Ana SayfaKadınOtoportre ile eril fotoğraf dilini değiştirmeyi amaçlayan bir kadın: Şehlem Kaçar

Otoportre ile eril fotoğraf dilini değiştirmeyi amaçlayan bir kadın: Şehlem Kaçar

HABER MERKEZİ – Otoportre çalışmaları ile eril fotoğraf dilini dönüştürmeyi amaçlayan Şehlem Kaçar, çalışmalarında kadınlık, eşitlik, kadınsılaştırma kavramları üzerinde duruyor. Kaçar, otoportrenin sanat terapisi olarak kullanılması gerektiğini söylüyor.

Diyarbakır Fotoğraf Amatörleri Derneği (DİFAK) tarafından düzenlenen Diyarbakır Uluslararası Fotoğraf Günleri, bu yıl 22-28 Mayıs tarihleri arasında yapıldı.

2003 yılından bu yana yapılan etkinlikte Fotoğraf günleri kapsamında düzenlenen “Kadın Fotoğrafçılar Çalıştayı”na katılan fotoğrafçılardan biri de Şehlem Kaçar.

Şahlem Kaçar, otoportre çalışmaları ile eril fotoğraf dilini kırmayı amaçlayan genç bir sanatçı.

Gazete Şujin’e konuşan Kaçar, fotoğrafta çok yaygın olarak kullanılan eril dilin karşısında yeni bir dil oluşturmak için toplumsal cinsiyet sorununa değindiğini belirtiyor.

Kaçar otoportre çalışmaya, feminist ve sürrealist fotoğrafçı Francesca Woodman’dan etkilenerek başlamış.

Kadınlık ve eşitlik teması

Çalışmalarında kadınlık, eşitlik, kadınsılaştırma kavramları üzerine eğilen Kaçar serüvenini şöyle anlatıyor:

Ben öncelikle hayatımda kendimle ilgili rahatsız olduğum konularda çalışmaya başladım. Bu bazen mekanlar oldu, bazen beden politikaları, bazen de ilişkiler oldu. 2015’te biten çalışmalarımda kendimi anlatırken başka birçok kişinin hikayesine de dokunduğumu da gördüm. Hem izleyici, hem çeken, hem de konunun kendisi olmak bazı yüzleşmeleri de getiriyor.

‘Otoportre sanat terapisi olarak kullanılıyor’

Kaçar otoportrenin sanat terapisi olarak kullanılmasından yana olduğunu söylüyor.

İleriki süreçlerde yaptığı çalışmaları kamuya açmayı düşündüğünü de dile getiren Kaçar, otoportre çalışmalarından sonra kendisinde de belirgin değişikliklerin söz konusu olduğunu ifade ediyor.

İnsanların hayatlarında değişiklikler yapmaları kolay olmuyor. Çalışmalarımızın kişinin karar alma, kendi hayatını yorumlama, hayatında değiştirmek istediği şeyleri anlaması için kişinin aynalayıcı bir işlevi oldu.

Kaçar, fotoğrafta bakan kişinin erkek, bakılanın kadın olduğu ikili boyutun yerini hem bakan hem bakılan hem de fotoğraflayan olarak üç boyutlu bir şekilde ele aldığını ve bu sayede yeni bir fotoğraf dili oluşturmayı hedeflediğini söylüyor.

‘Toplumsal cinsiyet doğaya atfedilmeli’

Kaçar, hayattaki her davranışın kendi kimliğinden izler taşıdığını ifade ederek sözlerini şöyle sonlandırıyor:

Toplumsal cinsiyetin biyolojik cinsiyetten bağımsız olduğunu düşünüyorum. Bence bunun doğaya atfedilmemesi lazım. Bu daha çok dayatılan toplumsal cinsiyet rolleri ile ilgili. Kadın olduğumuzun çok ta farkında olmayabiliriz veya çok erkeklik üretebiliriz. Bu konuda otoportre çalışmalarında kadının kendi farkına varmasına da yardımcı olduğunu düşünüyorum.