Ana SayfaGüncelBallıkaya: Adalet Bakanlığı’nın kararı yalnızlaştırma ve baskı altına alma aracı

Ballıkaya: Adalet Bakanlığı’nın kararı yalnızlaştırma ve baskı altına alma aracı

HABER MERKEZİ – Adalet Bakanlığı’nın avukatların görevden yasaklanması için savcılıklara gönderdiği kararı değerlendiren Avukat Several Ballıkaya, bu durumu ‘yalnızlaştırma ve baskı altına alma aracı’ olduğunu vurguluyor. ‘Bunun tek tip elbisenin gündeme gelmesiyle bağdaştırmak gerekir’ diyen Ballıkaya, cezaevlerinde baskıların artacağının da işareti olduğunu ifade ediyor.

Adalet Bakanlığı’nın yargılamalarda avukatların görevden yasaklanabilmesi için ağır ceza başsavcılıklarına talimat verdiği ortaya çıkmıştı.

Bakanlık, “örgüt suçları”, “devletin güvenliğine karşı suçlar”, “anayasal düzene karşı suçlar” ve “terör suçlarından” şüpheli sanık ve hükümlü olanların müdafilik veya vekillik görevi üstlenen avukatların görevden yasaklanmasını istiyor.

Adalet Bakanlığı’nın kararına kamuoyunun yanı sıra avukatlar da tepki gösteriyor.

Several Ballıkaya

Bakanlığın ‘savunmayı susturma’ kararını dihaber’e değerlendiren Avukat Several Ballıkaya, muhalif kesimlerin savunmasız bırakılmasının en önemli yanının savunma ile avukatlarıyla bağlantısının koparılması olduğunu söylüyor.

Avukat Ballıkaya, bu talimatın ‘yalnızlaştırma ve baskı altına alma aracı’ olduğunu vurguluyor.

Ballıkaya değerlendirmesini şöyle devam ettiriyor:

Şöyle diyor mesela, ‘müdafiler aracılığıyla örgütsel haberleşmede talimat alma-verme’den sonra bir cümle var; ‘örgütten ayrılmaların kolaylaştırılması’. Bunu ben şunun işareti olarak anlıyorum, cezaevlerindeki baskıların aynı zamanda bir itirafçılaştırma politikası olarak evirileceği yönünde okuyorum. Böyle bir baskı olacağını öngörüyorum. Bunun için de özellikle kendilerini anlayabilecek, konuşabilecek avukatlar istenmiyor. Yalnızlaştırmak ve baskı altına alma aracıdır bu.

Bunu tabi tek tip elbisenin gündeme gelmesiyle bağdaştırmak gerekir. Tek tip elbise uygulaması geçmişte Türkiye cezaevlerinde uygulandı. Ve tek tip elbise uygulamasını birçok insan kabul etmedi ve ölüm oruçları ile hayatlarını kaybettiler. Bir direniş geliştirilen bir uygulamadır. Devlet bunu görüyor ve buna karşı tek tip elbiseye karşı bir direnişin gerçekleşeceğini görüyor cezaevlerinde. Bu hep böyle oldu ve bugün de cezaevlerinde böyle olacağını öngörüyoruz. Bunun için hem itirafçılaştırma hem de tek tip elbise uygulaması ve cezaevlerindeki tüm uygulamaları kolaylıkla yapmak, bu baskıyla sonuç elde etmek aracı olarak avukatların, hak savunucu ve devrimcilerin avukatlarının bu alandan dışlanması gerekiyor.

‘Yargı toplumsal baskı aracı olarak kullanılacak’

Bu kararın ardından cezaevlerinde baskıların artacağının işareti olduğunu ifade eden Ballıkaya, şunları söylüyor:

Çünkü cezaevlerindeki baskıların arttığı her dönemden sonra dışardaki baskılar da artmıştır. Devlet hiçbir zaman savunma avukatlarını sevmiyor. Avukatların bu alandan uzaklaştırılması demek devletin bu alanda hakimiyetini arttırması demek. Yargının daha çok toplumsal baskı aracı olarak kullanılacağını düşünüyorum. Şimdi günlerdir avukatlar dışarıda, sokakta yapılan eylemlerde gözaltına alınıyor, darp ediliyor ve bu darp edilmeyi de çok göz göre göre yapıyorlar. Sadece avukatlara değil gözaltına alınan herkese yapıyorlar bunu. Bunu yaparken gülen polis görüntüleri yayınlanıyor. Bu bir korku yaratma aracı. İşkencenin sokağa taşması bir korku aracı aynı zamanda. Avukatlarınız olmazsa sizi savunan kimse olmazsa çok yalnızlaşırsınız anlayışıyla avukatları uzaklaştırmak istiyorlar.

Barolara ve hukuk örgütlerine de seslenen Ballıkaya, son olarak şunları ifade ediyor:

Baroların özellikle bunu hiçbir şekilde kabul etmeyeceklerini, tüm güçleri ile karşı çıkacaklarını söylemeleri ve karşı çıkmalarının gerektiği bir döneme giriyoruz. Bir baskı döneminin işareti olarak görüyorum. Bunun büyüyeceğini ve özellikle cezaevlerinde, emniyette işkencelerin artacağını, itirafçılaştırma politikalarının artacağını düşünüyorum.