Ana SayfaGüncelHDP’ye göre Erdoğan’ın sözlerinin meali: ’15 yıldır yapılanlardan mesul değilim, artık adımı kullanmayın’

HDP’ye göre Erdoğan’ın sözlerinin meali: ’15 yıldır yapılanlardan mesul değilim, artık adımı kullanmayın’

HABER MERKEZİ – Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kendi partililerini ‘bürokratik oligarşi’ sözleriyle eleştirmesine değinen HDP Sözcüsü Bilgen, Erdoğan’ın sözlerinin mealinin, “15 yıl boyunca yapılan işlerden ben mesul değilim, adımın kullanılmasını istemiyorum, bundan sonra benim adımın kullanılmasına izin vermeyeceğim” olduğunu ifade etti. Bilgen, “Bir ülkenin kaderi 15 yılın en üst yöneticisi tarafından böyle özetlenince söylenecek söz kalmaz” dedi.

Bugün partisinin grup toplantısında konuşan AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, kendisinin adını kullanarak ‘yeni bir bürokratik oligarşi inşa etmeye çalışanların olduğunu’ savundu.

Bunun ‘kabul edilebilir’ olmadığını vurgulayan Erdoğan, şunları söyledi:

Hiçbir bakanlıkta, hiçbir kurumda, hiçbir teşkilatımızda şahsımın adı kullanılarak, herhangi bir sürecin tıkanmasına, kurallar, kaideler dışında iş yapılmasına rıza gösteremem. Bu benim en yakınım da olsa, lütfen, bizzat ben bir bakanımı, bir bürokratı aramıyorsam, babamın oğlu olsa kapıdan geri koysun.

Tüm bakan arkadaşlarıma, şu 15 yıllık süre içinde her zaman bunu söylemişimdir: Adımı kullanarak sizlere kim geliyorsa, lütfen eğer benden bir telefon almıyorsanız bana sorun ve bunu teyit etmiyorsam bu insanları lütfen gönderin. Ne demek adımı kullanmak. Bu bir defa bizim adabımıza, edebimize, siyaset etme anlayışımıza temeliyle terstir. Onlar kolaycılıktır. Bunu yapanlar; hepsi sahtekardır, dolandırıcıdır. Bunlara yol vermeyin. İsmimi, unvanımı, kendi yanlışına, kendi basiretsizliğine alet etmeye kalkan hiç kimseyi affedemem. Bu tarz davranışlarla karşılaşanlardan durumu Meclis’teki, partideki, Cumhurbaşkanlığı’ndaki özel kalem görevlilerimle lütfen şahsıma iletmelerini rica ediyorum.

HDP Sözcüsü: Erdoğan, ’15 yıl boyunca yapılan işlerden ben mesul değilim’ dedi

Erdoğan’ın bu sözlerini partinin grup toplantısına taşıyan HDP Sözcüsü Ayhan Bilgen ise, onun sözlerinin mealinin, “15 yıl boyunca yapılan işlerden ben mesul değilim, adımın kullanılmasını istemiyorum. Bundan sonra benim adımın kullanılmasına izin vermeyeceğim” olduğunu ifade etti.

HDP Sözcüsü Bilgen, “Bir ülkenin kaderi 15 yılın en üst yöneticisi tarafından böyle özetlenince söylenecek söz kalmaz” dedi.

Grup Toplantısı’nın ana gündeminin olağanüstü hal (OHAL) olduğunu da vurgulayan Bilgen, “15 yıl önce, üstünlerin hukuk için değil, hukukun üstünlüğü için siyasete girdiler ama bırakın hukuk devletinin, polis devleti bile olmanın çok gerisindeyiz” dedi.

OHAL’in yasak, ölüm, işsizlik, ifade ve örgütenme özgürlüğüne tahammülsüzlük olduğunu belirten Bilgen, şöyle devam etti:

Bakın çok somut bir madde: Anayasa’nın 138. maddesinde deniyor ki, ‘Hiç kimse mahkemelere emir talimat veremez, genelge gönderemez, tavsiye ve telkinde bulunamaz.’ Bu açık bir suç tarifidir. Türkiye’de şu anda görülmekte olan Eş Genel Başkanlarımızın, milletvekillerimizin, akademisyenlerin, gazetecilerin davası çok net bir göstergedir. Yine başbakanın bürokrasiye nasıl davranmalarına dair verdiği talimat her şeyi özetliyor. Diyor ki bürokratlara, ‘Mevzuata takılmayın, hukuk hatası yapmaktan da asla korkmayın.’ Bu cümleler, sözün bittiği yerdir. Bir ülkede Cumhurbaşkanı, Başbakan böyle şeylerden bahsedebiliyorlarsa, hukuk devletinden söz edilemez. Onun için, OHAL demek hukuksuzluk demektir.

OHAL öldürüyor, KHK’ler öldürüyor ama en önemlisi vurdumduymazlık ve sorumsuzluk öldürüyor. Bir ülkede eğer bu kadar büyük mağduriyet varken hala birileri ‘oh olsun’ diyebiliyorsa, ‘bize bir şey olmaz’ diyebiliyorsa ya da mağdur yakınları direnmek yerine sadece sızlanmayı tercih ediyorlarsa, o ülkede OHAL karşıtı mücadele çok daha önemli, çok daha değerlidir. Elbette biliyoruz ki, OHAL’i bitirmenin biricik yolu dayanışmadır, direniştir, mücadeledir. Hayatın her alanında bu baskıya, zulme karşı durmaktır.

OHAL şartlarında nasıl halkçı bütçe olmazsa, demokrasi olmazsa, hukuk olmazsa OHAL şartlarında demokratik bir seçimin de olamayacağını şimdiden bütün muhalefet partileri yüksek sesle dillendirmelidir. Yoksa, bugün başka gündemlerle uğraşıp ya da kuytuda saklanıp yarın bize demokrasi kahramanı olacak çıkmaya kalkmasınlar. Türkiye’nin geleceğiyle ilgili söyleyecek bir sözleri varsa bugün söylemeliler.

OHAL nefreti, mutsuzluğu, kutuplaşmayı arttırıyor. Bu nedenle bir kez daha OHAL değil demokrasi diyoruz.