Ana SayfaBilim ve TeknolojiKürdistan Bölgesi’ndeki mercimek tohumları ‘çok şey anlatıyor’: Komünal toplum nasıl zayıfladı?

Kürdistan Bölgesi’ndeki mercimek tohumları ‘çok şey anlatıyor’: Komünal toplum nasıl zayıfladı?

HABER MERKEZİ – Mercimek kulağa arkeolojik bir bulgu gibi gelmeyebilir, fakat Irak Kürdistan Bölgesi’ndeki Gurga Chiya’daki tarih öncesi dönemden kalma tohumlar, toplumsal dönüşümün nasıl geliştiğine, komünal toplumun zayıflayıp yerine sosyal adaletsizliğin nasıl yerleştiğine dair bir şeyler ‘anlatıyor’.


Mary Shepperson

Çeviri – Derleme: Ezgi Gül


Keşke şimdi dizlerine kadar Geç Katolik Çağ’ın kalıntılarına gömülü olan Irak Kürdistan Bölgesi’nde olabilseydim.

Sonbaharda sürdürülen kazıların çoğu iptal edildi, benim de dahil olduğum Qalatga Darband’daki Londra Üniversitesi’nin çalışması da dahil olmak üzere birçok uluslararası ekip bölgeyi terk etti.

Bağımsızlık referandumunun ardından Irak Kürdistan Bölgesi’ne yapılacak olan birçok uçuşun iptal edilmesi, yılın en iyi kazı yapılan sezonunda arkeolojik keşifleri aksattı.

Gurga Çiya arkeolojik bölgesinden ‘sepetlenmemiz’, kazılar bu kadar iyi giderken büyük bir utançtır.

Altı yıllık, beş sezondur sürdürdüğümüz projeyi bitirmek için yalnızca bir haftaya ihtiyacımız vardı.

Gurga Çiya gösterişli bir bölge değil, ünlü bir tarihi yok, ya da gömülü heykeller (küçük bir kil keçi figürü hariç) yok.

Sahip olduğu şey, insanların nasıl daha karmaşık, katmanlı bir toplumu evrilttiğine dair çok önemli arkeolojik bulgular.

Aynı zamanda mercimek, çok fazla mercimek.

Gurga Chiya’da Uruklular döneminden kalma bir geyik heykeli

Kazdığımız katmanın tarihi, karbon 14 çalışmalarımıza göre yaklaşık M.Ö 4 bin 400’e dayanıyor; bu da Ubaid denen bir periyoda denk geliyor.

Kuzey Mezopotamya’da Ubaid dönemi M.Ö 5 bin 300 ile M.Ö 4 bin 300 arasındaki yaklaşık bin yılı kapsıyor ve aslında sosyal dönüşüme ilişkin çok kritik ipuçları taşıyor, kentlerin doğuşuna ev sahipliği yapıyor.

Ubaid döneminde insan nüfusu artıyor, yetiştiricilik yıl boyu yapılmaya başlanıyor ve böylece daha geniş, daha kalıcı yerleşimler inşa ediliyor.

Kaynakların eşitçe dağıtıldığı bir önceki Halaf periyodunun aksine, geç Ubaid periyodunda hatrı sayılır bir rekabet ve tabakalaşma görülüyor.

Ekonomik ürün özelleştiriliyor ve dini ve seküler otoritelerin ikisi de merkezileşiyor.

Çalışmayı yürüten Profesör Robert Carter’in de dediği gibi:

Güçlü komünal toplumun gıda üretimi ve saklanması dolayısıyla güçsüzleşmesi, gerek tutarlı başarı yoluyla gerek güç kullanarak, gerek eşitsiz ticaret anlaşmalarıyla potansiyel baskın kesimlerin oluşmasını sağladı. Dolayısıyla bu da, Mezopotamya’da şehir yerleşimleri kurulurken özelleştirme ve sosyal adaletsizliğin yerleşmesine neden oldu.

Ubaid’de mimari de yarı kalıcıdan, genellikle bir çember şeklinde dizilmiş kalıcı yapılar inşa etmeye dönüştü.

Bizim de incelediğimiz Gurga Chiya’da, dikdörtgen şeklinde bir merkezin ayırdığı iki küçük odadan oluşan üçüz evler şehir hayatını oluşturuyordu.

6 bin yıl sonra hala yıkılmayan bu üçüz evlerin duvarları çamurdan yapılıyordu.

Bir kazıcı olarak kendimi şanslı hissediyorum çünkü evin en önemli özelliğini keşfettik: evin doğu tarafı tamamen mercimek ile doluydu.

Gurga Chiya’da bir üçüz ev

Mercimekler giriş koridorundan çıkmış gibiydi. Muhtemelen bina terk edildikten sonra mercimekler bütün odalara dağılmıştı, evin çoğu bölümü tamamen mercimek ile kaplıydı.

Hatta meslektaşım Ben ve ben iddiaya girdik ve bu mercimeklerden yedik, aşağı yukarı bugünkü ile aynı tattaydılar.

Mercimekler mimariyi anlamamıza büyük ölçüde yardımcı oldu, çünkü yayılmışlardı fakat antik duvarlara girememişlerdi, bu da duvarların yapısı hakkında fikir sahibi olmamızı sağladı.

Mercimeklerin kullanışlı olmasının sebebi tabii ki de bize M.Ö. beşinci yüzyıldaki Gurga hakkında anlattıkları.

Birçok kazı gibi, botanik örnekler topladık ve yüzdürme yöntemi ile bunları ayrıştırdık, büyük bir su tankına koyduğunuzda, toprak dibe çökerken tohumlar yüzeye çıkar.

Daha sonra tohumları kurutarak arkeobotanistlere verdik; onlar da bu materyallerin yüzde 90’ının mercimek olduğunu tekrar doğruladı.

Mercimeğin kısa tarihi

Mercimek insanlığın yetiştirdiği ilk mahsuldür. Onlar, “Neolitik paketin” yani avcı toplayıcılıktan erken tarım zamanına geçişimizdeki bitki ve hayvan sömürüsünün bir paketidir. Bu yeniliklerin birçoğu, mercimeğin ekilmesi dahil, Gurga Chiya’dan çok da uzakta gerçekleşmedi: Irak’ın kuzeyi, Türkiye’nin doğusu ve Suriye’nin kuzeydoğusunda gelişti. DNA analizleri,  ehlileştirilmiş mercimeklerin bu bölgede yetişen yabani Lens culinaris ssp. orientalis ile akraba olduğunu gösteriyor. Bilinen en eski ehlileştirilmiş mercimekler ise, İran’ın Tepe Sabz bölgesinde olup M.Ö 5 bin 500 ile M.Ö. 5 bin tarihlerine dayanıyor.


Kaynak: Guardian