Ana SayfaYazı / AnalizNurhak Yılmaz‘İntiharlar şehri’ imajından çocuk istismarlarına: Batman’da yaşananlar tesadüf mü? – (1)

‘İntiharlar şehri’ imajından çocuk istismarlarına: Batman’da yaşananlar tesadüf mü? – (1)

HABER MERKEZİ – Nurhak Yılmaz, Batman’daki intiharlardan çocuk istismarlarına ve bu olayın kentte yarattığı etkiye ilişkin haber dizisinin ilk bölümünde Batman Belediyesi Eşbaşkanı Gülistan Akel’le konuştu.


NURHAK YILMAZ


“Savaşlar ve çatışma en çok kadın ve çocukları vurur” sözünün sağlamasının yapıldığı bir şehirdir Batman. Ancak burada sözü edilen sadece, sıcak çatışma ortamında kadın ve çocukların öldürülmesi, kaçırılması, tecavüze uğraması değil. Biraz daha zamana yayılan, biraz daha toplumun damarlarına işleyen, yaşamın en acımasız ve dolaylı işleyen virüsüdür çatışmalı ortamda bulaşan. Aslında bilmeyenler için baştan söyleyelim, Batman’ın kendisi zaten “çatışmaların yarattığı” bir şehirdir. Tarihçesine geçmeden önce, kadınların maruz kaldığı şiddet penceresinden bu şehre bakıldığında, 1990’lı yılların sonu veya 2000’li yılların başında Batman’da yaşanan kadın intiharları akla gelen ilk konudur.

Şehrin kuruluş hikayesi gibi, yüzlerce kadının yaşamlarına son vermesi de “bir anda patlak veren”, ansızın ve sebepsiz yaşanmış bir durum değildi. Tıpkı, yaklaşık 20 yıl sonra, yani bugünlerde Batman’la ilgili gündeme gelen çocuk istismarları gibi.

Zorunlu göç insana ne yapar?

Neydi? Savaş ve çatışmaların sonuçlarından biriydi zorunlu göç. “Savaşlar, doğal afetler gibi olağan dışı koşullarda ortaya çıkan, göç edenlerin iradelerini etkisiz kılan, çeşitli kuvvetlerin etkilemesi ve/veya zorlaması sonucu oluşan göç” olarak tanımlanıyor. Peki zorunlu göç ne yapardı insana? Bu soruların ve daha fazlasının yanıtı Batman’da.

Gülistan Akel

11 Eylül 2016 tarihinde görevden alınan Batman Belediyesi Eşbaşkanı Gülistan Akel’den dinleyelim Batman’ın hikayesini;

Batman 1955’lerle birlikte ilçe olmuş. Siirt’e bağlı bir ilçeymiş. O yıllarda bölgede petrol yatağı bulunmasıyla birlikte, dışarıdan petrol odaklı küçük göçler almış. Burada entelektüel bir yaşam oluşturulmaya çalışılmış. Daha çok mühendislerin ve işçilerin yaşadığı bir yer olmuş. Sinema salonları, eğlence mekanları inşa edilmiş. O dönemlerde kurulan orkestrası meşhurdur Batman’ın. Amerikan tarzı evlerin yapıldığı, yeşilin bol olduğu, orta sınıfın, üst sınıfın yaşam alanı diyebileceğimiz küçük bir kentçik oluşturulmuş orada. TPAO denilen o alan şu anda halen kent merkezinde duruyor. Tabi 1990’larla birlikte orası da dönüşüme uğradı.

Aynı zamanda sosyolog olan Akel’in sözünü ettiği “dönüşüm”, 16 Mayıs 1990 tarihinde Türkiye’nin 72’inci ili unvanına kavuşan Batman’da her şeyi geri dönülmez bir şekilde değiştirdi. Gülistan Akel’in anlatımıyla zorunlu göç ve Batman ilişkisi ise şöyle;

Dünyada kentler ya çekici ya da itici nedenlerle oluşur. Zorunlu göç, itici bir nedendir. Yani zoraki bir kent yaratmak. Batman kent olma kimliğini zorunlu göçle kazandı. Köy yakmalar ve çatışmalarla birlikte Batman insanların bir gecede mecburen gelip yerleştiği bir yer oldu. Bir gecede yerleşmek, toplumsal açıdan bir travmadır. En insani ihtiyaçların bile karşılanamadığı bir süreç yaşanır. Yeme içmeden tutun, barınmaya kadar.

Zorunlu göç kaos getirdi

Şehrin nüfusu çok kısa sürede ve hızla arttı. Henüz ilçe olduğu 1985 sayımına göre 144 bin 120 olan Batman nüfusu 1990 yılında 344 bin 669’a, 10 yıl sonra yani 2000 yılında ise 456 bin 734’e yükseldi. Bu hız dünyanın neresinde görülse kaos demekti. Batman’daki “kaosun” en acı göstergelerinden biri 2000’li yılların başında ortaya çıktı. Batman ismi artık “kadın intiharları” ile anılır oldu.

İntihar oranları sadece Türkiye değil dünya genelinde bilim insanlarının ilgisini çekmişti. Çünkü, “Dünyada bir tek Çin’de ve Batman’da kadın intiharları erkek intiharlarından fazla olarak tespit edilmişti. Halbuki bilimsel araştırmalara göre o güne kadar erkek intiharları her zaman kadın intiharlarından fazla olagelmişti. Yine bilimsel araştırmalara göre kadınlar içerisinde intihar eğilimi gösteren yaş grubu çoğunlukla 25 yaş üstü iken, Batman’da çoğunlukla 25 yaş altı kadınlar yaşamlarına son veriyordu” Psikologlar, sosyologlar, gazeteciler Batman’a akın etti. Herkes intiharlara “kendi bakış açısına göre” isim koydu.

