Ana SayfaÖzelBitmedi, bir bariyer daha: Bariyerlerin ardında yükselen vicdan ve adaletin sesi

Bitmedi, bir bariyer daha: Bariyerlerin ardında yükselen vicdan ve adaletin sesi

İSTANBUL – HDP’nin, abluka altında tutulan Yoğurtçu Parkı’ndaki ‘Vicdan ve Adalet Nöbeti’ üçüncü günü geride bırakırken, Çağdaş Kaplan bariyerler dolayısıyla adeta labirenti andıran alandaki izlenimini yazdı: “Tüm anlaşılmaz yasaklara rağmen toplumun birçok kesiminin ziyaretlerle desteğini sürdürdüğü ‘Vicdan ve Adalet Nöbeti’ alanında en önemli vurgu ‘adalet’, ‘ortak mücadele’, ‘vicdan’ ve ‘demokrasi’. Bariyerlerin ardında adalet ve direniş sesi yükseliyor.”


Haber: Çağdaş Kaplan


Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) Diyarbakır’ın ardından İstanbul’da başlattığı ‘Vicdan ve Adalet Nöbeti’ 3’üncü gününde.

Kadıköy’ün en merkezi alanlarından biri olan Yoğurtçu Parkı’ndaki nöbeti ziyaret etmek istiyorsanız bu o kadar kolay değil.

Üç halka polis bariyeriyle çevrilmiş parka ulaşmaya çalışırken Kadıköy’ün birçok noktasında polis, zırhlı araçlar ve TOMA’larla karşılaşıyorsunuz.

Parkın etrafındaki en dış bariyerin önünde eyleme destek vermek isteyen yurttaşlar, heyetler, parti yöneticilerinden ve gazetecilerden oluşan bir kalabalık karşılıyor sizi.

3 halka bariyer ve anlaşılmayan yasaklar silsilesi

İçeriye girmek için önce sıraya giriyorsunuz ardından ise sıra size geldiğinde polise kimliğinizi ‘ibraz’ ediyorsunuz.

Bu gazeteci de olsanız böyle parti yöneticisi de desteğe gelen yurttaş da.

Kimlikleriniz genel bilgi taramasından (GBT) geçirildikten sonra eğer şanlıysanız polis, o an sizin girmenize izin veriyor ve ilk bariyeri aşabiliyorsunuz.

Ama nöbet alanına ulaşmak için daha çok yolunuz var.

Gazetecinin ‘uzun yürüyüş’ü

Tabii ki gazetecilerin girişi de çok kolay olmuyor. Bariyerlerde polis ve gazeteciler arasında ilginç diyaloglar yaşanıyor.

Gazetecilerin hem basın tanıtım kartları hem kimlikleri alınıyor kimi zaman da fotoğrafları çekiliyor.

Girişte polis, üç gündür çalıştığı basın kuruluşu için nöbeti takip eden bir kameramana “Sen buranın abonesisin herhalde” diyor. Tabi kameraman arkadaş üç gündür alanda olduğu için antrenmanlı, “Beni tanıdığına göre sen de abonesisin herhalde” diye veriyor cevabı.

Bariyer açılıyor, giriyoruz ve bir polis daha basın tanıtım kartlarımızı görmek istiyor. Bu kez bana soruyor polis, “Neden sarı basın kartın yok?”.  Önce cevap verip polemiğe girmek istemiyorum ama bu kez de nüfus cüzdanımı isteyince dayanamıyorum, “Sarı basın kartım olmak zorunda değil ve tercihen başbakan onaylı gazeteci olmak istemiyorum” diyorum. Lütfediyor memur bey , “Tamam, hadi geç” diyor.

Bitmedi, bir bariyer daha…

Yine üst araması, kimlik kontrolü. Girmek için adım attığın an anlamsız bir “Bekleyin” sesi geliyor polisten. Aslında o da neden “bekle” dediğini bilmiyor. Buranın kuralı bu: “dur”, “kimlik göster”, “aramanı yaptır” “yine bekle”.

Neyse ki tüm bariyerler aşıldıktan sonra yaklaşık 45 dakikada nöbet alanına girebiliyorsunuz.

Ziyarete gelen heyetler de tüm bu uygulamalardan geçtikten sonra alanın üçüncü girişinde bir süre bekletildikten sonra eğer nöbet alanında 50 kişiden fazla kimse yoksa sırayla içeri alınıyor.

Nöbet alanında 51. kişi olman ‘YASAK’. Nedeni? Bilinmiyor.

Ayrıca alanda sadece 30 sandalye var. Fazlası yasak. Yani 30 kişi otururken diğer 20 kişi ayakta kalmak zorunda.

