Ana SayfaGüncelHDP 3. Olağanüstü Kongresi: Umuda yolculuğu tamamlayacağız

HDP 3. Olağanüstü Kongresi: Umuda yolculuğu tamamlayacağız

HABER MERKEZİ – HDP’nin 3. Olağanüstü Kongresi, mücadeleyi ortaklaştırma ve demokrasi atılımı mesajıyla sona erdi. Kongrede parti üyeliği Yargıtay tarafından düşürülen Figen Yüksekdağ’ın yerine HDP Eş Genel Başkanlığı’na seçilen Serpil Kemalbay, “Umuda yolculuğu tamamlayacağız” dedi.

Halkların Demokratik Partisi’nin Ankara’da düzenlenen 3. Olağanüstü Kongresi tutuklu bulunmaya delegeler ve üyelerin katılımı ile gerçekleşti.

Ankara Dünya Ticaret Merkezi’nde gerçekleştirilen kongrede parti üyeliği Yargıtay tarafından düşürülen Figen Yüksekdağ’ın yerine HDP Eş Genel Başkanlığı’na Serpil Kemalbay seçildi.

Kongrede yapılan 3. tur oylamada 252 delegenin oyunu alan Selahattin Demirtaş ve Serpil Kemalbay HDP Eş Genel Başkanlığı’na seçildi.

Kemalbay: Gelin HDP’de demokrasi mücadelesini birlikte kazanalım

Kongrede vekilliği ve HDP üyeliği Yargıtay tarafından düşürülen Figen Yüksekdağ’ın yerine eş genel başkanlığa seçilen Serpil Kemalbay, zorunlu kongreyi fırsata çevireceklerini ve örgütlülüklerini büyüteceklerini dile getirdi.

Kemalbay’ın kongrede yaptığı konuşmadan satırbaşları şöyle:

Bu zorunlu kongrede bu onurlu görevi bana verdiğiniz için herkese teşekkür ediyorum. Selahattin Demirtaş ve kendi adıma teşekkür ediyorum. Bu bir onurdur, biz bu bayrağı yerlerden almadık hiç düşürmeyeceğiz. Bu bir görev devridir.

Bu kadar çok eş genel başkanları ve vekillerimizin tutuklanması, bu kadar çok saldırının tek nedeni bu umuda yolculuğu durdurmaktır. Onlar içeride, biz dışarıda, barış için, demokrasi için, halkların kardeşliği ve adalet için yükselttiğimiz bu mücadeleyi daha da ileriye taşıyacağız.

“Umuda yolculuğu tamamlayacağız”

7 Haziran’da halklar bu mücadeleye, HDP’ye büyük bir destek verdi. Bizler bu umuda yolculuğu muhakkak tamamına vardıracağız ve eş genel başkanımızın daha önce söylediği gibi bu gemiyi mutlaka limana vardıracağız. Bu kongreyi fırsata çevirerek, gücümüzü daha perçinleyerek mahalle mahalle, ev ev, sokak sokak örgütlenerek, örgütlülüğümüzü daha çok yükselterek tamamlayacağız.

HDP’nin 3. Olağanüstü Kongresi’nde belirlenen yeni Parti Meclisi listesi ise şu isimlerden oluştu:

