Ana SayfaGüncel‘Hukuksuzluktan barbarlığa’: KHK ile ‘cezasızlık’ düzenlemesine siyasetçiler, hukukçular ve tarihçiler ne diyor?

‘Hukuksuzluktan barbarlığa’: KHK ile ‘cezasızlık’ düzenlemesine siyasetçiler, hukukçular ve tarihçiler ne diyor?

HABER MERKEZİ – 696 sayılı KHK’nin 121. Maddesi ile ‘darbe girişimi ve terör eylemleri ile bunların devamı niteliğindeki eylemlerin bastırılması için hareket eden’ siviller, yargı dokunulmazlığı zırhına girerek cezalardan muaf tutulacak. Peki, ‘iç savaş maddesi’ olarak değerlendirilen söz konusu madde ne anlama geliyor; siyasetçiler, hukukçular ve tarihçiler ne diyor?

Son çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) ile getirilen ‘cezasızlık’ düzenlemesi tartışılmaya devam ediyor.

Özellikle 696 sayılı KHK’nin “15 Temmuz darbe girişimi ve sonrasındaki eylemlere müdahale eden sivillerin cezai sorumluluğunu kaldıran” maddesi, tartışmanın odağında yer alıyor.

15 Temmuz darbe girişimi ve sonrasındaki eylemlere müdahale eden sivillerin cezai sorumluluğunu kaldıran madde, “iç savaş maddesi” olarak değerlendiriliyor.

Söz konusu 121. madde şöyle:

Resmi bir sıfat taşıyıp taşımadıklarına veya resmi bir görevi yerine getirip getirmediklerine bakılmaksızın 15/7/2016 tarihinde gerçekleştirilen darbe teşebbüsü ve terör eylemleri ile bunların devamı niteliğindeki eylemlerin bastırılması kapsamında hareket eden kişiler hakkında da birinci fıkra hükümleri uygulanır.

Çeşitli basın kuruluşlarına verilen demeçlerde siyasetçiler, hukukçular ve tarihçilerin konuya dair öne çıkan kimi değerlendirmeleri şu şekilde:

Siyasetçiler: Korkunç bir düzenleme

CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu

“Kanun Hükmünde Kararname ile bir suç, suç olmaktan çıkarılamaz. Resmi görevli olanların dışında bir ceza muafiyeti sağlamak, darbe girişiminin bastırılmasıyla ilgisi olmayan, gerçekleşmiş suçların da bir cezasızlıkla sonuçlanması sonucunu doğurmaktadır. Dolayısıyla bu Kanun Hükmünde Kararname ceza hukukuna aykırı olduğu gibi Anayasaya aykırıdır. Bu düzenlemeyle yasayla yetkilendirilmiş güvenlik güçleri dışında SADAT gibi, Osmanlı Ocakları gibi, Halk Özel Harekat gibi bildiğimiz veya bizim bilmediğimiz örgütlenmiş kimi diğer unsurlara da bundan sonraki vakalar bakımından güvence verilebilmesinin yolu açılmıştır. Örneğin Gezi gibi bir olay olduğu zaman ‘Gidin bastırın’ diyebilir ve arkasından böyle bir yasa gelir.”

HDP Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş

“Terörle mücadelede görev alan ve terörü bastıranlara bir cezasızlık getiriyor. Cezadan muafiyet getiriyor. Bu da açıkçası ölümleri meşrulaştıran ve teşvik eden bir düzenleme olarak önümüzde duruyor. Bu korkunç bir düzenlemedir. Savaşı kutsayan, militarizmi yücelten ve cezasızlığı ön gören bir iktidar var.”

CHP Sözcüsü Bülent Tezcan

“KHK’daki cezasızlık maddesine göre bir vatandaş ‘terörle mücadele ediyorum’ diyerek cinayet işleyebilecek. Hiçbir ciddi devlette olmaması gereken bir şey. Yalnızca militarist, faşist, paramiliter güçlerle toplumu terörize etmek isteyen diktatörlüklerde olur. Bu, iktidar eliyle sivil silahlı çete kurma maddesiydi. Niyetiniz bu değilse niyetinizi doğru ifade edin. Bu yasa ayrıca aftır. Af Meclis’ten beşte üç çoğunlukla çıkabilir.”

