Ana SayfaYazı / AnalizElend AydınSiz uyurken – ELEND AYDIN

Siz uyurken – ELEND AYDIN

Çocuklar sabah devam edecekleri oyunlarının düşlerini gördükleri uykularında öldürüldü. Çünkü polis ve panzer kılığındaki ‘devlet baba’, istediği zaman istediği yere girebileceğini, tüm insani hakları her an çiğneyebileceğini biliyor.


ELEND AYDIN


Sen Uyurken (While You Were Sleeping) adlı Sandra Bullock’lu harika bir film izlemiştim uzun zaman önce. Kaza geçirip “uyuyan” yani komaya giren adamı, kadın kılığında bir melek ya da melek kılığında bir kadın (tabi ki Sandra Bullock) kurtarıyor ve birbirlerine yabancı olmalarına rağmen nöbetini tutuyordu. Yani komada da olsa “uyumak” güzeldi, güvenliydi.

Oysa Silopi’de uyumak, bir polis panzeriyle ezilmek, bir bahar gecesinde hayattan koparılmaktır. Ama ne yer gök inledi ne çiçekler soldu. Flaş haber spikerinin ağzından dile gelen insanca haykırış “Bu sessizlik hepimizi boğacak!”tan sonra “polisin tutuklandığı” söylendi. Ama “arka kapıdan çıkmıştır” oldu beynimizdeki karşılığı. Çünkü güvenmiyoruz. Güvenilmezsiniz!

Uyurken ölümün bir panzer kılığında yatak odanıza dalması nasıl bir şey? Uyanabildiniz mi? Çiçekli yastığınıza kanınızla birlikte karıştı mı bisikletli düşleriniz? Çocuklar güleç yüzlerini sonsuza kadar fotoğrafta bırakan çocuklar uyandınız mı uykudan, ölmeden önce? “Kahraman Türk polisi” o esnada da kükreyip kabusa çevirmek istedi mi her şeyi? Pijamalı, uykudaki çocuk halinizle yaklaşan bayram sabahlarının sevincine doğru giderken ölmek, öldürülmek en çok nerenizi acıttı? Silopili olmaya mı küstünüz, uykuda olmaya mı? Bir diyeceğiniz var mıdır büyüklerin bu büyük ve adil (!) dünyasına?

Sorularını asla cevaplamayacakları için sormamış olalım ama uykudaki çocukları bile ezerek öldüren ve böcek bile ezmemişçesine caka satan bir ülkenin parçası olmanın, boyunlarımıza astığı değirmen taşlarının, güzel olan ne varsa öğüttüğünün farkında olduğumuzu belirtelim. Artık “sıcak haber” olmadığı için çoktan unutmuş olanlara da yüzyıl da geçse unutmayacağımızı, bu çocukların kana bulanmış dantelli yastıklarına yemin ederek hatırlatalım.

Hep uyuyan çocuklar, pijamalarınız değil kanla, şebnemlerle bile ıslanmasın, masumiyetin uçurtmalarını uçurtun kederli kalbimizin paramparça göğünde…

Turuncu çiçekli rüyaların koynunda devinin çocuklar, hiç uyanmayın uyanık olmanın çocuk katili olduğu bu memlekette. Kirpiklerinizde kelebekler dans etsin, gelincikler dans etsin narin bedenlerinizde.

Kardeş kardeş uyuyun, çocuk çocuk düş görün ama büyükleri görmeyin düşünüzde çocuklar, zehir zemberek bir dünyayı size armağan eden büyükleri.

İsterseniz küsün de çocuklar, asla affetmeyin bizi. Pijamalı masumluğunuzla hiçbir oyununuza almayın bizi, hiçbir yüzümüze gülmeyin, hiçbir kapıyı açmayın. Küsün çocuklar, faşist bir panzerin geceleyin ansızın odanıza girerek tatlı uykunuzu ölüme çevirebileceği bir dünyanın “elemanları” olduğumuz için, minik ayaklarınız, ceylan adımlarınızla terk edin bizi. Büyüklüğünüz batsın, politika ve sistemleriniz, büyük ve çok yüzlü laflarınız, külliyeli saltanatlarınız, katil ordularınız da…

Çocuklar sabah devam edecekleri oyunlarının düşlerini gördükleri uykularında öldürüldü. Çünkü polis ve panzer kılığındaki ‘devlet baba’, istediği zaman istediği yere girebileceğini, tüm insani hakları her an çiğneyebileceğini biliyor. Çünkü devletin başı, o çocukların abi ve ablalarının çocuk masumluğuyla kurdukları bir hayat için de “Bir gece ansızın gelebiliriz” dedi. Bir gece ansızın gittiler, duvarların, molozların, sarhoş polislerin altında bırakarak ezip yok ettiler çocuklarımızı. Artık yoklar. Biz de artık yokuz.