Ana SayfaYazarlarElend AydınMasum Samsa – Elend Aydın

Masum Samsa – Elend Aydın


Elend Aydın


Bir ülke, bir sabah bunaltıcı düşlerden uyandığında, kendisini yatağında dev bir hamam böceğine dönüşmüş olarak buldu. Dağlara, ovalara ve deniz kıyılarına, sırt üstü uzanmış, yattığı yerde debelenip duran bir takım böcekadamlar ve böcekkadınlar doluşmuştu. Sen de aralarındaydın Gregor Samsa. Keder denizlerinde yüzüp öfke okyanuslarında boğulurken şimdi, unutma bu minik hakikati, sakın unutma.

Kimse birdenbire dönüşmez böceğe. Bu uzun, hem de çok uzun bir hikaye.

Maraş’tan Dersim’den, hatta çok daha öncesinden başlar.

-Peki, tamam, sen hayatta bile değildin-

Sonra Sivas, Roboski, Reyhanlı, Diyarbakır’la sürer.

Yaşıyordun ve susarak katilleri besiye çektin.

(Nermin Yıldırım, OT, Suruç Katliamı’nın ardından yazılmış bir yazı)

Görünen o ki Gregor Samsa’dan kolay kolay kurtulamayacağız. Her zaman, mekan ve konjonktüre uyarlayabiliyor kendini. Sonuç: kahrolası, acınası, kahredesi böcekleşme! Demek ki ruhumuzda en ufak bir postal ve cop izi, tepemizde küçük ya da büyük muktedir gölgesi kaldığı müddetçe çekeceğimiz var. Atalet, nemelazımcılık, çıkar düşkünlüğü paketlenmiş yaşam da boğulduğumuz müddetçe de. Samsalar boy boy, çeşit çeşit hortlayıp ruh ve bedenimizde fink atacak, hayat da bu canım ülke gibi, böcekhaneye dönüşecek. Ama farkındayız ki böcekleşme ve böceklerin çoğalma hızının erişilmezliği, onların yok olma ve yok edilmesinin de panzehirini barındırıyor. Yani her an oluşup çoğalabileceği gibi Gregor Samsalar, yok da olabilirler.

Üstelik belki de Gregor Samsa masum! “Beni yaratın, türlü türlü kabahat, beceriksizlik, parçalanma, edebiyatsızlık, fikirsizlik ve eylemsizlikle oluşturun” dememiş, diyememiştir çünkü böcekler konuşamaz! Ve sevgili Kafka muhtemel bir neden olarak Samsa Hazretleri’ni bu yüzden başka bir şeye değil de böceğe dönüştürmüştür, dilsiz, şimdi var az sonra yok olabilen böceğe… Masum böceğe…

Öte yandan Murakami’nin Aşık Samsa adlı öyküsünü (Kadınsız Erkekler, Doğan Kitap) anmadan geçmek olamaz. Orada Böcek Samsa, “bir sabah, bunaltıcı düşlerden uyandığında kendisini yatağında, bir insana dönüşmüş olarak bulur.” Peki keyiflenip mutluluk uçurtmalarını mı uçurur dersiniz? Tabi ki hayır! Belalar peşpeşe sıralanır, insan olmanın belaları…

Zaten ülkede de darbe olmuş, militarizm tank topla hayatın tüm köşebaşlarını tutmuş ve sokağa çıkma yasağı ilan etmiştir! Böceklikten gelmenin masum şaşkınlığıyla bir kuş gibi çırpınır Samsa…

Sonsöz mü? Mesele hiçbir şeye dönüşmeden, yani bizi dönüştürmek istedikleri böceklere dönüşmeden özgürce kendimiz olarak kalmaktır.