Abdurrahman Doğar, Adalet Aydın Sözkesen, Alaattin Semir Zuğurli, Ali Kenanoğlu, Ali Ürküt, Alp Altınörs, Arife Çınar, Asiye Kolçak, Aycan İrmez, Aydın Erdoğan, Ayhan Bilgen, Aylin Hacaloğlu, Aysel Çalağan, Aysel Tuğluk, Ayşe Acar Başaran, Ayşe Berktay Hacımirzaoğlu, Ayşe Erdem, Azad Barış, Bahar Taş, Bedia Akkaya, Bedriye Yorgun, Berfin Özgü Köse, Berkat Kar, Besime Konca, Betül Ünsal, Beycan Taşkıran, Bülent Aşa, Cahit Kırkazak, Can Memiş, Celalettin Can, Cemil Elden, Cevdet Konak, Cihan Erdal, Coşkun Üsterci, Çilem Küçükkeleş, Dirayet Taşdemir, Elif Bulut, Emine Beyza Üstün, Emirali Türkmen, Erkan Cengiz, Erkan Karabay, Fatma Gök, Fatma Kurtulan, Feray Mertoğlu, Gençay Gürsoy, Gülsen Ülker, Gülsüm Ağaoğlu, Gülşen Uzuner, Günay Kubilay, Hakkı Saruhan Oluç, Hişyar Özsoy, Hüsamettin Özdem, Hüseyin Gözen, Hüseyin Yılmaz, İbrahim Akın, İlkay Yenigün, İzzet Karadağ, Kıvanç Eliaçık, Leman Kiraz, Mahmut Akbaş, Mehmet Hüsamettin Yürek, Mehmet Nuri Güneş, Mehmet Salih Yıldız, Meral Danış Beştaş, Metin Kılıç, Mukaddes Erdoğdu Çelik, Murad Mıhcı, Musa Piroğlu, Mustafa Avcı, Müge Yamanyılmaz, Müşerref Geçer, Nadir Yıldırım, Nimetullah Erdoğmuş, Nuran İmir, Orhan Çelebi, Osman Baydemir, Ömer Önen, Özgür Zeydanoğlu, Perihan Ağaoğlu, Pınar Akdemir, Pınar Aydınlar, Rıdvan Turan, Selahattin Aslan, Sema Uçar, Semra Demir, Semra Uzunok, Sevgi Örüç, Sevtap Akdağ Karahalı, Sezai Temelli, Sultan Özcan, Ümmü Atiye Eren, Yağmur Yurtsever, Yılmaz Yücel, Yurdusev Özsökmenler, Zahide Besi, Zarife Atik, Zeki Çelik, Zeynep Boğa, Zeynep Nilgün Salmaner, Ziya Çalışkan

Sonuç bildirgesi: ‘Mücadeleyi ortaklaştıralım’

HDP 3. Olağanüstü Kongresi’nin ardından yayınlanan ‘Mücadeleyi Ortaklaştıralım’ başlıklı sonuç bildirgesinde şu ifadelere yer verildi:

‘Mücadeleyi Ortaklaştıralım’

Yaklaşık 2 yıldır ağır hukuk dışı baskılara, binlerce üyemiz ve yöneticimizin, Eş Genel Başkanlarımızın, milletvekillerimizin, belediye eş başkanlarının tutuklanmalarına ve siyasi operasyonlara rağmen partimiz demokratik siyaset konusundaki kararlılığından asla vazgeçmemiştir. Aynı kararlılıkla siyasi operasyonlar sonucunda rehin tutulan Eş Genel Başkanlarımız ve milletvekillerimiz de dahil halkın temsilcilerinin özgür kalmaları konusundaki hukuki ve politik mücadele hem iç hem de uluslararası alanda sürdürülecektir.

HDP, ülkemizdeki tüm halkların, inançların, kültürlerin, kimliklerin eşit ve demokratik ortamda bir arada yaşama iradesidir. Demokrasi, özgürlük, hak ve adalet mücadelesi iradesidir. Barış ve çözüm iradesidir. Bu özellikleri ile Yeni Yaşam ve Radikal Demokrasi mücadelesini sürdürmekte kararlıdır. Bir kadın partisi de olan HDP, eş başkanlık kurumuyla, Kadın Meclisi, Kadın Parlamento Grubu’yla ve kadın hareketi içerisindeki varlığıyla milyonlarca kadının umudu, direnci, siyasi gücü olmaya devam edecektir. Eş Genel Başkanımız Figen Yüksekdağ bu bağlamda da son 3 yıllık mücadelemizin önemli bir sembolü olacaktır.

Yeni Demokrasi Atılımı için Demokratik Anayasa: Bugün Türkiye’de ağır bir demokrasi krizi ve eksikliği yaşanmaktadır. Demokratik meşruiyetini referandum günü ve öncesinde yitirmiş olan, YSK’nın da parçası olduğu her türlü hile ve baskı yoluyla elde edilen Anayasa değişikliği ile devlet adeta partileşmiştir. Her türlü karar tek bir kişi tarafından verilmektedir. Kuvvetler ayrılığı ortadan kalkmıştır. Evrensel insan hakları ve özgürlükleri kullanılamaz durumdadır. Yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı yoktur. Evrensel demokratik hukuk ilkeleri çiğnenmektedir. İktidar her türlü demokratik denetimin dışındadır. Demokratik muhalefet ve siyaset ağır baskı ve tehdit altındadır. Kadınların özgür ve eşit yaşama koşulları ve mücadeleleri zor ve şiddetle engellenmektedir…

