Ana SayfaYazı / AnalizElend Aydın‘Papazın Kızı’: Kendi kendinin kurdu olmak – Elend Aydın

‘Papazın Kızı’: Kendi kendinin kurdu olmak – Elend Aydın


Elend Aydın


Dorothy paltosunun klapasından cam başlı bir iğne çıkardı ve Bayan Mayfill’in arkasına gizlenerek koluna batırdı. Tehlike karşısında kolundaki tüyler diken diken oldu. Dikkatini duaya vermediğini her fark ettiğinde iğneyi, kanatana kadar koluna batırmayı huy edinmişti. Kendini disipline etme yöntemi, saygısızca ve günahkarca düşüncelere karşı koruma şekli buydu. İğneyi hazırda tutarak birkaç dakika kendini vererek dua etmeyi başardı. Duadaki her ifadenin anlamını özenle düşünmeye başlayarak dikkatini topladı. Yine de Progrett “bu yüzden melekler ve baş meleklerle” bölümünde çanı çalınca iğneyi tekrar kullanmak zorunda kaldı. Her zamanki gibi bu bölümde, gülmek için korkunç bir dürtüye kapılmıştı.

İğne batırılası, cezalandırılası, lanetlenesi ben’le olan serüven nerede, nasıl başlar, nerede, ne için biter? En önemlisi, insanı/bizleri “Dorothy yapan” durum ve realiteye göre değişse de zaman zaman pençelerini göstererek ruhumuzu terbiye etmeye, bizi hizaya getirmeye, had bildirmeye çalışan o içrek “ben” kimdir ya da ona “ben” diyebilir miyiz? İçimizdeki seyisi, içimizdeki vahşi diktatörü, engizisyoncuyu kim yarattı? Ya da “o” içimizde saltanat sürüp her tarafımızı kanatabiliyorsa, geriye “kendimiz” diye bir şey kalmış mıdır?

O meşhur tespiti uyarlarsak; “Dorothy, Dorothy’nin kurdudur”, biz kendimizin “kurduyuz”. Başkalarına olan kurtluk da bundan sonra ya da bundan dolayı gelişir, serpilir ve sürekli ensemizde olur. Ne de olsa iki azgın kurt el ele vermiştir artık.

1984 ve Katalonya’ya Selam ile bir okur olarak “tutulduğum” George Orwell, Papazın Kızı adlı, tesadüfen, bir ormanda aniden karşılaşmışçasına rastladığım romanında; Dorothy şahsında “günahkar ruhumuzu” iğnelerle delik deşik ederken; yer yüzünün tek masum varlığının da (ilgili kilise cemaati ve papaz babası da dahil olmak üzere) aslında Dorothy olduğunu duyumsatarak gösterir. O kadar masumdur ki, inancı artık olmadığında da Papazın Kızı olarak tüm o sıkıcı ve ağır görevleri yapmaya devam eder, “yerine koyacak bir şey olmadığından”. Okuyalım;

Bunlara artık inanmıyorum, eğer sormak istediğiniz şey buysa. Artık çok da saçma olduğunu görüyorum. Ama bu bir işe yaramıyor. Mesele şu ki, sahip olduğum tüm inancımı yitirdim ve yerine koyabileceğim hiçbir şey yok.

Dorothy’nin, içimizdeki Dorothy’nin, emperyalist, kapitalist, faşist sistemlerin yarattığı “Dorothyliğimizin” dönüşümü Samsavari olmuyor elbet, okuyunca göreceksiniz. Tam özgürlük de getirmiyor, zira alternatifi yaratamayan her fikir ve sistem gibi enkaz haline bile gelmiş olsa “eski olandan” başka yaşayabileceği bir yer yok ama yine de derin bir soluk aldırıyor bize Orwell:

Elle tutulur her şeyin aslında zihnin içinde yaşandığı gerçeğini bir kez daha açık bir şekilde anladı… Önemli olan kalbinizde olup bitendir.

“Toplu iğnesiz” bir ruh ve hayat dileğiyle sonlandıralım:

Yaz kokulu tarlalarda kendinden geçmişçesine dua edip kutsala saygısızlık saydığı düşünceler yüzünden kolunu çimdikleyen o iyi niyetli gülünç kız nereye gitmişti? Bizlerin, hepimizin bir yıl önceki hali nerede?


Künye

Papazın Kızı

George Orwell

Çev: Berrak Göçer

Can Yayınları / 2017


Kitaptan bir bölüme BURADAN bakabilirsiniz.