Ana SayfaGüncel‘Rant tehlikeden daha değerli oldu’: Betonlaşan İstanbul ve imara açılan deprem toplanma alanları

‘Rant tehlikeden daha değerli oldu’: Betonlaşan İstanbul ve imara açılan deprem toplanma alanları

HABER MERKEZİ – İstanbul’da son dönemde yaşanan fırtınaları, selleri ve giderek azalan yeşil alanları değerlendiren TMMOB yöneticileri, su baskınlarından kentleşme politikalarındaki hataları sorumlu tutuyor. TMMOB yöneticileri, kentte afet durumunda dahi toplanacak alan kalmadığına dikkat çekerek, “Rant tehlikeden daha değerli oldu” yorumunda bulunuyor.

Birleşmiş Milletler’in “2016’da Dünya Kentleri” adlı raporuna göre Türkiye toplam nüfusunun yüzde 18,5’inin ikamet ettiği İstanbul, son zamanlarda tarihi ve kültürel çeşitliliği ile değil; fırtınalar, seller, betonlaşma ve azalan yeşil alanlar ile anılıyor.

Şiddetli yağışların ardından Üsküdar, Eminönü, Gayrettepe, Bayrampaşa ve birçok semtte metroları, meydanları, ara sokakları ve ana yolları su basıyor.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) ise su baskınlarının nedenini küresel iklim değişikliğine bağlıyor ve “Küresel iklim değişikliği ile artan yağış oranları su baskınlarına neden olmaktadır” açıklamasını yapıyor.

Ancak TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükşehir Şubesi Yönetim Kurulu Sekreteri Ali Hacıalioğlu su baskınlarından kentleşme politikalarındaki hataları sorumlu tutuyor.

İstanbul’un sadece yüzde 2,2’si yeşil alan

DW Türkçe’nin sorularını yanıtlayan Hacıalioğlu, “Böylesi bir aşırı betonlaşma, yani bizim kentleşme politikamızın, yönetmeliklerimizin ruhunda adeta kentler betonarme binalar, otoyollar ve otoparklardan ibaretmiş gibi görünüyor. Her yer betonlaşmaya başlayınca doğal olarak bir sera etkisi oluşuyor, sera etkisi iklimi etkiliyor” diyor.

TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası İstanbul Şube Yönetim Kurulu Başkanı Nusret Suna da yeşil alanların artık olmamasına dikkat çekiyor.

Dünya Şehirleri Kültür Forumu’nun yayınladığı en son raporda, İstanbul’daki kamuya açık yeşil alan yani park ve bahçelerin kentin yüzölçümüne göre oranının sadece yüzde 2,2 olduğu görülüyor.

Bu oran Moskova’da yüzde 54, Sydney’de yüzde 46, Viyana’da yüzde 45,5 ve New York’ta yüzde 27 civarında. En düşük ise yüzde 2 ile Dubai.

“Rant tehlikeden daha değerli oldu”

Uzmanlara göre, hızla nüfusu artan İstanbul’da beklenen büyük bir depremin yaşanması durumunda, insanların toplanacağı yer sayısı da kısıtlı.

Hacıalioğlu, “İlk deprem olduğunda 1999’da o psikolojiyle birçok deprem toplanma alanı belirlendi. Ama daha sonraki süreçlerde o alanlarda yapılacak binalarla elde edilecek rant bu tehlikeden daha değerli oldu. Ve bu yönde birçok yer talebe bağlı olarak imara açıldı. Deprem tabii ki bizim ülkemizin bir gerçeği ama depremin felakete dönüşmesinin sebebi de yine bizleriz” diyor.

Nusret Suna, 17 Ağustos 1999 depremi sonrası, 490 küsur deprem toplanma alanı tespit edildiğini ancak bu yerlerin dörtte üçünün imara açıldığını söylüyor.

Suna, “Bu alanların yüzde 75’inin hepsine inşaat yapıldı” diye konuşuyor.