Ana Sayfa1915'TEN BUGÜNE1915’ten BUGÜNE | Tüm zamanların en iyi tenişçilerinden David Nalbandiyan’ın portresi

1915’ten BUGÜNE | Tüm zamanların en iyi tenişçilerinden David Nalbandiyan’ın portresi

HABER MERKEZİ – 1915’ten bugüne uzanan Ermeni portrelerinde bu hafta Dünya Tenis Sıralaması’nda üçüncü sıraya kadar yükselen tüm zamanların en iyi tenisçilerinden David Nalbandiyan var. İşte Nalbandiyan ailesinin Soykırım’la birlikte kendi topraklarından Arjantin’e uzanan hikayesi.


Görüşmeyi yapan: Eugenia Akopian

Çeviri: Ezgi Gül


David Nalbandiyan, tüm zamanların en iyi tenişçilerinden ve spor tarihindeki en özel atletlerden biri.

Dünya Tenis Sıralaması’nda dünya üçüncülüğüne kadar yükselen Nalbandiyan, beş sezon boyunca ‘en iyi on tenisçi’ içerisinde yer bulmayı başardı.

Temsil ettiği Arjantin’in mavi beyaz renklerini Davis Kupa’sında sevgiyle taşıdı.

Zaferin mirasçısı

Kazandığı her zaferle Nalbandiyan’ın soyismi hem medyada hem de sporun içerisinde tüm dünyaya yayıldı.

Arjantin’in kenti Cordoba aksanıyla konuşan sporcunun soyisminin son üç harfi, büyükbabası Kevork’un mirasına bağlı olan kimliğini gösteriyor.

Kevork Nalbandiyan, Arjantin’de bilinen adıyla Jorge, 1909’da o dönem Rusya sınırlarında olan Doğu Ermenistan’da bir kentte doğdu.

Kevork tek çocuktu ve küçükken annesini kaybettiği için teyzesi ve babası tarafından büyütülmüş.

Babası askermiş. Bir gün savaş alanına gitmiş, bir daha dönememiş.

“Büyükbabamın babasını en son gördüğü zaman kilisenin önünde büyük bir kalabalığın toplandığı zamanmış. Kiliseyi terk etmişler çünkü saldırılar çoktan başlamış” diye anlatıyor David Nalbandiyan.

Rus Devrimi sonrasında Ruslar Kafkasya bölgelerinden çekilince, Osmanlı karşı saldırıya geçmiş ve Batı Ermenistan’ın tamamının, Doğu Ermenistan’ın ise büyük bir bölümünün kontrolünü ele geçirmiş.

David, “Büyükbabam kaçmayı başardı. 12 yaşında Karadeniz’i ve Akdeniz’i geçerek Fransa’ya ulaştı” diyor.

Daha sonra Buenos Aires’de yaşayan bazı akrabaları Arjantin’e gelebilmesi için ‘Kevork’un bir yetişkin olduğuna’ dair belgeler hazırlamış, oysaki o zamanlar Kevork reşit değilmiş.

“Bununla ilgili kayıtlarımız yok çünkü büyükbabam çok az konuşan bir adamdı. Buna rağmen hatıralarını ayakta tutmaya çalışıyoruz; nasıl kaçmak zorunda bırakıldığını, nasıl acı çektiğini, aç kaldığını ve binlerce insanın geçerken öldüğü çölü nasıl geçtiğini. Bu, çok konuştuğu bir konu değildi. Her seferinde ağlamaya başlar ve başladığı hikâyesini bitiremezdi” diye anlatıyor David.

Kevork Ermeni Soykırımı’nı anmak için sanki tatilmişçesine dükkanını kapatırmış. Ana dilinde dua eder ve İncil’i okurmuş. Evini terk etmek zorunda bırakılınca elinde bir tek o kalmış.

David ise büyükbabasını şöyle anlatıyor:

Her yıl dönümünde duygularını içinde tutardı. Konuyu tartışmak istemez, sıkıntılı hissederdi kendini. Aslında neşeli bir adamdı, onu sevinçten yoksun veya ıstırap içinde hiç göremezdiniz. Hatıralarından ötürü onu üzgün gördüğüm bir anı da hatırlamıyorum zaten. Her zaman hayatına devam eder, anı yakalardı.

Arjantinli Ermenistan’da

Ermeni Soykırımı’nın yüzüncü yılında David ve arkadaşları, farkındalık yaratmak için bir televizyon programına katıldılar.

David Nalbandiyan Şangay’da 2015’te Roger Federer’i yendikten sonra

David gururla “Tam zamanında yapılan bu hareketin çok güzel yankıları oldu. Bu benim tarihim ve bizlerin tarihi; birbirimize yardımcı olmak her zaman yapılması gereken güzel bir şey” diyor.

David’in büyükbabasının doğduğu topraklar, uzun süredir David’i bekliyordu.

2008’de David bir hazırlık karşılaşması için Ermenistan’a geldi.

David “Kariyerim dolayısıyla birçok ülke ve kültür gördüm fakat Erivan’da olmak bambaşkaydı. Geçmişimin, ailemin, şimdiki hayatımın ışık olduğu gözlerle Erivan’da başka bir şey gördüm” diyor.


Kaynak: Aurora Prize