Ana SayfaKültür-Sanat‘Çizim bir katarsistir’: Enfal’in şahidi Kürt bir ressamın ‘yolculuğu’

‘Çizim bir katarsistir’: Enfal’in şahidi Kürt bir ressamın ‘yolculuğu’


Haber: Bekir Avcı

Çeviri: Ezgi Gül


Çizim, tanıklık ettiklerimizin birebir yansıtılması olmaktan çok bizi dürterek yarattığı ‘izlenim’lerin dışavurumudur. Onlar benim hayal gücümün değişmezleri, günlük düşüncelerimin gölgeleri ve zihnimdeki ekolardır. Sadece Enfal Katliamı’nı kayda alan, geri dönüşler ile o anı kafamızda canlandıran bir iş çıkarmaktan çok, aynı zamanda acıyı ve duyguları bu yaratım süreci ile örebilen bir işler bütünü çıkarmaya çalışıyorum. Çizim bir çeşit ‘katarsis’tir, meditasyondur, bilinmezliğe itilen acıyı yeniden yaşama terapisidir.

[Osman Ahmed]


Osman Ahmed, Avusturya’nın başkenti Viyana’da düzenlenecek olan sergisine gitmek üzere Ekim’in başında Süleymaniye’den yola koyulacakken, 25 Eylül’deki bağımsızlık referandumunun ardından Irak, İran ve Türkiye’nin ambargoları dolayısıyla bu yolculuğu adeta ‘yılan hikayesi’ne döndü.

Çünkü bağımsızlık için yüzde 92 oranında ‘Evet’in çıktığı Kürdistan Bölgesi’ndeki referandum sonrasında kimi uçuşlar askıya alındı. Bu nedenle Ahmed, 11 Ekim’de açılacak sergisine gidebilmek için güzergâhını değiştirmek zorunda kaldı.

Nihayetinde Süleymaniye’den Bağdat’a, İstanbul’a ve oradan da bir şekilde Viyana’ya ulaşmayı başardı. Ancak, derin bir kaygı ile:

İstanbul ve Bağdat’ta açıkçası baskıyı, Kürt soykırımını ve Kürtlerin Türkiye, İran ve Irak tarafından yerlerinden edilmesini işleyen işlerim denetlenirse diye endişelendim.

Peki, Osman Ahmed’in yani Kürt bir sanatçının Viyana’da hala devam eden sergisinde yer alacak işleri neden Bağdat ya da İstanbul’dan geçerken onu böylesi bir tedirginliğe sürüklüyordu? Ya da daha doğru bir soruyla: onun işleri nasıl bir hakikati anlatıyor ki bazı devletlerin hoşuna gitmiyor?

Enfal’in hafızası 

Ahmed’in çalışmaları, 1988’de Enfal’deki Kürt Soykırımını anlatıyor. Bu, onun aynı zamanda 2013’te Londra Sanat Üniversitesi’ndeyken hazırladığı doktora projesi.

Enfal’de, İnsan Hakları Gözlemevi’nin 1993’te yayımladığı bir rapora göre 100 binden fazla Kürt öldürüldü, on binlerce sivil kayboldu. Irak Kürdistan Bölgesi hükümetine göre ise 4 bin 6 köy yok edildi, yüz binlerce köylü yerlerinden edildi, binlerce kadın, çocuk ve yaşlı alıkonuldu.

Ahmed’in çalışmaları ise sanatçıların insanlığa yönelik suçlar karşısındaki dönütlerine yoğunlaşıyor ve aynı zamanda Enfal’den hayatta kalan 15 kişinin 355 adet çizimine ve tanıklığına yer veriyor.

Ahmed işte bu çalışmasını sergilemek için Nisan 2016’da, Viyana’daki Hinterland Galeri ile anlaşmış.

Onca engele rağmen de geçtiğimiz ay (8 Ekim’de) Viyana’da olmayı başardı. Ona göre ısrarı ve tutumu tüm bu baskı ve ambargolara karşı bir kararlılığı da simgeliyor.

Osman Ahmed kendisinin de belirttiği üzere eserlerinde tanığı ve şahidi de olduğu Enfal Katliamı’nı resmediyor. Bunu aslında kimi resimlerinde ‘canlı’ bir şekilde yapıyor. Ona, “Resimleri ‘o an’da resmetmek ile ‘o an’a gitmek arasında bir bağ var mı; yani bu teknik, dün ve bugün arasında bir köprü işlevi de görüyor mu?” diye soruyoruz. Yanıtı şu oluyor:

Ben, reddedilen, kültürlerini koruma mücadeleleri kendi imhaları manasına gelmiş olan devletsiz bir milletin tarihini yansıtmak istedim. Onların kimlikleri, atalarının durmadan tehdit altında kalan anavatanlarında özgürce yaşamaya dayalıydı, daha sonra bu vatan kendi kitlesel mezarlarına dönüştü.

