Ana SayfaKitapHatırlıyor musunuz?

Hatırlıyor musunuz?

“Bilinç öncelikle hafıza demektir.”

H. Bergson


Şoreş Haki Çelik*


 

28 Aralık 2011 günü saat 21.39 ila 22.24 arasında neredeydiniz? Ya sonraki birkaç gün ne olduğundan haberiniz var mıydı? Hatırlıyor musunuz?

Ülkemizde sosyoloji alanındaki en büyük yenilik belki de Heretik Yayıncılık’ın kurulmasıdır, abartısız. Bugüne kadar akademik çevrelerde bile en az üçüncü elden anlatılan sosyoloji ile ilgili bilgileri ikinci elden, kitapları Türkçe Söyleme ve yayınlatma cesareti göstermesi sayesinde okuyor çoğu insan.

Buchenwald Toplama Kampı’nda katledilen 60 bin kişiden biri olarak anabileceğimiz sosyolog Maurice Halbwachs’ın, neredeyse yüz yıl sonra (İngilizce basım 1980 – Arapça basım 2014), Türkçe Söyleyip yayımladıkları Hafızanın Toplumsal Çerçeveleri isimli kitabının ardından; ölümünden sonra 1950 de ilk kez yayımlanmış Kolektif Hafıza isimli çalışmayı da geçtiğimiz Eylül ayında Türkçe Söyleyişe kazandırdılar. Heretik Yayıncılık‘a, Türkçe Söyleyen Büşra Uçar ve Banu Barış’a ne kadar teşekkür etsek azdır.

Ülkemizde onca toplumsal araştırma, yüzleşme, hafıza çalışması varken, bütün unutturma çabalarına rağmen, gelişmeyi ve dönüşümü sağlayacak bir mücadele kolektif bir hafızadan beslenerek ortaya çıkabilecekken bir yayınevi daha nasıl katkı sunabilir?

Kapalı Çarşı’da bir esnafa rastlamış arkadaşlar, Diyarbakır’ı 1950’lerde terk etmiş. Nedeni sorulunca verdiği cevaba takılmıştım: “Çok bozılmuşti Diyarbekır.” Diyarbakır çok değişti, dediklerinde bu olay ve esnafın söylediği aklıma gelir hep. Üstelik şimdi Suriçi de yok.

Sosyal medyada bir iletisine rastladım geçen Zeynep Kaçar’ın: “Bazı akşamlar İstiklal’i boydan boya yürüyorum, kendimi mazisini kaybetmiş bir hayalet gibi hissederek.” (00:26 -17 Aralık 2017) Hafızasını yitirmiş birer hayalet gibi mi hissediyoruz gerçekten de giderek?

68 Kuşağından matbaasını devredip emekli olmuş Yılmaz Amca’yı evinde ziyaret ederiz Diyarbakır’da arada, bize anlatır geçmişte olanları, unutulanları. Bu ziyaretlerin birinde coşup “Sizi kıskanıyorum” demiştim de beni evinin bodrum katına götürüp, orada hala ilk günkü gibi duran baskı makinesini gösterip “kolay değil” demişti birkaç kez üst üste. Zamanın getirdiklerini kaldırabilmek gerçekten kolay şey değildi, hele her şeyin dijitale dönüştüğü zamanlarda hiç kolay değildi.

Arama motorlarından sorgulatmadan, bu ülkede kaç kişi söyleyebilir 28 Aralık 2011 akşamı saat 21.39 ila 22.24 arasında ne olduğunu?


* Sosyolog