Ana SayfaManşetTBMM’nin bir yılı: Düşürülen vekillikler, Meclis’in kısılan sesi ve değiştirilen yönetim şekli

TBMM’nin bir yılı: Düşürülen vekillikler, Meclis’in kısılan sesi ve değiştirilen yönetim şekli

HABER MERKEZİ – Türkiye Büyük Millet Meclisi, AKP ve MHP ortaklığı ile getirilen İçtüzük değişiklik teklifinin kabul edilmesi ve HDP’li Faysal Sarıyıldız ile Tuğba Hezer Öztürk’ün vekilliklerinin düşürülmesinin kararlaştırılmasının ardından AKP’nin önergesi ile 1 Ekim tarihine kadar tatile girdi. Sona eren 26’ncı dönem 2’nci yasama yılı Türkiye tarihinin en dikkat çekici yasama yılı olurken, yıl içinde Türkiye’nin yönetim şekli değiştirildi ve dört milletvekilinin vekillikleri düşürüldü.


Haber: Altan Sancar


15 Temmuz darbe girişimini yaşayan, bir önceki dönem AKP, CHP ve MHP oyları ile dokunulmazlıkların kaldırıldığı TBMM’nin 1 Ekim 2016’da başlayan 26’ncı dönem 2’nci yasama yılı 27 Temmuz günü sona erdi.

Türkiye tarihinin en hararetli tartışmalarının yaşandığı, AKP ve MHP uzlaşısı ile referanduma götürülen Anayasa değişikliği referandumunun meşruiyet tartışmalarının sürdüğü Meclis, yasama yılının son gününde ise iki HDP’linin milletvekilliğinin devamsızlık nedeni ile düşürülmesini kararlaştırdı.

Meclis son olarak ‘milletvekillerinin anayasası’ olarak da adlandırılan TBMM İçtüzüğü’nü değiştirirken, değişen tüzüğün etkilerinin ise 1 Ekim 2017 tarihinde başlayacak olan yasama yılında net olarak görülmesi bekleniyor.

Tutuklanan HDP’liler ve düşürülen vekillikler

TBMM’nin 26’ncı dönem 1’inci yasama yılında kabul edilen Anayasa değişikliği ile milletvekillerinin haklarında fezleke hazırlanmış dosyalar için dokunulmazlıklarının kaldırılması kararlaştırılmıştı.

Dokunulmazlıkların kaldırılmasının ardından HDP’li milletvekilleri hakkında açılan davalarda mahkemeler zorla getirme kararları almaya başlamış ve milletvekillerine yönelik gözaltılar yaşanmıştı.

1 Ekim 2016’da başlayan yasama yılının üzerinden kısa bir süre geçmesinin ardından 4 Kasım 2016 tarihinde birçok kentte HDP Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın evleri başta olmak üzere HDP’li milletvekillerinin evi ve HDP Genel Merkezi polisler tarafından basılmıştı.

Baskınlarda 11 HDP’li milletvekili gözaltına alınmış ve sevk edildikleri mahkemeler tarafından 9 HDP’li tutuklanmıştı. HDP tarafından ‘4 Kasım Darbesi’ olarak adlandırılan süreç ile birlikte HDP’nin birçok milletvekili gözaltına alındı, 15 milletvekili çeşitli tarihlerde tutuklandı.

Tutuklanan milletvekilleri arasından çıkarıldıkları mahkemeler tarafından haklarında tahliye kararı verilenler ise, savcılıkların itirazları üzerine tekrar tutuklamıştı.

HDP’lilerin dokunulmazlıklarının kaldırılması ardından işleyen mahkeme süreçlerinde karar verilen ve onaylanan dosyalar ise TBMM’ye gönderilerek HDP’lilerin vekilliklerinin düşürülmesi istenmişi.

HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ hakkında vekilliğinden önce yaptığı bir konuşma nedeni ile verilen hapis cezasının onanması ve kararın Meclis Genel Kurulu’nda okunmasının ardından Yüksekdağ’ın önce vekilliği, ardından da HDP üyeliği ve eş genel başkanlığı düşürülmüştü.

Yüksekdağ ardından hakkında verilen hapis cezası onaylanan HDP Diyarbakır Milletvekili Nursel Aydoğan’ın vekilliği de düşürülmüş ve Aydoğan hakkında yakalama kararı çıkarılmıştı.

Meclis son olarak tarihinde ilk defa devamsızlık nedeni ile iki milletvekilinin vekilliklerinin düşürülmesine karar vererek, HDP’li Faysal Sarıyıldız ve Tuğba Hezer Öztürk’ün milletvekilliklerinin sona erdirdi.

Böylelikle TBMM’nin 26’ncı dönem 2’nci yasama yılı içinde toplan 4 HDP’li vekilin milletvekillikleri düşürüldü ve HDP’nin Meclis’teki sandalye sayısı 59’dan 55’e indi.

Dokunulmazlıkların kaldırılması oylamasında ‘Evet’ oyu kullanması parti içinden ve çeşitli çevrelerden eleştiriler alan CHP’nin ise İstanbul Milletvekili Enis Berberoğlu ‘MİT Tırları Davası’nda tutuklanmıştı.

