Ana SayfaGüncel1930’larda sosyal ve seksüel baskıya başkaldıran bir kadın: Marlene Dietrich

1930’larda sosyal ve seksüel baskıya başkaldıran bir kadın: Marlene Dietrich

HABER MERKEZİ – Marlene Dietrich, 1930’larda sosyal ve seksüel baskıya başkaldıran bir kadın. Sinema oyuncusu ve şarkıcı olan Dietrich, ‘erkeklere özgü olduğu’ iddia edilen kıyafetler giyiyor, ekran önünde bir kadın ile öpüşüyor, Nazi propaganda filminde oynamayı reddediyor. Dietrich, 1930’larda tabuları yıkıyor…


Çeviri – Derleme: Ezgi Gül


Sinema yıldızı ve Marlene Dietrich’in yaşadığı yirminci yüzyıldan bu yana teknoloji gelişse de sinemadaki imgelere ve ünlülere olan düşkünlüğümüz pek değişmedi.

Gerçek hayatımız ve özellikle kadın olan ‘şekillendirilmiş yıldızlar’ arasında bir denge olmasını bekliyoruz.

Dietrich ‘Çizgi’si

Sinema ilk çıktığında, ekrana çıkan yıldızların arasında pek azı Marlene Dietrich gibi bir çizgi oluşturup bu çizginin üzerinde ustaca yürüyebildi.

Dietrich belki de sinema dünyasının, toplumsal cinsiyet ve ırkçılık konularını gündemine alan ve bunların altını dolduran ilk ve en ünlü kadın aktivistiydi.

Moda ve cinsellik normlarını reddetti

Shanghai Ekspres ve Mavi melek gibi 1930’lar klasiklerinde oynayan biseksüel yıldız, kendisine gizemli, hükmeden ve bir o kadar duygusal bir çizgi oluşturdu.

Feminenliğin sınırlarını zorlarken moda ve cinsellik normlarını reddetti ve Nazi Almanyası tehdidine karşı direndi.

Etekle de başındaki ‘erkek’ şapkasıyla da o çok güçlü ve çekiciydi.

İşte Dietrich’in ekran önünde sergilediği ve hayatına da yansıttığı başkaldırışının birkaç örneği.

‘Erkek gibi’ giyinmek

Dietrich, Amerika’da oynadığı ilk film olan Morocca’da, bir lejyonere aşık bir kabare şarkıcısını canlandırıyordu.

Bir sahnede Dietrich, smokin ve ‘erkek’ şapkası giyiyor, elinde bir sigara…

Şarkı söylüyor ve bir kadını öpüyor.

Bugün bunlar bize normal geliyor (belki hala gelemiyor) olabilir fakat 1930’larda bu başkaldırışlar Dietrich için devrimdi.

Daha sonra Dietrich için anılarından ve fotoğraflarından oluşan bir galeri açan  Kate Lemay, smokin hakkında şunları söylüyor:

Günümüzde bu çok önemli görünmeyebilir fakat 1930’larda bu çok ömeliydi. Erkek kıyafeti giyen başka kadınlar elbette ki vardı fakat Dietrich bunu seyirci önüne taşıdı. Üstelik birçok seyirci için normalleştirdi.

Hırs ve zarafet

Dietrich’in hikayesi hırs ve zarafet arasında gidip geliyor.

1933’de Dietrich, Atlantik üzerinden Paris’e giderken beyaz bir takım elbise giyiyordu.

Bir görevli, Dietrich’i eğer pantolon giymeye devam ederse tutuklanacağı konusunda uyardı. (2013’e kadar teknik olarak Fransa’da kadınların pantolon giymesi yasaktı.)

Dietrich, bahsi ikiye katladı.

Paris’e inerken bir erkek ceketi, şapkası ve güneş gözlüğü de giydi.

Trenden indi, polis memurunun koluna girdi ve yürümeye devam etti.

Lemay’a göre, ‘Bunlardan çıkarmamız gereken sonuç, Dietrich’in bir resim yarattığı ve bunun arkasını da ustaca doldurduğudur’

Ve hayatı boyunca da Dietrich, her hareketinin arkasında durdu.

Nazi propaganda filminde oynamayı reddetti

Ama Dietrich dinamik bir resimden çok daha fazlasıydı.

Yarattığı resim, özellikle Avrupa’da aktivizm yapabilmesini sağladı.

Dietrich, faşizm karşıtlığını kendi varlığının ön koşulu olarak kabul ediyordu, Hitler’in günden güne kemirdiği bireyselliğe ve hoşgörüye önem verirdi.

Doğduğu topraklarda Nazi Almanyası’nın yükselişini gördü ve bunu kaldıramadı.

Ülkesine yapılanları ihanet olarak değerlendiriyordu.

1917’de Hitler hükümeti propaganda filmlerinde rol almasını isteyince, Dietrich Alman vatandaşlığından çıkarak Amerikan vatandaşlığına geçti.

İkinci Dünya Savaşı boyunca, Stratejik Servisler Ofisi (bugünkü CIA) için nazi karşıtı şarkılardan oluşan albümler kaydetti ve Avrupa sahne aldı.

‘Marlene evine dön’

Dietrich’in dopğduğu yer olan Berlin ile olan ilişkisi savaştan sonra sıkıntılı bir hal aldı.

1960’larda Berlin’i  ziyaret ettiğinde ‘Marlene evine dön’ pankartlarıyla karşılaştı

Bu ilk ve son ziyareti oldu.

2002’de, öldükten 10 sene sonra, Almanya tarafından vatandaşlığa geri alındı.