Demokratik meşruiyeti olmayan referandum sonrası gidişatı ancak yeni bir demokrasi atılımı ve mücadelesi ile engelleyebilir, baskı rejiminin önünü kesebilir ve demokratikleşme doğrultusunda adımlar atılmasını sağlayabiliriz. Toplumun demokratik, özgürlükçü, eşitlikçi, çoğulcu ve katılımcı, kadından yana bir anayasa ihtiyacı ve arayışı geçerlidir. Yeni bir demokrasi mücadelesinin hedefi, farklılıkları kabul eden bir eşitlik anlayışı üzerinde yükselen yeni bir demokratik anayasadır. Yeni bir toplumsal sözleşmenin hazırlanması; demokratik bir anayasa hareketinin, demokratik ve çoğulcu bir cumhuriyet mücadelesi ile buluşturulması önümüzdeki dönemin asli görevlerindendir.

HDP, bu konuda üstüne düşeni yapmakta, siyasi partilerden sivil toplum kuruluşlarına, emek örgütlerinden demokratik örgütlere kadar geniş bir yelpazede birlikte hareket etme kararlılığına ve iradesine sahiptir. Evrensel demokratik ilkeler, insan hakları ve özgürlükler, uluslararası demokratik anlaşma ve sözleşmeler zemininde demokratik bir anayasa hareketinin parçası olmaya hazırdır.

Demokrasi ve Barış Mücadelesi Planı Acil İhtiyaçtır: Savaş, çatışma ve gerginlik, ayrıştırıcı ve düşmanlaştırıcı üslup bu iktidarın ayakta durmasının koşuludur. Ülkeyi bugünkü durumuna getirmiş olan AKP, iktidarını sürdürmek, tahakkümünü derinleştirmek için toplumu kutuplaştırmakta, iç ve dış düşmanlarla çevrili olduğumuz ve bunların ancak tek bir kişi yönetimindeki kurtuluş savaşıyla yenilebileceği gibi gerçekle ilgisi olmayan bir algı dünyası yaratmaktadır.

Türkiye’de siyaseti savaş ekseninden çıkaran, barış ve müzakere eksenine oturtan bir mücadele ve politika demokrasi hedefinin önde gelen amacıdır. Barış, aynı zamanda savaş nedeninin ortadan kalkması; bir daha savaşa yol açmayacak, eşit, özgür ve birlikte yaşamayı sağlayacak demokratik ilişkilerin ve kurumların yerleşmesi demektir. Barış içinde yaşama hakkı temel bir insan hakkıdır. Barışın sağlanmadığı bir ülkede, başta yaşam hakkı olmak üzere hiçbir insan hakkı güvence altında değildir. Demokrasi mücadelesi aynı zamanda bir barış mücadelesi demektir.

Demokratik siyasetin acil gündemi, bütün tıkanıklıkları aşarak bölgesel bir barış ortamının geliştirilmesi yönünde bir mücadele planını ortaya koymaktır. Bu mücadele planı bir taraftan iç barışın sağlanabilmesi için yapılması gerekenleri, barış ve özgürlük iradesini sergileyen bir hattı içermeli; diğer yandan da bölge barışını hedeflemelidir.

Daha önce kimi girişimler olsa da, Cumhuriyet tarihinde Kürt sorununu ilk kez demokratik yollarla, konuşarak ve müzakere ederek çözmenin imkanları ortaya çıkmıştır. Türkiye, 2013-2015 yılları arasında barış ve çözümün eşiğine gelmiştir. Toplumun büyük çoğunluğunun o dönemde desteklediği ve sonuç alınması için katkı sunduğu bir diyalog ortamının yeniden yaşanmasının ilk adımı 5 Nisan 2015’ten bu yana İmralı’da Sayın Öcalan’a yönelik tecridin sona ermesi, görüşme yollarının açılması olacaktır.

