Ana SayfaDünyaKÖRFEZ’de DİPLOMATİK KRİZ | ‘Türkiye iki arada bir derede’

KÖRFEZ’de DİPLOMATİK KRİZ | ‘Türkiye iki arada bir derede’

HABER MERKEZİ – Suudi Arabistan’ın da aralarında olduğu 6 ülkenin Katar’la “terörü desteklediği” gerekçesiyle tüm diplomatik ilişkileri kesmesiyle birlikte başlayan yeni krizi değerlendiren gazeteci Mehmet Ali Çelebi, Suudi Arabistan ve Katar arasında ‘Müslüman Kardeşler’ nedeniyle Mısır’daki darbe sırasında başlayan krizin Suriye savaşında dengelenmeye çalışıldığını fakat Trump yönetiminin İran konusundaki tavrı ve Suudi Arabistan’la mayıs ayında 110 milyar dolarlık yeni silah anlaşmasının ilişkileri yeniden krize soktuğunu söyledi. Çelebi, “Suudi Arabistan askeri olarak girip İran’ı dağıtmak istiyor. Bu durumda Arabistan öne çıkmış olacak. Bu Basra Körfezi gibi dünyanın en önemli petrol ihraç bölgesine bulunan Katar’ı arada yutabilir. Katar’ın asıl çekincesi de bu” dedi. Çelebi, her iki ülkeyle ilişkileri olan Türkiye’nin bu kriz karşısındaki tavrının ne olacağı konusunda ise “Katar ve Suudi Arabistan sermayesinin Türkiye’ye kontrolsüz para girişlerine dair birçok haber var. Türkiye siyasi krizleri ekonomiye bulaştırmamak için denge politikası izleyecek. Yani iki arada bir derede” ifadelerini kullandı.


Haber: ÇAĞDAŞ KAPLAN


Suudi Arabistan, Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn, Yemen ve Maldivler’in Katar’la “terörü desteklediği” gerekçesiyle tüm diplomatik ilişkileri kesmesiyle birlikte Körfez ülkelerinde başlayan yeni krizi ve Katar ve Suudi Arabistan’la ekonomik ve siyasi ilişkileri olan Türkiye’nin bu krizden nasıl etkileneceğini Ortadoğu uzmanı gazeteci Mehmet Ali Çelebi, Gazete Karınca’ya değerlendirdi.

  KÖRFEZ'de KRİZ | 8 ülke Katar’la diplomatik ilişkileri kesti

Aslında Suudi Arabistan ve Katar’ın Türkiye ile birlikte Suriye konusunda birlikte hareket edip Irak, Suriye, Libya gibi ülkeler başta olmak üzere dünyanın birçok yerinde Selefi ve İhvan çizgisindeki grupları destekleyen iki ülke olduklarını belirten, Yemen’de Sünni hakimiyet için İran destekli Husileri bombalayan koalisyonda yer aldıklarını kaydeden Çelebi, ama bu durumun tek başına iki ülkenin her konuda anlaştıkları anlamına gelmediğini söyledi.

‘Krizin geçmişi var’

İki ülke arasındaki krizin geçmişinin var olduğunu belirten Çelebi, Müslüman Kardeşler’e yönelik Sisi cuntasını Mısır’daki darbe sırasında iki ülke arasında kriz çatlakları yarattığını belirtti.

Katar’ın Müslüman Kardeşler odaklı, Suudi Arabistan’ın Vahhabi-Selefi odaklı olduğunu belirten Çelebi, Ortadoğu’da en yaygın gruplardan birisi olan bu yapının en güçlü olduğu yerlerden Filistin ve Mısır olduğunu; Filistin’de Müslüman Kardeşler’in ‘en organize ve en örgütlü askeri gücün’ ise Hamas olduğunu hatırlattı. Çelebi, Hamas ve İhvan’ın 22 Arap ülkesi arasında sık sık hanedan çekişmeleri, güç, denge ve iktidar çekişmelerine konu olduğunu, İsrail ile ve ABD ile ilişkilere sirayet ettiğini kaydederken, bu bağlamda Mısır’daki darbenin Katar ve Suudi Arabistan arasında derin bir krizi yarattığını söyledi.

‘Mısır nedeniyle yaşanan kriz Suriye meselesinde dengelenmişti’

Suudi Arabistan ve Katar arasında Müslüman Kardeşler eksenli yaşanan krizin Suriye konusunda dengelenmeye çalışıldığını belirten Çelebi, iki ülke arasında “Baas yönetimini devirme konusunda” uzlaşıldığı ve ortaklaşıldığını vurguladı. Suriye’de işler çatallaşınca zaman zaman iki ülkenin kendisine bağlı grupları öne çıkarmaya çalıştığını, Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu (SMDK), ÖSO yönetimlerinde hiyerarşi yarışına girdiklerini kaydetti.

