Ana SayfaGüncelGazeteciler Tunca Öğreten ve Mahir Kanaat tahliye oldu

Gazeteciler Tunca Öğreten ve Mahir Kanaat tahliye oldu

HABER MERKEZİ – Redhack’in yayınladığı Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak’a ait mailleri haberleştirdikleri gerekçesiyle 323 gündür tutuklu olan gazeteciler Tunca Öğreten ve Mahir Kanaat’in yargılandıkları davanın ikinci duruşması görülüyor. Duruşmada savunma yapan Öğreten, “Sayın mahkeme heyeti 10 yıl da içeride tutsanız siz de suçsuz olduğumu anlayacaksınız. Tutuksuz yargılanmayı talep ediyorum” dedi. Savcı, Öğreten ve Kanaat’in tutukluluğunun devamını istedi. Mahkeme heyeti ise iki gazetecinin adli kontrol şartıyla tahliyesine karar verdi.

Redhack’in yayınladığı Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak’a ait mailleri haberleştirdikleri gerekçesiyle 25 Aralık 2016 tarihinde evleri basılarak gözaltına alınan, 24 günlük gözaltı süresinin ardından ise tutuklanan gazeteciler Diken eski editörü Tunca Öğreten ve Birgün çalışanı Mahir Kanaat, bir önceki duruşmada tahliye olan KHK ile kapatılan DİHA’nın haber müdürü Ömer Çelik, tutuksuz yargılanan DİHA’nın muhabiri Metin Yoksu, Yolculuk Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Eray Sargın ve ETHA Sorumlu Müdürü Derya Okatan ikinci kez hakim karşısında.

Tutuklu gazeteciler Öğreten ve Kanaat duruşmaya SEGBİS yoluyla katıldı.

Duruşmada ilk olarak Öğreten savunma yaptı.

‘10 yıl da içeride tutsanız siz de suçsuz olduğumu anlayacaksınız’

Bir yıldır tutuklu olduğunu ve adalet aradığını belirterek savunmasına başlayan Öğreten şunları söyledi:

2002 yılında gazetecilğe başladım. Savaş muhabirliği dahil her türlü tehlikeli alanda görev yaptım. Ancak hiç şu anki kadar kendimi tehlikede hissetmemiştim. Gazetecilik de, savcı ya da yargıç olmak gibi, haysiyete, ilkelere ve vicdana bağlı kalınarak yapılması gereken bir meslektir.

Veriye ulaştığımızda önce doğruluğunu sorgularız. Karşınızda milyonlarca insana ulaşmış verileri haberleştirmiş, özel hayatla ilgilenmemiş bir gazeteci var. Kimseden talimat almadım. 36 yaşındayım ve birilerinden talimat alacak kadar onursuz bir hayat sürmedim.

Hiçbir terör örgütüyle uzaktan yakından ilişkim yoktur. Olmamıştır. Aidiyet bağım olmayan bir örgüt adına suç işlemiş olmam akla, mantığa aykırıdır. Elinizdeki dosyada söylediklerimin aksini gösteren en ufak bir delil yoktur.

Kendini hacker olarak tanıtmaktan imtina etmeyen, adı sanı bilinmeyen birinin iftirasıyla bir yıldır özgürlüğümden, eşimden mahrum bırakıldım. Öyle trajik bir durumdayım ki, evliliğimizi dahi cezaevinde gerçekleştirmek zorunda kaldık.

Yani demem o ki mahkeme heyeti, cumhurbaşkanı dahi belgelerin kontrol edilmesi ve sağlıklı bir şekilde haberleştirilmesi için çağrı yapmıştır. Dünyanın her yerinde geçerli olan prosedür de budur zaten. Şu an karşınızda duran kişi, belgelerin paylaşıldığı kişidir. Karşınızda duruyorum. Evrensel hukuk, demokrasi ve gazetecilik ilkelerini temel alıp değerlendirdiğimde, neden tutuklu olduğum konusuna yanıt veremiyorum. Belli ki bu sorunun yanıtı sizde de yok. Çünkü sayın savcıya bunu geçen celsede sorduğumda cevabını alamadım. Bu yargılama sonucunda suçsuz olduğumu siz de anlayacaksınız.

Paradise Papers adıyla yapılan sızıntıda, Kanada başbakanı, Başbakan Binali Yıldırım, ABD Başkanı Trump, İngiltere Kraliçesi direkt ya da yakınındakiler aracılığıyla haber konusu oldu. Sahip oldukları off-shore şirketlerin bilgileri tüm dünyayla paylaşıldı. Hatta Kraliçe’ye ait bilgiler, devlet kanalı olan BBC tarafından haberleştirildi. Yaptığım haberle birebir benzerlik taşıyan haberler nedeniyle tek bir gazeteci ne gözaltına alındı ne de tutuklandı. Geçen haftaki CHP grup toplantısında, sayın Kemal Kılıçdaroğlu bazı belgeler gösterip, Cumhurbaşkanı sayın Erdoğan’ın yakınları hakkında iddialarda bulunmuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan bunun üzerine şu çağrıyı yaptı: ‘Dekont dediği kanıtları ne savcılara ne de medyaya verdi. Belgelerin derhal savcılara, en azından medyaya verilmesi yönünde çağrı yapıyorum.’

Sayın mahkeme heyeti 10 yıl da içeride tutsanız siz de suçsuz olduğumu anlayacaksınız. Tutuksuz yargılanmayı talep ediyorum.

Öğreten’in savunmasının ardından Kanaat’in savunmasına geçildi.

17-25 Aralık fezlekelerinin internetten nasıl indirildiğini anlatan Kanaat, “Elimde olmayan e-maillerle ilgili sohbet grubu neden kurayım?” dedi.

Savcı tutuklulukların devamını istedi

Savcı, Öğreten ve Kanaat’in tutukluluğunun devamını istedi.

‘Adli kontrol’ şartıyla tahliye

Mahkeme heyeti ise ara kararında iki gazetecinin “adli kontrol” şartıyla tahliyesine karar verdi.

Öğreten ve Kanaat’i meslektaşları karşıladı

Tunca Öğreten ve Mahir Kanaat Silivri Cezaevi’nden tahliye edildi.

Öğreten ve Kanaat, cezaevi kapısı önünde bekleyen ailesi ve meslektaşları tarafından karşılandı.

Kanaat’in kızı Eylül’e sarılma anını gazeteci Onur Öncü fotoğrafladı.

 

İddianameden

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, gazetecilerden Ömer Çelik, Derya Okatan, Metin Yoksu, Eray Sargın’ın “Örgüt propagandası” ve “Bilişim sistemini engelleme bozma verileri yok etme veya değiştirme” suçlamalarından, Mahir Kanaat’ın ise “Örgüt üyeliğinden” yargılanması isteniyor.

Tunca Öğreten hakkında ise “Bilişim sistemini engelleme bozma verileri yok etme veya değiştirme” ve “Örgüt üyesi olmamak ile birlikte örgüt adına suç işlemek”ten ceza verilmesini isteyen savcı, Almanya vatandaşı Die Welt gazetesi Türkiye muhabiri Deniz Yücel’in dosyasını ayırmıştı.

Tutuklanan gazeteciler KHK ile kapatılan DİHA’nın haber müdürü Ömer Çelik, Diken eski editörü Tunca Öğreten ve Birgün çalışanı Mahir Kanaat, 24 Ekim’de ilk kez hakim karşısına çıkmıştı.

Mahkeme Öğreten ile Kanaat’ın tutukluluğunun devamına, Çelik’in ise tahliyesine karar vermişti.


Bu haberde Diken’den yararlanılmıştır