Ana SayfaGüncelFırtınanın ardından: Mücella Yapıcı’ya göre ‘bunlar daha iyi günlerimiz’

Fırtınanın ardından: Mücella Yapıcı’ya göre ‘bunlar daha iyi günlerimiz’

HABER MERKEZİ – Bir haftada iki kez etkili olan yağışla İstanbul’da hayat ‘felç olurken’, mimar Mücella Yapıcı kentsel dönüşüme, imarsız projelere ve denetimsizliğe dikkat çekerek “İddia ediyorum ki bunlar iyi günlerimiz, hele bu projelerin tamamı bitsin, faaliyete geçsin o zaman biz asıl afeti göreceğiz” dedi.

İstanbul’da bir hafta arayla iki kez etkili olan şiddetli yağış ve fırtına, kentte yaşamı felç etti.

Kentteki metrolar, sokaklar, ara yollar ve ana caddeler, ev ve iş yerleri her iki seferinde de sular altında kalırken şans eseri can kaybı olmadı. Ancak birçok kişi yaralandı.

Peki, 16 Milyon insanın yaşadığı İstanbul’un birkaç saat süren yağmurun etkisiyle bu hale gelmesinin nedenleri ne? İhmaller var mı?

Söylendiği gibi neden iklim değişikliği mi?

Gazete Şûjin’den Zülal Koçer’e konuşan Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi yöneticisi Mimar Mücella Yapıcı’ya göre ‘bunlar daha iyi günlerimiz’.

Yapıcı asıl afeti ise ‘kentteki projelerin bitmesiyle göreceğimizi’ söylüyor.

İşte Mücella Yapıcı’nın değerlendirmeleri:

İklim değişikliği etkili mi?

Eğer bir iklim değişikliği varsa bu İstanbul’un iklim değişikliğidir. Çünkü özellikle son yıllarda 1980’lerden başlayarak özellikle 2003-2005’li yıllarda mega projelerin devreye girmesiyle, TOKİ’nin kentsel dönüşümünün devreye girmesiyle, özellikle imar yönetmeliklerinin değiştirilmesiyle İstanbul’da artık suyla toprağın buluşması imkansız hale geldi.

Alt yapı sorunu

İstanbul’da yağan yağmurun yüzde 90’ı yüzeyde kalıyor ve su kanallardan gitmiyor. Yağan yağmurun en ez yüzde 50-60’ının bir kısmının toprak tarafından emilmesi ve bir kısmının da buharlaşması en az yüzde 5-10 civarında akışa geçmesi gerekir. Maalesef burada belediyeyi suçlamak yetmiyor. Şu anda bütün insanlar evlerinin altını, bahçelerini, parkların altını büyük bir heves ve büyük bir gayretle tamamında yer altında inşaat yapıyorlar.

Plansız kentleşme

İstanbul’un coğrafyası artık bu kentleşmeyi taşıyamıyor. İstanbul’da şu anda ekolojik hiçbir rezerv alan kalmadı. Bütün eşikler aşılmış durumda. İddia ediyorum ki bunlar iyi günlerimiz, bu projelerin tamamı bitsin ve faaliyete geçsin o zaman biz asıl afeti göreceğiz.

Bakın bir kent planlanırken 100 ya da 500 yılda bir yağan yağmura göre planlanır, iki saat yağmur yağmakla bu olmaz. Gereksiz battı çıktılarla, meslek odalarını, bilim insanlarını dinlemeyen, liyakata göre iş yaptırmayan bir idare ile gerçekten can kaybı olmadan atlatmamızı ben büyük bir mucize olarak görüyorum. Deniz kıyısındaki bir şehri sel basabilir mi?

Denetimsiz projeler

İstanbul’da 9 yıl önce yaşanan sel felaketinde 31 kişi yaşamını yitirdi. Ne için? Çünkü yapılan işler projeler ehil insanlara yaptırılmıyor, meslek odalarının denetimlerinden kaçırılıyor, yanlış eğimler veriliyor, kaldırımlar yapılıyor altına suyun geçeceği mazgallar bırakılmıyor, bunları denetleyen yok, firmayı denetleyen yok, işler yandaş firmalara veriliyor. Saydığım bu nedenler olası sel felaketinde yeni can kayıplarına yol açabilir.

Projelerde denetim asla yok. Denetimin meslek odalarının elinden alındı. Biz bu projelerle ilgili Çevre Etik Değerlendirme raporları yazıyoruz.

Her seferinde belediye idarelerini ve meslektaşlarımızı uyarıyoruz, ama buna kulaklarını tıkayan, hakikatten İstanbul coğrafyasının kaldıramayacağı, işte Kuzey Ormanları’na, göl havzalarına, içme havzalarına yeni projeler yapacağım diye ekolojisini, insanların felaketi üzerine, ekolojik kültürel yıkımlar üzerine kuran bir idareyle karşı karşıyayız.