Kürt halkı, 5 Nisan 2015’ten bugüne kadar uygulanan tüm zulüm politikaları ve baskılar karşısındaki kararlı duruşunu referandum oylamasında göstermiş, savaş ve kayyum politikalarını reddetmiştir. Bu duruş aynı zamanda Kürt halkının barış ve özgürlük özlemini, çözüm doğrultusundaki kararlılığını da göstermektedir. Türkiye demokrasi ve barış güçlerine, vicdan sahibi tüm yurttaşlara, sivil toplum örgütlerine barış ve çözüm çabalarını ortaklaştırma çağrısı olarak algılanması gereken bu tutum özgürlük, eşitlik, adalet, demokrasi ve barış mücadelesinde önemli bir değişime yol açacaktır.

Eş Genel Başkanımız Selahattin Demirtaş’ın da çağrısını yaptığı gibi, tüm dostlarımızın, parti yönetimimizin, kurumlarımızın ve bileşenlerimizin katkısı ve desteği ile somut bir “Demokrasi ve Barış Mücadelesi Planı” hazırlanması acil görevimizdir. Bütün parti yapımızın, dostlarımızın, bileşenlerimizin bu planı sahiplenmesi ve hayata geçebilmesi için üstün bir gayret göstermesi gereklidir.

Kadınlar Mücadelenin Sürükleyici Gücüdür: İktidarın kadın mücadelesi ile elde edilmiş kazanımlara yönelik tüm cinsiyetçi saldırılarına karşı son derece kararlı ve örgütlü bir duruş sergileyen kadınlar, demokrasi ve özgürlük mücadelesinin sürükleyici gücüdür. Kadınların eşitlik ve özgürlük mücadelesindeki yaratıcı ve cesur duruşları, demokrasi ve barış mücadelesinin de en önemli güvencesidir.

Kadına yönelik şiddete, erkek egemen sisteme, çocuk istismarına, kadınların yaşamına müdahale edilmesine ve eve, aileye, çocuğa mahkum edilmesine; her alandaki emeğinin görünmez kılınmasına karşı mücadele toplumsal ilerleme açısından belirleyici öneme sahiptir.

Sosyal Adalet Mücadelesi Vazgeçilmezdir: Bugün Türkiye’de, dünyada eşine az rastlanır bir sosyal adaletsizlik iklimi söz konusudur. Emeğin ve doğanın acımasızca sömürüldüğü, iş ve aş sorununun giderek yükseldiği bir dönemdeyiz. İktidar, yolsuzluk ve suç ekonomisini normalleştirerek günü kurtarmaya, halkın geleceğini heba etmeye devam etmektedir. İktisadi krizin toplumsal hayatımızda açtığı derin izler sadece yoksulluk ve yoksunluğun değil, yaşamın tüm alanlarında adaletsizliğin artmasına da neden olmaktadır.

Demokratik bir anayasa ve barış mücadelesi kadar, sosyal adalet için yan yana gelerek hak mücadelesi vermek gerekliliğini vurguluyoruz. İktisadi alanın da demokratikleşmesi, sosyal hakların güvenceye alınması adaletli bir toplum ve barış için vazgeçilemez unsurlardandır.

Çağrımız: Olağanüstü Kongremizde, şimdi bir kez daha, toplumun tüm kesimlerini demokratik bir anayasa yapım sürecinde ve toplumsal barışı var etme konusunda yan yana gelmeye çağırıyoruz. Barış ve demokrasi mücadelesindeki kararlılığımızı ve barışı var etme azmimizi asla yitirmiyoruz. Bu bizlerin halklarımıza karşı en önemli sorumluluğudur. Geçmişin tüm eksikliklerini, hatalarını geçmişin deneyimlerinden de yararlanarak bugün hep birlikte aşabiliriz.

Ortak demokratik değerler ve ilkeler etrafında ilişkileri geliştirmek demokrasi ve barış mücadelesini büyütecektir. Bu mücadeleyi ayakta tutanları, demokratik siyaset zeminine sahip çıkanları, baskılara boyun eğmeyen halklarımızı; demokrasi, emek ve barış güçlerini, kadın özgürlük hareketini, tüm vicdan sahibi yurttaşlarımızı, enerjilerini bizlerle buluşturmaya çağırıyoruz. Hepimize kolay gelsin. Mutlaka kazanacağız!