Ana SayfaEkonomi9 maddede 2017 yılında ekonomide ulaşılamayan hedefler

9 maddede 2017 yılında ekonomide ulaşılamayan hedefler

HABER MERKEZİ – CHP’li Umut Oran, ekonomide yıl içerisinde ulaşılamayan hedefleri dokuz maddede sıralayarak, 2018 yılına ilişkin olarak ekonomide risklerin büyüdüğünü ifade etti.

Sosyalist Enternasyonal Başkan Yardımcısı ve CHP’li Umut Oran, ekonomide 2017 yılında ulaşılamayan hedefleri dokuz maddede sıraladı ve 2018 yılına ilişkin durum değerlendirmesinde bulundu.

“Ekonomide 2017 hesapları tutmadı” ifadesini kullanan Oran, tanık olunan tabloyu maddeler halinde şöyle sıraladı:

1- Enflasyonda artış hızlandı

2017 Programında Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) bazında yıl sonu enflasyonu yüzde 6,5 olarak öngörülmüştü. Ekim’de yayınlanan 2018-2020 Orta Vadeli Program’da (OVP) 2017 enflasyonu için ise yüzde 9,5’lik gerçekleşme tahmini yapıldı. Ancak enflasyon, kur kaynaklı maliyet artışlarının etkisiyle izleyen dönemde de yükselişi sürdürerek, Kasım sonu itibariyle yıllık bazda yüzde 12.98’e kadar yükseldi.

Yıllık tüketici fiyat artışının yüzde 13’e dayanırken, aynı tarih itibariyle Yurt içi Üretici Fiyat Endeksi’ndeki (Yİ-ÜFE) yıllık artışın yüzde 17,3 olması ise özellikle kurdaki yükselişe bağlı maliyet enflasyonunun henüz çarşı pazara tam yansımadığını gösteriyor.

2- Çift haneli işsizlik

2017 yılı için başlangıçta %10,2 öngörülen işsizlik oranı, son OVP ile %10,8’e revize edildi. En son açıklanan veriye göre ise Eylül 2017 dönemi itibariyle işsizlik oranı %10,6.

TÜİK’e göre ülke genelinde toplam istihdam, son bir yılda 1 milyon 233 bin kişilik bir artışla 28 milyon 797 bine çıkarken, işsizlerin sayısı ise 104 bin kişi azalarak 3 milyon 419 bine geriledi.

İstihdam artışı yanıltıcı

Son bir yılda istihdamda yaşanan artışın sadece 734 bin 340’ının zorunlu sigortalı işçilerden, 1 milyon 157 bin 886’sının çırak, stajyer ve kursiyerlerden kaynaklandı.

İstihdam artışı büyük oranda, işverenlere yönelik istihdam teşvik ve destekleri kapsamında “İş başında eğitim”, “İşe almak sizden, sigortası bizden” gibi kampanyalarından yararlanan işverenlerin, ucuz iş gücü olarak doldurduğu çırak, stajyer ve kursiyerlerden kaynaklandı.

Gerçek işsiz sayısı 6 milyon

Öte yandan TÜİK’in dar tanımlı resmi işsiz sayısına, iş aramayıp iş başı yapmaya hazır 1 milyon 444 bin, iş bulma umudu olmayan 609 bin, zamana bağlı eksik istihdamda sayılan 356 bin ve mevsimlik çalışabilen 68 bin kişi de dahil edildiğinde geniş tanımlı (gerçek) işsiz sayısı 5 milyon  896 bin kişiye çıkıyor.

Genç nüfusta işsizlik oranı yüzde 20’yi, ne eğitimde ne işte olan gençlerin oranı ise yüzde 26,1’i buluyor.

3- Büyüme yanılsaması

2017 yılında inşaat, beyaz eşya ve mobilya sektörlerine yönelik vergi indirimlerinin yanı sıra asıl olarak işletmelerin Kredi Garanti Fonu (KGF) kaynakları ile fonlanması, hormonlu bir büyümeyi tetikledi.

Öte yandan yaratılan parasal genişlemenin büyüme üzerindeki etkisi asıl 3. çeyrekte kendini gösterdi. Ancak bu kaynaklar, üretim ve yatırımdan çok, işletmelerin borç kapama ve kişisel harcamalarına gitti.

Büyümede yavaşlama eğilimi

TÜİK’in “mevsimsel etkilerden ve takvim etkilerinden arındırılmış” verilerine bakıldığında ise baz etkisiz GSYH büyümesinin son dört çeyrekte sırasıyla yüzde 4.9, yüzde 1.6, yüzde 2.2 ve yüzde 1.2 olduğu, yani cila silinince, ekonominin aslında yavaşladığı görülüyor.

4- Kur hedefinde büyük sapma

Yıllık plan ve programlarda açıkça belirtilen bir kur hedefi olmamakla birlikte TL ve dolar cinsi milli gelir büyüklüklerinin karşılaştırmasıyla anlaşılan yıllık ortalama kur tahmininin ciddi biçimde saptığı görülüyor.

Programda başlangıçta cari fiyatla 2017 GSYH’si 2 trilyon 404,1 milyar TL (756,3 milyar dolar), buna göre yıllık ortalama dolar kuru 3,18 TL olarak öngörülmüştü. Yeni programda ise 2017 GSYH gerçekleşme tahmini 3 trilyon 35,5 milyar TL (847 milyar dolar) olarak yapıldı. Buna göre beklenen yıllık ortalama dolar kuru 3,58 TL.