26’ncı dönemin 2’nci yasama yılı sona ererken HDP’den 10 CHP’den ise 1 milletvekili cezaevinde bulunuyor.

Tartışmalı referandum ve değişen yönetim şekli

HDP’li milletvekillerine yönelik tutuklama ve gözaltı operasyonlarının başlamasının üzerinden kısa bir süre geçtikten sonra, 10 Aralık 2016 tarihinde ise Meclis Türkiye’nin yönetim şeklini değiştirecek olan ve AKP ile MHP’nin ortaklığı ile Genel Kurul’dan geçerek referanduma giden Anayasa değişikliği teklifi ile tanıştı.

Teklifin Meclis Başkanlığı’na sunulmasından iki gün sonra yani 12 Aralık 2016 tarihinde ise HDP milletvekilleri Çağlar Demirel ve Besime Konca gözaltına alındı.

Komisyon ve Genel Kurul görüşmeleri tartışmalı geçen ve HDP ile CHP’nin ‘tek adam rejimi’ eleştirisini yönelttiği Anayasa görüşmeleri ile Türkiye’de başbakanlık kurumu ortadan kaldırılırken, TBMM’nin yetkileri kısıtlanmıştı.

TBMM’de bulunan partilerin yasama üzerindeki denetim hakları büyük oranda ortadan kaldırılırken, sözlü soru önergelerinin tamamen ortadan kaldırılması ile birlikte muhalefetin iktidara yönelik en büyük denetim mekanizmalarından biri de sona erdirilmişti.

Anayasa değişikliği teklifinin Meclis Genel Kurulu’ndaki görüşmelerinde HDP’liler tutuklu vekillerin yasama süreçlerine katılım ve söz söyleme haklarının ihlal edildiğini belirterek, Meclis Başkanlığı’ndan Anayasa değişikliği gibi önemli bir konuda oy kullanmalarının sağlanmasını talep etmişti. Meclis Başkanlığı ise HDP’lilerin tutuklu bulunmasının yargı kararı olduğunu belirterek oy kullanmalarının sağlanmasının mümkün olmadığını belirtmişti.

Meclis’teki görüşmelerde en dikkat çekici eylem ise CHP’den ihraç edilen Ankara Bağımsız Milletvekili Aylin Nazlıaka’nın kendisini Meclis kürsüsüne kelepçelemesi olmuştu. Nazlıaka’nın kendini kürsüye zincirlemesi ardından Nazlıaka’ya müdahale eden AKP’nin kadın milletvekilleri HDP’li vekiller ile Nazlıaka’yı darp etmişti.

AKP’li ve MHP’li milletvekillerinin Anayasa’ya aykırı biçimde açık oy kullandıklarının kameralara yansıdığı oylamalarda, değişiklik maddeleri referanduma götürülecek sayıya ulaşmıştı.

16 Nisan tarihinde gerçekleştirilen ve HDP, CHP ve toplumsal muhalefetin YSK’nin referandumun son saatlerinde aldığı ve mühürsüz pusula ve zarfları geçerli sayma kararı nedeni ile  meşruiyetini kabul etmediği referandumda kabul edilen Anayasa değişiklik teklifi ile Türkiye’nin yönetim şekli değiştirilmiş oldu.

İçtüzük değişti, vekillere para cezası geliyor

AKP ve MHP ortaklığının damgasını vurduğu yasama yılının son kritik değişikliği ise ‘Meclis’in Anayasası’ olarak da kabul edilen Meclis İçtüzüğü’nün AKP ve MHP ortaklığı ile değiştirilmesi oldu.

HDP ve CHP’nin ‘muhalefetin sesi kısılıyor’ eleştirisi ile karşı çıktığı değişiklik ile TBMM Genel Kurulu’nda milletvekillerinin sözleri nedeni ile para cezası almaları mümkün kılınırken, vekillerin konuşma sürelerine de kısıtlama getiriliyor.

Genel Kurul’da yasama yılının son gününde kabul edilen İçtüzük değişikliği ile Meclis’te ‘Kürdistan, Kürt illeri, Ermeni soykırımı, Dersim katliamı’ gibi kelimeler geçici çıkarma ve para cezası ile karşılık bulabilecek.

Yeni İçtüzük ile birlikte süre haklarının kısıtlanması nedeni ile muhalefetin söz söyleme hakları tamamen daraltılırken; Genel Kurul kürsüsünde resmi söylemin dışında gerçekleştirilecek her konuşmanın yaptırıma uğramasının da önü açılmış oldu.

İçtüzük değişikliğinin etkilerinin ise 1 Ekim 2017 tarihinde başlayacak olan 26’ncı dönem 3’üncü yasama yılında göstermesi bekleniyor.

Cevapsız kalan önergeler

TBMM’nin internet sitesinden edinilen verilere göre Meclis’in 26’ncı dönem 2’nci yasama yılı süresince 7266 yazılı soru önergesi TBMM Başkanlığı’na sunulurken, önergelerden yalnızca 584’ü cevaplandı.

TBMM’nin 26’ncı dönem 2’nci yasama yılında toplan 120 birleşim gerçekleştirilirken,  toplam 290 kanun ve 34 Meclis kararı kabul edildi, 2 araştırma komisyonu kuruldu.