Bu yaş grubu dünyanın her yerinde aile ve toplum tarafından özel olarak korunur. Ama burada yetişkin bir kadının bile yaşadığı zaman kıyameti olan bir mesele, bu çocuklara yaşatılıyor. Dünyada nefes aldığı sürece bir insanın yaşayabileceği en büyük kıyamettir tecavüz. 14 yaşında bir çocuk fuhuş ağına sürükleniyor ve kadınlar dışında bir toplumun kanaat önderlerinden ses çıkmıyor. Bunu tek başına kapitalist modernite ile de anlatamayız, tek başına feodal değer yargıları üzerinden de tanımlayamayız. İzleme hali toplum açısından çok tehlikeli bir nokta. Çünkü toplum dediğimiz şey, ortak kurallarla bir arada yaşayan insanların yaşam sürdürmesidir. Ama ortak ilkeler nerede? Ortak değerler nerede? Toplumun bütünselliğine nasıl sahip çıkılacak? Bunlar yanıtlamamız gereken sorular. Artık kadın tek muhatap olmaktan çıkmıştır. Erkek de kadın da bu çözülme saldırısına karşı birlikte hareket etmelidir.

 


  'İntiharlar şehri' imajından çocuk istismarlarına: Batman'da yaşananlar tesadüf mü? - (1)