Ana SayfaYazarlarBahadır AltanNU-SE kum saati – Bahadır Altan

NU-SE kum saati – Bahadır Altan

Geçen hafta Nuriye ve Semih İçin Dayanışma, OHAL Komisyonu’na fax çekme kampanyası başlattı. OHAL fax numarası 0312 425 34 30. Eşimize dostumuza da duyurarak, dileğimizi bir beyaz kağıda yazıp en yakın PTT şubesinden bu numaraya bir fax çekelim. Nuriye ve Semih işlerine geri dönsün, yaşasın…


Bahadır Altan


İki kararlı emekçi ve bir avuç arkadaşı nasıl da zorluyor iktidarı farkında mısınız?

Eriyen bedenleri, haklarında “yiyip içiyorlar” diyen İçişleri Bakanı’nın yalanını ortaya çıkarmasın diye terör örgütü üyesi ilan edip tutukladılar, olmadı.

Görünümleri toplumda infiale yol açmasın diye, kaçma riski yüksek diyerek duruşmaya getirmediler, tutmadı.

Yüksel’de İnsan Hakları Heykeli’ne yaklaşan herkesi gözaltına aldılar, durmadı.

Nu diyene gaz sıkıp, Se diyene cop vurdular yine olmadı.

Her gün gözaltına alınarak da olsa direnişi sürdürenlerin adı artık Veli, Acun, Engin vb değil, onlar: “Yüksel Direnişçileri” diye anılıyor.

Duruşmadan hemen önce bu kez avukatlarına yönelip gözaltı ve tutuklama yaptılar yine yıldıramadılar. Şimdi de “Adalet” Bakanlığına bağlı cezaevlerinde avukatlara işkence yapılmaya başlandı. 12 Eylül askeri cezaevleri uygulamaları hortlatılmış durumda. “Sayım sırasında ayağa kalkmamanın cezası” aileyle görüş yasağı oluyor. Avukat Barkın Timtik şimdiden 9 yıl ailesiyle görüşmemeye mahkum edilmiş. Gece yarısı hücrelere baskılar yaparak, zorla sürükleyerek insanları çıkarıp başka cezaevlerine naklediyorlar. Tek tip elbise dayatması yolda…

Dünyanın hiçbir ülkesinde, ne seksenlerde ne şimdilerde; ne hücrelerde ne dışarıda işkenceler amacına hiç ulaşamadı. Diktatörleri kurtarmaya yetmedi. Tam tersi sonlarını hızlandırdı. Kullanılıp bir kenara atılan tetikçiler, işkenceciler hep karanlıklarda saklanmak zorunda kalırken ezilenler özgür oldu. Bütün bu eziyetlerin de sonucu değiştirmeyeceği muhakkak.

Mahkeme 35 kiloya eriyen ve “kaçabilir” diye duruşmaya getirilmeyen Nuriye’yi tutup Semih Özakça’yı serbest bırakınca bütün senaryo boşa düşmüş oldu. “Neden tutukladılar? Şimdi neden serbest bırakıldı? Nuriye neden hala tutuklu o halde?” soruları yanıt bekliyor. Yıllarca öğretmenlik yapan ve en doğal hakkı, işe geri dönmek için direnişe başlayınca “yasa dışı örgüt üyesi” ilan ettikleri eğitimci Semih Özakça bir deri bir kemik ama alev alev gözleriyle bütün yalanlarını yüzlerine vurmaya devam ediyor. Adalet ve İçişleri Bakanlarının ise sözleri yok, yüzleri yok…

9 Kasım’da direnişin birinci yılı dolmuş olacak, dördüncü duruşma ise 17 Kasım’da. Yine yaşam savunucuları olarak Ankara Adliyesinde olacağız. Bu tarih, hastane tutuklu odasında kötü koşullarda ve zorla müdahale tehdidi altındaki Nuriye için oldukça geç. Semih ise evinde erimeye devam ediyor. Bu yazı yazılırken açlığın 235’inci günüydü. Yani Kasım ayı bu süreç için çok kritik. Zaman daraldı, acilen bir şeyler yapılması gerekiyor. Nuriye ve Semih için kum saati üst bölmesinde çok az tane kalmış durumda…

Bu nedenle geçen hafta Nuriye ve Semih İçin Dayanışma, OHAL Komisyonu’na fax çekme kampanyası başlattı. Konuya duyarlı kurum ve bireylere de Nuriye ve Semih dosyalarına öncelik verip bir an önce görüşülerek işe iadelerinin sağlanması isteğini belirten mektuplar gönderilmesi çağrısı yaptı. Çoğumuz ‘bu anlayıştan adalet beklemek ham hayal’ diye düşünüyor olabiliriz. OHAL Komisyonu’nun kurulması bile kuşkusuz başlı başına KHK zulmünün, hukuksuzluğunun itirafıdır. Kamuda 150 binin üzerinde insanı ekmeğinden edip, sonra da hatalı kararlar vermiş olabiliriz diyerek bunları inceleyecek bir komisyon kurmanın başka bir anlamı olabilir mi? Her şey bir yana intihar eden 55 insanın çocuklarına, ailelerine ne diyebilir bu komisyon? Bu fırsattan istifade ederek benzer gerekçelerle özel sektörde işten çıkarılıp açlığa mahkum edilenlerin sayısı bile bilinmiyor. Komisyona başvuru sayısı ise 100 bini aşmış durumda. Yani komisyon üyeleri her dosyaya 1 saat zaman ayırsa ve kesintisiz 24 saat çalışsa 11 yılda işlerini bitirebilecek! Evet, şaka gibi, ama bir düşünün 150 bin KHK mağdurundan 149 binini geçtim, sadece bin kararlı insan neler yapmaz ki?

Bazen küçük bir titreşimin büyük değişimler yaratabileceğini unutmamak gerek. Diktatörlüğü bu kadar korkutup onca zulmü yaptıran şey tam da bu korkudur…

OHAL fax numarası 0312 425 34 30. Eşimize dostumuza da duyurarak, dileğimizi bir beyaz kağıda yazıp en yakın PTT şubesinden bu numaraya bir fax çekelim.

Nuriye ve Semih işlerine geri dönsün, yaşasın…