Ana SayfaÇeviriAvrupa’da Dalkurd’un yükselişi: İsveç 1. Ligi’ne çıkan Kürt takımının hikayesi

Avrupa’da Dalkurd’un yükselişi: İsveç 1. Ligi’ne çıkan Kürt takımının hikayesi

HABER MERKEZİ – Simon Kuper’in kitabına ismini vermiştir “Futbol asla sadece futbol değildir” cümlesi. Ancak futbolun sadece futbol olamayacağı gibi, bir futbol takımı da sadece futbol takımından ibaret değildir bazen. Bir futbol takımı varoluş şeklini, bir kültürü de temsil edebilir. Futbolu araçsallıştırabilir; yardım ve dayanışma için bir ‘proje’ haline getirebilir. Gazete Karınca olarak derlediğimiz bu haberdeki kulüp de keza öyle. İşte Dalkurd ve İsveç’te sosyal proje olarak başlayan bir varoluş hikayesi.


Çeviri-Derleme: Tolga Er


Gusvtav Vasa, Danimarka kralına karşı Dalarna şehrinde ayaklanarak İsveç’in bağımsızlığı için ilk adımı attığında 16’ncı yüzyıldı. Şimdi yine Dalarna’da, çok daha farklı bir hedefle yola çıkan devletsiz bir halk ile tarih tekerrür ediyor.

Kulübün Gustav Vasa’sı ise Ramazan Kızıl.

Kurucularından olduğu ve başkanlığını yaptığı kulübün peri masalı hikayesinde önemli rol oynadı Kızıl.

2004 yılında dokuz Kürt’ün kurduğu Dalkurd, İsveç futbolunda etkileyici bir yol kat ederek İsveç 2. Ligi’nden ülkenin en üst ligi olan Allsvenskan’a çıkmayı garantiledi.

Ancak Kızıl’ın aklı ve hayalleri hala memleketinde:

Bedenim İsveç’te, ancak aklım ve hayallerim hala memleketimde; çünkü orayı özgür irademle terk etmedim. Halkım hala orada ve onların başı dertte. Onlara öylece sırtınızı dönemezsiniz. Bu kişisel bir şey.

1989 yılında İsveç’e gelişinden 15 yıl geçtikten sonra kuruldu Dalkurd kulübü.

“Futbol kulübü yerine sosyal bir proje olarak başladı her şey” diye anlatan Kızıl, sözlerine şöyle devam ediyor:

İsveç’e taşınıp düzgün hayatlar yaşıyor olmamız hakkında konuşuyorduk. Güvendeydik, korku duymadan uyuyabiliyorduk. Buraya gelmeden önce korkusuzca gece uyumanın ne demek olduğunu bilmiyorduk. Her an tutuklanabilir, vurulabilir veya işkence görebilirdiniz. O yüzden düşündük: ‘Kürtler, insanlar, ebeveynler olarak bize bu kadar çok şey vermiş bir toplum için ne yapabiliriz?’

2004 yılında başlayan serüven

Borlange’nin en büyük kulübü IK Brage’den bir grup genç oyuncu atıldığında sene 2004’tü. Atılmalarının nedeni disiplin sorunlarıydı.

Ancak talihsiz görünen bu olay, kendilerinin futbol kulübünü kurmasına vesile oldu.

Aynı yılın Ekim ayında Dalkurd kurulmuş ve sahada yerini almıştı.

İsveç futbolunun en düşük seviyesinde mücadele eden bu kadro, neredeyse tamamen Brage sisteminden atılmış oyunculardan kuruluydu.

Kızıl, o dönem aldıkları bu kararı şöyle anlatıyor:

Onlara inandığımızı ve destek verdiğimiz göstermek istedik. Onlara değer verdiğini gösterirsen seni dinliyorlar. Bizim prensibimiz; 6 yaşındaki oyuncudan kulüp başkanına kadar kulüpteki herkesin diyalog halinde olması ve birbirine değer vermesi. Biz aile yaratıyoruz.

Ülkenin altıncı liginde oyuncular sadece haftada bir veya iki kez antrenman için sahaya çıkarken, Dalkurd haftanın her günü en az iki saat antrenman yaptı.

Daha yüksek liglerden gelen tecrübeli birkaç oyuncu da katıldı kadroya, takım beş sene arka arkaya bir üst lige çıktı.

Öte yandan bu sezonki başarıları kimse için tesadüf değil.

Eski Celtic forveti Mohamed Bangura ve Gambia’lı Kebba Ceesay’i kadrosuna katan Dalkurd, yapılan anketlerde ligin halihazırda favorilerindendi.

Futbol yoluyla mücadele

Dalkurd’un kaptanıysa 12 yaşında Kürdistan’dan İsveç’e gelen Peshraw Azizi.

Peshraw Azizi

İlk olarak Syrianska kulübü formasını giyen Azizi, burada kadroya girmekte zorlanınca Dalkurd ile sözleşme imzalamış.

Oyuncu, son altı yıldır takımının kaptanı.

Azizi, futbolun onun için ne anlama geldiğini şöyle anlatıyor:

Her şeyin mümkün olduğunu kanıtladık. Tüm ailem hayatları boyunca Kürtler için mücadele ettiğinden, Kürt bayrağı için mücadele etmek benim için basit bir tercih. Babam uzun süre savaşta yer aldı; ben de bu mücadeleyi devam ettiriyorum. Ama bu sefer savaşta değil, futbol yoluyla. Benim için bu aynı derecede önemli bir mücadele.