Bariyerlerin sahipleri sazı da sözü de sevmiyor

Nöbet alanına girerken elinde sazıyla Alevi sanatçı Cihan Çelik’le karşılaşıyoruz. “Sazınızı almayacaklar herhalde” diyorum. “Sazımı almazlarsa sesim var, sesimi de kısamazlar herhalde” diyor ama ben alana girdikten sonra onu hala bariyerin arkasında görüyorum. Polise “Kimliğimi de aldınız ama yine dışarı da kaldım” diye sesleniyor. Herhalde bariyerlerin sahipleri sazı da sözü de sevmiyor.

Nöbet alanında en sık duyulan anonslardan biri şu: “Nöbetimize destek ziyaretine gelen arkadaşlarımıza teşekkür ederiz. Diğer heyetin girişi için alanın boşaltılması gerek”. Çünkü bariyerlerin sahipleri bir heyet çıkmadan diğerinin girişini “YASAKLAMIŞ”.

Ama tüm bunlara rağmen alana bir heyet giriyor bir heyet çıkıyor.

HBVAKV Başkanı: Bu, hepimizin nöbeti

Desteğe gelen heyetler arasında Alevi örgütleri temsilcileri de var. Onlar da uzun bir bekleyişin ardından alana giriyorlar. Hacı Bektaşi Veli Anadolu Kültür Vakfı Genel Başkanı Tuncer Baş’la sohbet ediyoruz. “Burası ne sadece HDP’nin ne sadece Kürtlerin ne de sadece Alevilerin nöbeti, hepimizin nöbeti” diyor ve bariyerlerin de bu birleşimden korkunun ifadesi olduğunu söylüyor.

Baş, “Bu tüm ezilenlerin nöbeti. Burada savunulan insanlığın onuru ve direncidir ona sahip çıkmak gerekir.  Burada direnen insanlardan fazla insan var. Ama bu dönemde bunlara takılmayacağız. Mücadelemize kararlılıkla devam edeceğiz” diyor.

Bülent Utku: Anlaşılan o ki cezaevinden çıkmamışım

Yni tahliye olan Avukat Bülent Utku nöbetteki vekillerle selamlaşırken

Nöbete destek veren isimlerden biri olan, Cumhuriyet davasında 9 ay sonra geçtiğimiz hafta tahliye edilen avukat Bülent Utku’yla konuşuyoruz.

Utku parkın durumunu 9 ay boyunca kaldığı cezaevine benzetiyor: “Buraya gelmek için cezaevindeki koşullardan daha fazla ve sert önlemlerle karşılaştım. Aramalar ve bariyerle karşılaştım. Anlaşılan o ki cezaevinden çıkmamışım. Türkiye yarı açık cezaevi”.

“Peki, cezaevinden nasıl çıkacağız?” diye soruyorum Utku’ya. Utku bunun bir yolu olduğunu belirtiyor ve “İnsan haklarından demokrasiden yana olan insanların asgari temelde birleşip eylem birliği temelinde karşı durmasıdır bunun tek yolu” diyor.

Gazeteci Bişkin: Burada apayrı bir baskı mekanizması var

Gazeteciler de gece gündüz parkta nöbette. Duvar’dan Hacı Bişkin’le sohbet ediyoruz. O hem CHP’nin Adalet Yürüyüşü’nü takip eden hem de parkta üç gündür Vicdan ve Adalet nöbeti izleyen gazetecilerden. Aradaki farkı soruyoruz. Bişkin şöyle anlatıyor:

Hem Adalet Yürüşü’nde hem de buradaki nöbette benzer talepler var. Nedir bunlar: hak ve adalet. 6 gün boyunca Adalet Yürüyüşü’nü takip ettim. Orada polis yoğun güvenlik önemlerine rağmen yürüyüşe katılanlara baskı uygulamıyordu. Ama burada durum farklı. Saat 9.30’da parka girmem gerekiyordu ama ancak 11.00’de girebildim. Neden? Kapıda yaşatılan zorluklar. Kapıda basın kimlik kartımın ve benim fotoğrafımı dahi çektiler. 1 saat de bekletip içeri ancak aldılar. İçeride olan birçok şeyi takip edemedim o yüzden. Burada apayrı bir baskı mekanizmasının olduğunu somut olarak görebiliyorsunuz.

Tüm anlaşılmaz yasaklara rağmen toplumun birçok kesiminin ziyaretlerle desteğini sürdürdüğü Vicdan ve Adalet Nöbeti alanında en önemli vurgu “Adalet”, “Ortak Mücadele” “Vicdan” ve “Demokrasi”.

Bariyerlerin ardında adalet ve direniş sesi yükseliyor.


‘Vicdan ve Adalet Nöbeti’nde üçüncü gün: ‘Gezi ruhunu yeniden ortaya çıkaracağız’