Ana SayfaManşetSurlulara ‘kenti boşaltın’ anonsu: ‘Diyarbakır’ın hafızası yok edilmek isteniyor’

Surlulara ‘kenti boşaltın’ anonsu: ‘Diyarbakır’ın hafızası yok edilmek isteniyor’

ANKARA – HDP Milletvekili Sibel Yiğitalp, Diyarbakır’ın Sur ilçesine bağlı Alipaşa ve Lalabey Mahalleleri’ne yönelik ‘boşaltma’ anonslarını değerlendirdi. Yiğitalp, yasak, operasyonlar, kentin ‘kamulaştırılması’ ve son olarak Surlulara yapılan ‘kenti boşaltın’ anonsları ile Diyarbakır’ın hafızasının yok edilmek istendiğini belirtti. Yiğitalp ayrıca HDP’nin yarın gerçekleştireceği kongreyi de Gazete Karınca’ya değerlendirdi.


Haber: ALTAN SANCAR


HDP Milletvekili Sibel Yiğitalp

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Diyarbakır Milletvekili Sibel Yiğitalp, merkez Sur ilçesine bağlı Alipaşa ve Lalabey Mahalleleri’nde polislerin zırhlı araçlar ile yaptığı anonslara ve kentsel dönüşüme ilişkin yaptığı değerlendirmede Diyarbakır’ın hafızasının yok edilmek istendiğini belirtti.

Sur’un ‘Demokratik ulus’ kültürünün pratiği olduğunu belirten Yiğitalp, yaşananların Kürt sorunundan bağımsız değerlendirilemeyeceğine vurgu yaptı.

HDP’li Yiğitalp’in gazetemize yaptığı açıklamalar şöyle:

Devlet, Sur’da yaşayan insanların orada kalmaması için her türlü zorlayıcı tedbiri aldı. Bir dönem sokağa çıkma yasaklarını operasyon olarak tarif ettiler, ardından İçişleri Bakanı’nın ‘Operasyonlar bitti’ açıklaması geldi ancak yasaklar devam etti. Bir yıldan daha uzun bir süredir, operasyon dedikleri faaliyetleri bitmesine rağmen yasaklar devam ettiriliyor. Son olarak da Mayıs ayında anons yapılarak mahallelerin boşaltılması istendi.

Bölgede yaşayanların Sur ile doğrudan bağlantılı bir geçmişleri söz konusu, yani atadan kalma evlerinde uzun senelerdir yaşıyorlar. Sur aslında hem orada yaşayanların hem de Diyarbakır’ın hafızası, çünkü Diyarbakır dendiğinde akla ilk olarak Surlar gelir. Sur’u yalnızca yapılar üzerinden değerlendirmemek gerekiyor, çünkü özünde kültürel bir zenginliği barındırıyor. Öyle ki orada faklı inanç ve halklar uzun yıllardır bir arada yaşamayı başarmış durumda. HDP olarak bahsettiğimiz ‘Demokratik ulus’ kültürünün pratik ayağını bizler Sur’da görüyoruz. Sur’da bir yanda kilise varken bir diğer yanda cami bulunuyor ve bu iki ibadethanenin sorumluları bir arada komşuluk ilişkisi içinde yaşıyor.

“Sur’un kamulaştırılması, Kürt sorununun en büyük göstergesidir”

Sur özü itibari ile ortak yaşamı teşkil ediyor ve tekçi zihniyet burada kendini dayatıyor. Sur sakinleri, hesaplarına küçük miktarda paralar yatırılarak ve zor aygıtları kullanılarak yaşadıkları yerden uzaklaştırılmak isteniyor. Burada yaşananlardan net olarak Kürt sorununu ve daha önce de ortaya çıkan uygulamaları görebiliriz. Nusaybin’de, Cizre’de veya Şırnak’ta yaşananlar nasıl ki Kürt sorununun çözümsüzlüğü ile ilişkili ise bugün Sur’da yaşananlar da doğrudan bununla ilişkili. Sur’un kamulaştırılması, yani merkezden gelen talimatın yerele dayatılması Kürt sorununun en büyük göstergesidir. Zira yerelin talep ve ihtiyaçlarını görmemek, etnik ve inanç farklılıklarına uygun hizmet üretmemek ve ait olmadığı kimliği dayatmak tam da Kürt sorununun özünü ortaya koyuyor.

[irp posts=”35478″ name=”Surlular yıkıma karşı direniyor: ‘Evlerimizi vermiyoruz'”]

HDP kongresi

HDP’nin yarın gerçekleştirilecek olağanüstü kongresine de değinen Sibel Yiğitalp, kongrelerinin esasının eş genel başkan belirlemek olmadığını, asıl hedeflerinin barışın sesini yükseltmek olduğunu belirtti:

Kongre çalışmalarımızda son aşamaya geldik. Bizler kendisini küllerinden yaratan bir mücadele geleneğinden geliyoruz ve bu gelenek şahıslar değil birikim üzerinden ilerliyor. Şahıslara değil, parti olarak nasıl bir tutum alacağımıza bakmak gerekir. Ancak yarın gerçekleşecek kongre yalnızca hukuki zorunluluklardan kaynaklıdır. Vekilliği de düşürülse, üyeliği de düşürülse Figen Yüksekdağ bizlerin yoldaşı ve eş genel başkanımız olarak mücadelede yanımızda olmaya devam edecektir.

Kongremizin esası, eş genel başkan belirlemek değil, barış için yeni bir çıkış yapmak ve halkların sesini yükseltmek üzerine kuruludur. Kongre ardından da HDP yine barışın öncüsü ve halkların temsilcisi olma rolünü devam ettirecek ve gerekli çabasını sürdürecek. Kongremizin bu yönlü değerlendirilmesi ve ele alınması gerekmektedir. Çünkü ortada bir Kürt sorunu var ve bu kendisi ile beraber denetimsizlik ve hukuksuzluğu getiriyor. Kürt sorunundaki çözümsüzlüğün getirdikleri yalnızca Kürtleri değil, tüm Türkiye halklarını etkiliyor. Kürt sorununu cesurca tartışmadan Sur’dan başlayarak tüm ülkede yaşananları anlamamız ve çözmek mümkün olmayacak. Ülkenin içinde bulunduğu durumu ancak ilkeli ve karşılıklı ortaklaşmaya dayanacak bir barış ile aşabiliriz. Kongremizde de bu yönlü bir çıkışın tartışmasını yürüteceğiz.