Azizi, geçtiğimiz senelerde birçok kez döndü ülkesine. Orada yoksulluğun ve savaşın yarattığı tahribata karşı futbolu kullanmanın yollarını aradı.

Yaz kampları ve takımlar oluşturdu. Bu yaz da birkaç mülteci kampını ziyaret etti.

Suriye ve Irak’tan savaştan ötürü ayrılmak zorunda bırakılan mültecilerden kurulan bir takıma, oyuncuların sezon başında giydiği kramponlar ve formalar verildi.

“Burada olmamalısın”

Kulübün çıktığı maçlardaki ortalama taraftar sayısı binin sadece biraz üstünde, ancak kulübe destek çok yaygın.

Peşmerge ile IŞİD arasındaki savaşın tepe noktasına çıktığı savaş alanına gittiğindeki bir anısını hatırlayan Azizi, Musul’un yakınındaki bir askeri kampa gittiğinde bir asker ile olan yaşadığı konuşmayı şöyle anlatıyor:

Beni tanıdı ve sordu: ‘Ne yapıyorsun burada?’. Şok olmuştum. Onu tanıyor muydum acaba? Ya da babamın bir arkadaşı mıydı? Bana şöyle dedi: ‘Ne yapıyorsun burada paşa? Seni üç yıldır takip ediyorum. Takımımız için oynuyorsun ve takımın en iyi oyuncususun sen. Burada olmamalısın. Evine git ve biz futbol ile mutlu et.’

Azizi, “Oradaki insanların bizi sevdiğini ve takip ettiğini o zaman anladım. Kürdistan’da bugün insanlar Real Madrid, Barcelona veya Dalkurd taraftarı” diyor.

“Bu, bizim milli takımımız”

İsveç’te Kürt derneğinin başkanı Keya Izol da Dalkurd’un karşılaşmalarını izleyenler arasında.

Izol, “Bu, bizim milli takımımız” diyor ve şöyle konuşuyor:

İsveç’te ve Avrupa’da yaşayan Kürtler için takımın başarısı oldukça önemli. Geçtiğimiz hafta Kürdistan’ın en büyük televizyon kanallarından birinde röportaj veriyordum. Bana her hafta toplanıp, Dalkurd’un maçlarının hepsini takip ettiklerini söylediler.

Futbolun dili yok

Richard Yarsuvat (Sol)

İsveç’e sığınma için başvuranların sayısı 2015 yılında 162 binin üzerindeydi. İsveçli seçmenler için en büyük politik sorulardan biri mültecilere ilişkin.

Bu durum; Dalkurd’un sosyal bir proje olarak önemini çok daha arttırıyor. Ülkeye yeni gelenler için spor önemli bir faktör olarak öne çıkıyor.

Dalkurd’un başarısı da bunun önemine kanıt niyetine.

Ve şimdilerde mülteciler için kurulan takımların sayısı artmaya başladı.

Dalkurd’u kurduğunda iyi derece İsveççe bilemediğini belirten Kızıl, diyaloğun entegrasyon için ne anlama geldiğini şu sözlerle işaret ediyor.

Diyalog, entegre olmanın en iyi yolu. Birbirinizi anlamaya çalışmanız gerekiyor. Futbol aracılığıyla mültecileri topluma entegre edebilirsiniz; biz, bunun tecrübesine sahibiz. İlk başlarda İsveçlileri yönetim kurulu üyesi ve koç olarak almakta zorlanıyorduk; şimdi yönetim kurulu üyelerimizin yarısı İsveçli.

Azizi’ye göre de futbolun dili yok. O, şöyle diyor:

Sahaya çıktığında pas vermek veya şut çekmek için İsveççe bilmeye gerek yok. Öğrenmen gereken kelimeleri dakikasında öğreniyorsun.

İnsanlara yardım aracı olarak futbol

Kulübün yeni yatırımcıları da var.

Junad kardeşlerin yatırımıyla beraber hem Borlange hem de Erbil’de futbol akademileri kuruldu. Erbil’de 150 genç bu akademiye katılıyor.

Kızıl, yine de futbolun para kazanma aracı olmadığını şu sözlerle vurguluyor:

Masrafımızın yüzde 40’ından bizi kurtardılar. Ancak bize sadece para dolusu bir torba vermiyorlar. Yaptığımız her şeyin içinde fikirlerimiz, planlarımız ve hedeflerimiz yer alıyor. As takım asıl hedef değil. Onlar da bilgi aktarımı yapmak istiyor. Onlara İsveç sistemini öğreteceğiz. Orta Doğu’da olduğu gibi para aracı olarak kullanılmayan, insanlara yardım aracı olan futbolu.

Kulüp başkanı Kızıl, kulübün hedeflerini kısa ve uzun vadeli olarak iki ayırıyor ve onları şöyle anlatıyor:

Uzun dönemli hedefimiz daha çok bir rüya: Kürt renkleriyle Türk bir takımla karşılaşmak ve sadece Kürt isimlerimiz olduğu için göğün yere inmeyeceğini göstermek. İsmimizle ve bayrağımızla oynayacak olan Fenerbahçe ve Galatasaray’a Türkler nasıl izin verir? Bunu yaşamadığım sürece pes etmeyeceğim.


Kaynak: The Guardian