Ana SayfaManşetSüryaniler tepkili: Kayyum geldi, mallarımıza el konuldu; kiliseleri camiye mi çevirecekler?

Süryaniler tepkili: Kayyum geldi, mallarımıza el konuldu; kiliseleri camiye mi çevirecekler?

HABER MERKEZİ – Tasfiye Komisyonu tarafından mallarına el konulan Süryaniler bu durumu ‘tehdit’ ve ‘şantaj’ olarak nitelerken “İnsanlar açık açık söylemiyor ama göçe zorlanıyor. Kiliseyi camiye mi çevirecekler?” diye soruyor.


Haber: Aziz Oruç


Mardin’in Büyükşehir olmasından sonra kurulan Devir Tasfiye ve Paylaştırma Komisyonu, Süryanilere ait kilise, manastır ve mezarlıkların bir kısmını Diyanet İşleri Başkanlığı’na tahsis etti.

Süryaniler başta olmak üzere birçok kesimden gelen tepki üzerine Diyanet İşleri Başkanlığı, Süryanilere ait mülkleri tekrar Devlet Hazinesi’ne devretti.

El konulan ibadet mekanları

Kararla birlikte Mardin’in Midyat ilçesine bağlı Arkah köyündeki Mor Afrem ve Mor Teodoros Kilisesi, Arbo köyündeki Mor Dimet Kilisesi, Mercimekli köyündeki Mor Loozor Manastırı, Nusaybin ilçesine bağlı Günyurdu köyündeki Mor Gogo Kilisesi, Üçköy köyündeki Mor Melke Manastırı, Dağiçi köyündeki Mor Aho Kilisesi ve Dibek köyündeki Mor Yakup Manastırı gibi birçok yere devlet el koydu.

“Süryanilerin değerleri, duygularıyla oynuyorlar”

Mülklerin asıl sahiplerine geri verilmesi konusunda belirsizlik sürerken, Mardin’in Midyat ilçesinde yaşayan Süryaniler durumdan rahatsız.

 

Midyat’ta yaşayan ve yıllardır el emeğiyle üretilen gümüş takıları satan Sami Akyol, geçmişi 1700-1800’lü yıllara dayanan tüm mülklerin Süryanilere ait olduğunun bilinmesine rağmen böyle bir kararın alınmasını anlamakta zorluk çektiklerini söylüyor.

Mal varlıklarına el konularak Süryani halkına hakaret edildiğini kaydeden Akyol, “İnsan kendi değerlerine saygı gösterilmesini istiyorsa, karşısındaki halkların da değerlerine saygı göstermesi gerekir” diyor.

Akyol, tepkisini şöyle dile getiriyor:

Bölgede yaşayan halklar bu kararlarla geçmişte de yüz yüze kaldı. 1914-1915 Ermeni, Süryani ve Rum katliamlarında da bunlar yaşandı. Hatta salt mallarına el konulmamıştı, çocuk, yaşlı, genç, kadınlar da katledilmişti. Şimdi Şengal’de Ezidilere katliam yapılıyor. Kürtlere de aynı şekilde şimdi Cizre, Sur, Nusaybin’de büyük katliamlar yaşandı. 1923’te Alevilerin mallarına el konuldu, Diyanet’e devredildi. 21’inci yüzyılda yine aynı sorunları yaşıyoruz. Zihniyet aynı zihniyet, değişen bir şey yok. Bu kararla Süryanilerin değerleri, duygularıyla oynuyorlar. Yarın ne olacağı hiç belli değil. Diyanet’e bu mallar devredildiğinde Diyanet bu malları direk Süryanilere devir etmesi gerekirdi. Tedirginiz, bu mallar neden asıl sahiplerine teslim edilmiyor. Kiliseyi camiye mi çevirecekler?

“Kültür, ibadet yerlerine el koyulursa Süryani diye bir şey kalmayacak”

Yıllarca İsveç’te yaşadıktan sonra son yıllarda döndüğü Midyat’ta Süryanilerin tarihi yerleri üzerine araştırma yapan Süryani Arkeolog Eylo Eylo, Süryanilere dönük saldırıların yeni olmadığını ve 100 yıldır büyük baskı ile saldırı altında olduklarını anlatıyor:

Bilerek Süryanilerin manastırları, kiliselerine el koyup, yok etmek istiyorlar. Süryanilerin ibadet yerlerine bir tecavüzdür. Çok güzel konuşuluyor; ‘Mardin, dinlerin, dillerin, medeniyetlerin şehridir’ diye. Ama gezdiğimiz, gördüklerimiz öyle olmadığını gösteriyor. Süryaniler zaten bu topraklarda çok kalmadı. Kültür, ibadet yerlerimizi yok ederseniz, el koyarsanız Süryani diye bir şey kalmayacak. Gerçek başka bir şey. Göz görmese, beyin algılamaz. Onun için çok iyi görüyoruz yapılanları.