“Toplum kadına ‘kendini öldür’ dedi”

Yaşananlar “intihar mı cinayet mi” soruları kamuoyunda çok sorulmaya başlanırken, Gülistan Akel de 15 vakanın peşine düştü. Akel, Batman Belediyesi bünyesinde 2005 yılında kurulan Selis Kadın Danışmanlık Merkezi’nde sosyolog olarak çalışıyordu. Vardığı sonuç hem geçmişteki cinayet gibi intiharlara, hem bugüne ışık tutacak nitelikteydi:

Mesela 20 günde 10 kadın intihar etmişti. Görüştüğüm ailelerin yüzde 80’i zorunlu göçle Batman’a yerleşenlerdi. Anne-baba kır hayatında şekillenmişti. Kente gelseler bile o hayattan kopamamış bir nesilden söz ediyoruz. 15 vaka içerisinde cinayet sonucu bulamadım, intihardı. Ancak ilgisizlik, şiddet, ağır depresyona itme, mutsuz etme, hayatı üzerinden baskılama ve sıkıştırma yaşanmıştı. Yaşanan, cinayete azmettirmeydi. Yani bir toplum kadına “kendini öldür” demişti. Muhtemelen 10 yaşlarında çocuklar olarak zorunlu göçle kente gelen bu kadınlar, kır ve kent arasındaki çelişki sonucu ergenlik dönemlerinde yaşamlarına son vermişlerdi. Tabi toplumsal kurumlar dediğimiz sağlık kuruluşları, belediyeler, hukuk kurumları eliyle toplum kendi kimliğinden uzaklaştırılıyordu. Eşgüdümlü bir asimilasyon, dejenerasyon yaşanıyordu. Bu koşullarda kadın olmak ayrı bir travmatik durum. Kadınların yaslanabileceği ne bir toplumsal kurum var ne de en yakınındaki ailesi.

“Belediyedeki değişim, bir dönüm noktası oldu”

Halkın Demokrasi Partisi’nin (HADEP) 1999 yılında yapılan yerel seçimlerde Batman Belediyesi’ni alması ile hayata geçirilen yerel yönetim anlayışının ise, “bir dönüm noktası” olduğunu söylüyor Akel. Son olarak kendisinin eşbaşkanlık yaptığı 17 yıllık geleneği neden “dönüm noktası” olarak nitelediğini şöyle açıklıyor:

Biz belediyeciliği asla asfalt yol yapmak ya da betonarme evler inşa etmek üzerinden ele almadık. İnsanlar nasıl özgürleşir, nasıl rahat nefes alır ve birlikte nasıl daha demokratik bir şekilde yaşar üzerinden düşündük. Çatışmaların biriktire biriktire 2000’lere kadar getirdiği kadın intiharları gibi sorunlar vardı. Kadın intiharları ve kadına yönelik şiddet devam etti ancak bizim belediyeciliğimiz döneminde Türkiye ortalamasını aşan oranda kadın kurumları açıldı. Bu kurumlar eğitim, şiddetle mücadele, psikolojik destek ve ekonomi çalışmaları yürüttü. Batman’da bu kurumlar önemli oranda sonuç alıcı oldu. Ancak kayyum atandıktan hemen sonra ilk bu kurumlar hedef alındı.

Belediyeye kayyum atandıktan sonra, DBP’li belediye döneminde gençler, kadınlar ve diğer kesimlerin etkinlikleri için açılmış “halk evleri” Türk Sanat Musikisi gibi etkinliklere açıldı. Yine Türkiye’de bir ilk olan belediye kadın spor kompleksi, kayyum tarafından “eksikleri giderilerek” geçtiğimiz günlerde törenle yeniden açıldı. Kompleks artık sadece kadınlara ait değil, erkeklere de hizmet veriyor.

Eşbaşkan Gülistan Akel ile bu görüşmeyi Diyarbakır’da yaptık. Geçmişe ait bu bilgilerle gittiğimiz Batman’ın girişinde, “belediyenin yenilenen spor kompleksi”ni duyuran pankart karşıladı bizi. Gideceğimiz ilk adres Batman Sonsöz Gazetesi. Gazete, belediyenin hemen yanında. Oraya doğru giderken, şehrin en işlek caddesi üzerinde bulunan koca belediye binasının önünden geçtiğimizi bile fark edemiyoruz. Çünkü neredeyse birinci katının yüksekliğinde beton bariyerler yerleştirilmiş bina çevresine.

Batman’da bulunma sebebimiz, 14 yaşındaki bir kız çocuğunun istismara maruz bırakıldıktan sonra fuhuşa zorlandığı haberleri. Başka çocukların da bu fuhuş ağına düşürüldüğü bilgileri ise tabloyu daha ağırlaştırıyor. Olayı ve detaylarını hepimiz kadın gazetesi Şûjin sayesinde öğrendik. Ancak yerel Sonsöz de Nisan ayının başında, kulaktan kulağa yayılan istismar iddialarını ısrarla ve üst üste yayınladığı makalelerde ilgililere sormuş. Bu ısrarın arkasındaki isim ise gazetenin kadın çalışanı Hatice Türkan.

Türkan ile Batman’daki çocuk istismarını, bu olayın kentte yarattığı etkiyi ve istismarı ortaya çıkarmak için verdiği mücadeleyi konuşacağız.


Yarın: İstismar haberleri şehrin ismini mi karalıyor? Kadın gazetecilerin ısrarı istismarı ortaya çıkardı ve STK’lerden Batman’ı bekleyen yeni tehlike yorumu