Ancak 22 Aralık itibariyle cari dolar kuru 3,82 TL dolayında ve yılbaşından bu tarihe kadar olan dönemin ortalama kuru 3,65 TL. Öte yandan TL cinsinden GSYH hedefi tutsa bile 847 milyar dolarlık GSYH ve kişi başına 10.579 dolarlık kişi başına milli gelir hedefinin de tutmayacağı belli oluyor.

5- Bütçede büyük açık

2017’nin tümünde bütçede 598,3 milyar TL gelir, 645,1 milyar TL harcama ile 46,9 milyar liralık bütçe açığı öngörülmüştü.

Yılın ilk 11 ayına ilişkin verilere göre bütçe gelirleri yüzde 13 artarak 574,6 milyar TL, bütçe giderleri yüzde 17,7 artarak 601,1 milyar TL ve bütçe açığı 26,5 milyar lira olarak gerçekleşti. Öte yandan harcamaların büyük bölümünün son ayda hesaplara yansıması nedeniyle Aralık’ta beklenen yüksek tutarlı açıkla birlikte, yıllık açığının hedefin üzerine çıkabileceği görülüyor.

6- Dış ticaret ve cari açık hedefleri

2017 yılı için 153,3 milyar dolar ihracat, 214 milyar dolar ithalat hedeflenmiş, yıllık dış ticaret açığı 60,7 milyar dolar olarak öngörülmüştü.

Ocak-Ekim 2017 döneminde ise ihracat 129 milyar, ithalat 190,2 milyar ve dış ticaret açığı 61,2 milyar dolar olarak gerçekleşti. Önceki yılın ilk on ayında yüzde 71,6 olan ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 67,8’e geriledi. Yıllık bazda 31,8 milyar öngörülen yıllık cari açık da Ekim sonu itibariyle 41,9 milyar dolarla rekor bir düzeye ulaştı.

7- Kur artışı ihracatı artırmak yerine baskılıyor

Bir ülkenin parasının değer yitirmesi, normalde ihraç ürünlerini dış pazarlarda ucuzlatarak ihracatını artırıcı, ithalatını baskılayıcı etki yaparken, Türkiye ekonomisinde ise bunun tam tersi bir süreç ortaya çıkıyor. Bu durum, üretimde aşırı düzeyde ithal girdiye bağımlı olunmasından kaynaklanıyor. TL’deki değer kaybı, büyük bölümü ithal olan üretim girdilerini pahalandırarak, ihraç ürünlerimizin birim maliyetlerini yükseltiyor. Bu gelişme de ihracatçımızın dış pazarlarda rekabet gücünü kırıyor.

8- Yabancı yatırımda gerileme

2017 yılında artan belirsizlik ve azalan güvenin etkisiyle Türkiye’ye doğrudan uluslararası yatırım girişleri gerilemeye devam etti. İlk 10 aylık verilere göre ülkeye bu dönemde 5,4 milyar dolarlık bir yatırım girişi olurken, tasfiyeler yoluyla geri götürülen sermaye geçen yılın eş dönemine göre yüzde 195,2’lik rekor artışla 1,8 milyar dolara ulaştı. Böylece net yatırım sermayesi girişi 3,6 milyar dolarla önceki yılın yüzde 17,1 altında kaldı. Toplamda net doğrudan yatırım girişi yüzde 16,9 düşüşle 8,3 milyar dolara geriledi.

9- Dış borç stoku büyüdü

Türkiye’nin toplam dış borç stokuna ilişkin en son açıklanan veri Haziran 2017 sonu itibariyle. Buna göre brüt dış borç stoku son bir yılda net 12,7 milyar dolar büyüyerek 432.4 milyar dolara ulaştı. Son bir yılda kamu sektörünün dış borcu 8,1 milyar, özel sektörün 4,9 milyar dolar net artış gösterdi. Bir yıl önce yüzde 49 olan toplam dış borcun GSYH’ye oranı, yüzde 51,8’e yükseldi.

Dış borçta kur farkı yükü 126 milyar TL

Kurdaki hızlı artış, dış borçların Türk parası cinsi karşılığını rekor düzeyde büyüttü. Yılın ilk yarısında toplam dış borç stoku dolar cinsinden 27,9 milyar dolar artarken, (Haziran sonundaki stokun sabit kaldığını varsaysak bile), 22 Aralık itibariyle bu borcun Türk parası karşılığında 224,4 milyar liralık artış gerçekleşti.

Oran son olarak 2018 yılında ekonomiye ilişkin risklerin büyüdüğünü savunarak, şu değerlendirmede bulundu:

Dünya ile ilişkilerde yaşanan sorunlar, iç ve dış gerilimin dozunun giderek artması, 2018 yılında ekonomiye ilişkin riskleri de büyütüyor. Kurlar, enflasyon, cari açık, işsizlikte artış eğilimi; büyümede sert fren beklentisi ve dış borcu çevirmeyle ilgili kaygılar, temerrüt riski ekonomide 2018’e ilişkin olumsuz bekleyişlerin başında geliyor.