Çelebi şunları söyledi:

İki ülkenin Suriye konusunda İhvan ve Selefi merkezli iktidar kurulması gibi bir tahayyülü vardı. Ayrıca gelecekte Körfez ülkeleri, Basra Körfezi bölgesindeki petrol-doğalgaz kaynaklarının Suriye ve Türkiye üzerinden Avrupa geçirmek istiyorlardı. Ayrıca Suriye çevresindeki su kaynakları, Fırat, Dicle suları, Tişrin Barajı, Tabka Barajı, Azadi Barajı gibi su kaynakları Arap ülkeleri için çok hayati görülüyor.

‘İki ülke İran konusunda farklı düşünüyor, Katar İran’a müdahalenin kendisini yutacağından endişeli’

Donald Trump’ın ABD yönetimine gelmesinin ardından bölgede yeni denge arayışları ve çekişmeler yaşanmaya başladığını ifade eden Çelebi, Katar’da 2013’te babasını fazla kaosa neden olmayacak şekilde devirerek koltuğa oturan Şeyh Tamim Bin Hamad el Tani yönetiminin İran konusunda Suudi Arabistan’dan farklı düşündüğünü ve bunun da yeni krizin temel sebeplerinden olduğunu vurguladı.

Çelebi, şöyle konuştu:

Suudi Arabistan askeri olarak girip İran’ı dağıtmak istiyor. Bu durumda Arabistan öne çıkmış olacak. Bu Basra Körfezi gibi dünyanın en önemli petrol ihraç bölgesine bulunan Katar’ı arada yutabilir. Katar’ın asıl çekincesi de bu. Suudi Arabistan ne kadar fazla öne çıkarsa, hegemonyasını ne kadar artırırsa Katar o derece yedeklenmiş olacak.

Katar ise Yemen’de Şiilerin hakimiyet kurmaması, Bahreyn’de Şiilerin yönetim olmaması için İran konusunda ‘tolare edebiliriz’ politikası izliyor. Klasik Şii-Sünni çatışması yerine esnek politikalarla İran’ı dönüştürmeyi planlıyor.

Hamas’ın karargahının Şam’dan Katar’ın başkenti Doha’ya taşınmasının da iki ülke arasında ayrı bir kriz yarattığını belirten Çelebi şunları ekledi:

Nisan-Mayıs ayındaki Katar-Hamas müzakereleri sonucu Hamas’ın üstündeki baskıyı kaldırmak için 1967 sınırını kabul ettiğine, İhvan’la bağına da kuruluş belgelerinden çıkardığına dair yeni vizyon belgesi açıklaması süreci de Riyad-Doha arası sürtüşme konularından biriydi. Hamas-Katar işbirliğinden rahatsız olan Suudi Arabistan, ilişkilerin kesilmesini istiyordu

Yaşanan diplomatik krizin ABD ve Rusya arasındaki siber saldırı krizine benzeten Çelebi, Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamad Al Tani’ye Hamas Al Sani) atfedilen “ABD’ye karşı ve İran’ı destekleyici” açıklamanın, Katar’ın, resmi haber ajansının sitesine siber saldırı düzenleyenler tarafından yapıldığını duyurmasının ardından çıkan krizi hatırlatarak “Bu da Suudi Arabistan’ı çok kızdırdı. Ve karşılıklı restleşmeler oldu. Katar da siber saldırı iddiasıyla Riyad’a diş biledi” dedi.

‘ABD ve Suudi Arabistan arasında silah anlaşması Katar’ın en büyük korkularından biri’

ABD ile Suudi Arabistan arasında yaklaşık 110 milyar dolar değerindeki silah anlaşmasının da Katar’ın en büyük korkulardan biri olduğunu kaydeden Çelebi şöyle devam etti:

Trump Ortadoğu’da çıkacak krizlerde ABD ordusunu yıpratmak istemiyor. Suudi Arabistan’la silah anlaşması da bu yüzden. 2015 sonlarından beri, yani Obama dönemindne beri İslam Ordusu, Sünni Ordu olarak adlandırılan ordu kurma hazırlığı vardı 34 kadar ülke arasında. Suudi Arabistan öncüydü, Katar da sürece dahildi. Trump gelince ellerini ovuşturarak destekledi, Sünni NATO söylemi de bu dönemde ortaya çıktı. Çünkü, Trump Ortadoğu’da at koşturmak, silah satmak, içeride kendisine yönelik baskıyı perdelemek için İran’ı hedef tahtasına koydu. Arap ülkeleri ve İsrail’in İran alerjisindne muazzam derecede yararlanmak istedi.

Lakin, 110 milyar dolarlık silah anlaşmasının diğer ekonomik anlaşmalarla 350 milyar dolara varması Katar’ı ürküttü. Bu kadar silah sadece İran’a karşı kullanılmayabilirdi. İsrail’e döneceği gibi, bu silahlar Basra Körfezi ülkelerini yıkıma uğratabilirdi. Katar’ın en büyük korkularından biri bu oldu. Bu kadar silah bir yere yığıldıysa sadece İran’a patlamaz. Tüm körfez ülkelerini çözülmeye sürükler. Ve küçük ülkelerin ayakta kalması zorlaşır diye bir kaygı oluştu.