Benim sanatım, acı çeken bireyleri yansıtmaktan çok bir soykırımı kayıt altına almaya odaklanıyor. İnsanlarda sorgulama dürtüsünü harekete geçirmeye çalışıyorum: Onları duraklatmayı, sağlıklıca görüntüyü analiz etmelerini ve zamanın iktidarının bize yaşattıklarını merak etmelerini istiyorum.

Aslında çalışmalarımı gören insanların doğrudan ya da dolaylı olarak çizimlerimden çıkardığı konular hakkındaki deneyimlerini ve duygularını konuşabilmeyi, onlarla insaniyet algılarımız konusunda tartışabilmeyi istiyorum.

Bu şekilde gelecek kuşaklara kimliklerinin reddedilişini, anavatanlarının yok edilişini ve soykırımı aktarabileceğiz.

Osman Ahmed’e Enfal’in aslında dünyanın birçok yerinde, örneğin Şengal’de devam ettiğini söyleyip, “Resimlerinizde Enfal’den fazlası var sanki?” diye sorduğumuzda ise aldığımız yanıt şu oluyor:

Ben Asya, Afrika, Amerika ve tüm kıtalardaki diğer uluslarda da olduğu gibi bizim Kürt’ten önce insan olduğumuzu düşünüyorum. Temalar arasında köprü kurmak, birbirimizi anlamak, karşılıklı saygı duymak ve deneyimlerimizi aktarmak ırklar arası bir insanlık görevidir. Çizimlerimde bu yüzden ulusal semboller kullanmıyorum. Evsiz bir adam her yerde acı çekiyor.

Son olarak Hinterland’daki sergisine dair Karınca’ya şunları anlatıyor Ahmed:

Gudrun ve Franziska’ya galerideki duvara anılarımı tasvir etmemi teklif ettikleri ve entelektüelleri, akademisyenleri ve sanatçıları konu üzerine konuşmak üzere çağırarak, Avusturyalı insanlar ile deneyimlerim üzerinden köprü kurma çabama destek oldukları için teşekkür ederim. Bu sayede Avusturya Bilim Akademisi Sosyal Antropoliji Enstitüsü ile deneyimlerimizi paylaştık ve tartıştık.

Daha önce de çizimlerim hakkında belirttiğim üzere, bu çalışma “yaratım süreci”ni ve sanatçı ve etnik temizlik ile insanlığa karşı işlenen suçlar olan konusu arasındaki ilişkiyi irdeliyor.

Birçok işimde anlattığım manzara, bir daha geri dönülemeyecek bir yere işaret ediyor. Paulo Freire’nin de dediği gibi, “Yürüyerek bir yol oluştururuz”. Burada da figürler arkalarında bir yol, bir köy, bir anavatan bırakarak yürüyor, aslında hala onlara hayat veren o manzaranın dahili bir parçasılarken. Hatta bazı çizimlerde kişiler manzaranın bir kısmını kendileriyle taşıyorlar, belki bir anı olarak.

Hinterland’dan Franziska Niemand ise böyle bir sergiye ev sahipliği yapmalarının nedenini şöyle açıklıyor:

Avusturya’da çok fazla mülteci var ancak onların neden buraya kaçmak zorunda kaldıkları konusunda insanların çok az bilgileri var. Mesela Enfal’i ya da Kürdistan’da ne olduğunu, oranın tarihini kimse gerçekten bilmiyor. Osman’ın sanatı buradakilere bu konu hakkında bir fikir verebilir ve oranın gerçekliğiyle empati kurmaya itebilir. Serginin açılışında Osman’ın bir tarihçi ve bir de antropolog ile bir konuşması oldu. Hatıra, hatırlamak ile ilgiliydi ve ilginçti. Örneğin Enfal’e dair fotoğraflar ya da videolar yok. Peki, bunu nasıl hatırlatabiliriz ve neden bunu hatırlamamız lazım? Burada bir hafıza olarak Osman’ın sanatı devreye giriyor.

Osman Ahmed’in Hinterland’daki sergisi 11 Kasım’a kadar devam edecek.


Sergi fotoğrafları: Jacop Winkler


Adres: Hinterland. Krongasse 20. 1050 Viyana. Avusturya.
Daha ayrıntılı bir bilgiye BURADAN bakabilirsiniz.