“İnsanlar açık açık söylemiyor ama göçe zorlanıyor”

Süryanilerin tarih, kültür ve gelenekleriyle çok kadim bir halk olduğunu kaydeden Sanharip Küçükaslan da Süryanilere ait eserler olduğunda daha Türkiye’nin olmadığını dile getiriyor.

Devletin görevinin el koymak değil korumak olduğunun altını çizen Küçükaslan, şunları söylüyor:

Dönem dönem Süryani halkına bir baskı olarak kullanılıyor. Bagok bölgesinde birçok Süryani köyü var. Şimdi orada her gün helikopterler geziyor, sokağa çıkma yasağı ilan ediliyor. Süryani halkı da ‘Biz burada rahatız, bizi rahat bırakın’ diyor. İnsanlar açık açık söylemiyor ama göçe zorlanıyor. Türkiye’de bir sistem var. Ya karşısındasın ya da içindesin. Şu anda Türkiye’nin geldiği aşama uçurumdur.

“Kayyumlar gelmesiydi tüm bu mallar sahiplerine devredilecekti”

Süryanilerin mallarına el koyma kararının kendilerini tedirgin ettiğini ifade eden Mardin Süryani Birliği Derneği Başkanı Yuhanna Ergün ise 6 bin yıldır bu topraklarda yaşayan, emekleriyle inşa ettikleri kilise ve manastırlarına el konulmasının kabul edilmez olduğunu belirtiyor.

Birkaç yıl öncesine kadar vakıfların mal edinmelerinin yasak olduğunu ancak çıkarılan bir yasa ile vakıfların mal edilmelerinin sağlandığını belirten Ergün, “Büyükşehir Yasası” ile birlikte köylerin tüzel kişiliği ortadan kaldırılınca Köy Tüzel Kişiliği’ne kayıtlı kilise ve manastırların Büyükşehir Belediyesi’ne devredildiğini vurguluyor.

Ergün, DBP’li belediyelere kayyum atamalarının ardından malların Maliye Bakanlığı’na onların da “Dini kurumdur” denilerek Diyanet İşleri Başkanlığı’na devredildiğini anlatıyor.

Belediye DBP’de iken hiçbir sorun yaşamadık. Kayyumlar gelmesiydi tüm bu mallar sahiplerine devredilecekti. Ama gasp olayı olunca olan oldu. Bu devlete yakışmaz, yapılan haydutluktur. Bu karar Süryani halkına tehditle birlikte, bir şantajdır. Süryani halkının sessini kısmaktır. Bununla Süryanilere, ‘Sakın ola sesinizi çıkarmayın’ demektir. ‘Konuşursanız, direnirseniz şimdi bunlara el koyuyoruz. Sonra kişisel mallarınıza da el koyarız’ denilmek isteniyor. Ama biz bunlara karşı sesimizi daha gür çıkaracağız.

Süryanilerin Ortadoğu’da en kadim ve en eski halklarından biri olduğunu vurgulayan Ergün, aynı zamanda en ağır travmayı da yaşayan halklardan biri olduğunu söylüyor.

Ergün, geçmişe bakıldığında mallara el konularak Diyanet’e devredilmesinin İttihat Terakki zihniyeti olduğunu da vurguluyor.

İttihat Terakki zihniyetinin yüz yıl önce insanları yok ederek, soykırıma uğrattığını ve geriye kalan kilise ile manastırlara el konulduğunu çoğunun da camiye çevrildiğini kaydeden Ergün, sözlerini şöyle noktalıyor:

Irak, Suriye, Musul’da bulunan Süryanilere yaklaşım ile burada yaşanan yaklaşım aynı. Buradaki tekçi anlayış sadece Süryanileri de değil Ermeni, Rum, Kürt tarihini de silmek istiyor. Türk ve Sünni yaklaşımla yaklaşıyor. Çok da kaygılıyız. Bir gelecek de göremiyoruz bu topraklarda. Bu haydut yaklaşıma karşı direnişimizi büyüteceğiz. Yurt içinde sonuç alamadığımız taktirde AİHM’e kadar gideceğiz. İttihat Terakki zihniyetine boyun eğmeyeceğiz.


Kaynak: dihaber