Bu krizde ABD’nin alacağı tavır da önemli. Trump bunu tırmandıracak mı yatıştıracak mı bu da krizin gidişatını belirleyecek. ABD İran konusunda nihai olarak düğmeye basarsa Katar’ın manevra şansı azalır. Katar’da yönetim düşebilir. Tabi bu kriz Suudi hanedanını da çalkalayabilir, Kral Selman da ha saray içi darbeyle ya başka yöntemle değiştirilebilir.

Türkiye nasıl tavır alacak?

Çelebi yaşanan krizden her iki ülkeyle de hem siyasi hem de ekonomik ilişkileri olan Türkiye’nin bu kriz karşısında nasıl bir tavır belirleyeceği noktasında da değerlendirmelerde bulundu.

AKP iktidarının sık sık Katar’a ve Suudi Arabistan’a gittiğini, yine kral ve emiri ağırladığını kaydeden Çelebi, Suriye’deki ÖSO gruplarının eğit-donat sürecinde üç ülkenin önemli rol üstlendiğini kaydetti. “Türkiye denge politikası izleyecek” diyen Çelebi şu değerlendirmeyi yaptı:

Kontrolsüz para girişi

Katar ve Suudi Arabistan sermayesinin Türkiye’ye kontrolsüz para girişlerine dair birçok haber çıktı basında. Türkiye-Katar Yüksek Stratejik Komite toplantıları yapıldı. Anlaşmalar imzalandı. Yine Suudi Arabistan ile anlaşmalar var. Bu sebeple Türkiye Katar’la siyasi, ekonomik ilişkileri sürdürmek zorunda. Suudilerle de sürdürmek zorunda. Belli bir dengede götürmek durumda.

Örneğin uçak düşürme krizi sonrası yeniden bu şekilde bir araya geldi Erdoğan ve Putin. Rusya’yla yönetilen yeni politika oluşturucuları, ekonomik ilişkileri siyasi krizlerin dışında tutmayı benimsedi. Suriye konusunda, PYD konusunda Rusya ile farklı düşünülse de denge politikası izleme, ekonomiyi sürdürme tercih edildi.

‘İki arada bir derede’

Katar ve Suudi Arabistan ile de iki arada bir derede kalan Türkiye denge oluşturmaya çalışacak. İlişkilerde netsizlik, tutarsızlık, halklar yerine devlet ve askeri güç odaklı ilişkilerin getirdiği açmazla karşı karşıya yani. Bu da dış politikasını ipotek altına koymayla, Kürt meselesini çözememesiyle doğrudan ilişkili. Yani ilişkiler Türkiye’nin Kürt politikasını çözememesine bağlı olarak seyredecek. Türkiye’nin dış politikasında bu ipotek kalktığında, Kürt ve Filistin meselelerinde doğru açılar yakalandığında ancak Ortadoğu gerçek anlamda barış ve özgürlükler konusunda yol kat edebilir. Demokrasi ve özgürlüklerde altın orana yaklaşılmazsa kaos ve çatışmalar Ortadoğu’nun kaderi olamaya, Katar, Suudi Arabistan, Türkiye gibi ülkeleri sürüklemeye; ABD, Rusya gibi emperyal güçler arasındaki salınımda kaş-gözü yarılmaya devam eder.

Türkiye’ye dönersek, Ortadoğu’da artık herşeyin kendilerinden sorulacağını, Türkiye’sin neredeyse Ordadoğu’da yaprak oynamayacağı iddiasında olan Ahmet Davutoğlu sonrası ‘Herkesle iyi ilişkiler kuracağız’ denildi, ama Kürt meselesinin ortada durmasından kaynaklı bu sağlanamadı. Rusya’nın yörüngesine hapsolundu, diğer ilişkilerde Davutoğlu’nun söylemdeki politikasına fiilen geri dönüldü. Trump, askerini sahaya sürmeden körfez ülkelerinin ran’a müdahale etmesi için çabalıyor. Ancak Türkiye Kürt meselesinden kaynaklı İran’la ilişkileri bazen derinleştirmek istiyor. ABD sertleşince Türkiye’nin İran’la ilişkileri bozulmak durumunda kalacak. Türkiye Kürtler statü elde etmesin siyasetiyle bu durumda yine iki arada bir derede kalacak.

‘Mevcut durum Ortadoğu halkları için hayırlı değil’

“Mevcut durum Ortadoğu için hayırlı değil” diyen Çelebi, son olarak şunları ekledi:

Ortadoğu’daki halklar yerine şeyhler, krallar üzerine kurulan sistemler çatırdıyor. Bu sistemlerin kendini öne çıkartma gayretleri küçük ülkeleri yutmaya çalışacak. Bu ancak bütün halkların kendini ifade edebileceği ve özgürce yaşayabileceği bir perspektif ortaya çıkarsa aşılır. Ancak siyaset koridorları Sünni ya da Şii ekseninden kurtarılırsa, ordu, emniyet, istihbarat eksenli siyaset yerine halklar arası dil, din, mezhep, kültür farkı gözetilmezse Ortadoğu barış ve istikrara kavuşur. Yani hiçbir güç hiyerarşik dil, kültür, din politikası gütmezse iklim değişir.