HDP Sözcüsü Ayhan Bilgen

“Türkiye’yi büyük bir kamplaşmaya götürecek olan 121. madde yani darbe ve terör suçlarıyla mücadele eden sivil suçluların yargılanmaması konusu bize 15 Temmuz öncesini hatırlatıyor. 15 Temmuz öncesinde de sivilleri hedef alan güya terörle mücadelede görev alan askerlerin yargılanmaması düzenlemesi hayata geçmişti. Askerleri korumak adına bu düzenleme Parlamento’dan geçirildi, kısa süre sonra da Türkiye 15 Temmuz’u yaşadı. Bugün sivillerle ilgili de cezalandırmama zemininin oluşması Türkiye’yi kaosa sürükleyecek tehlikeli bir adımdır.”

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener

“Olağanüstü Hal Yasası’nın arkasına sığınarak KHK ile kar lastiğinden sonra şimdi de Silahlı Kuvvetler bünyesinde anonim şirket kuruldu. Yeni KHK ile sivillere darbe kalkışması isnadıyla silah kullanma hakkı verilmesi ülkeyi bir iç savaşa çekmek olur. Son derece kritik bir yasayı, iktidarın Meclis’te açık ara çoğunluğa sahip olmasına rağmen, parlamentodan kaçarak KHK ile yapmasının çok vahim sonuçları olabilir.”

Eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül

“15 Temmuz hain darbe teşebbüsüne karşı arkasına bakmadan sokağa çıkıp direnen kahraman vatandaşlarımızı koruma amacıyla çıkartıldığını düşündüğüm 696 sayılı KHK’nın yazımındaki hukuk diliyle bağdaşmayan muğlaklık, hukuk devleti anlayışı açısından kaygı vericidir. İlerde hepimizi üzecek olaylara ve gelişmelere fırsat vermemek için gözden geçirileceğini ümit ediyorum.”

Hukukçular: Herkes tehlikede

İHD Eş Genel Başkanı Eren Keskin

“‘Terör olaylarını bastıran sivillere yargı muafiyeti’ getirmek yeni Teşkilat-ı Mahsusa’yı kurmak demektir. Herkes tehlikede!”

Yrd. Doç. Dr. Kerem Altıparmak

“Bu madde, 15 Temmuz gecesi gerçekleşen linç olayları ya da başka olayları kapsıyor ancak “diğer terör olayları” kavramı son derece tehlikeli. Sivil linç eylemini tamamen ceza hukuku kapsamından çıkarmak ve meşru kılmak riski taşıyor. Normalde bir kişi bir kişiyi öldürdüğünde, bu öldürme suçuna öngörülen ceza kanunu hükümlerine tabi. Bu kişinin hukuka uygunluk sebeplerinden yararlanıp yararlanmayacağı da öyle. Ne demek istiyorum bundan, meşru savunma… Siz kendinizi savunmak için bir kişiyi öldürüyorsanız ve sizin kendinizi savunmanız saldırıyla orantılıysa, ceza alamazsınız. Ama şimdi burada şöyle bir durum var: ‘Terör eylemine karışmıştır, ben ona saldırdım, öldürdüm.’ Bakın burada meşru müdafaa ya da başka herhangi bir hukuka uygunluk sebebinden bahsetmiyoruz, kişinin oradaki algısından bahsediyoruz. Siz eğer bu şekilde hareket ettiğinizi gösterebilirseniz, hata bile etmiş olsanız, artık ceza almayacaksınız demektir bu.”

Ankara Barosu Başkanı Hakan Canduran

“Bir eylemin 15 Temmuz darbe girişiminin devamı veya terör eylemi olduğuna kim karar verecek? Mahkeme mi verecek yoksa idare mi? İdare belirleyecekse bu zaten hukuka aykırı. Mahkeme kararı olacaksa bu karar neye göre verilecek? İdarenin karar vermesi durumunda birileri bu kapsamda kurtarılıp, başkaları kapsam dışında bırakılabilecek. Bu düzenleme vatandaşa bir eylemin niteliğini belirleme, müdahale etme yetkisi ve cezasızlık getirecek. Ayrıca sivillerin bir eyleme müdahalesinde olayla alakası olmayan kişiler de zarar görebilecek. Bu sorumluluk kime yüklenecek? ‘Sivil vatandaş olarak eylemin ne olduğuna karar ver. Bastırmak için ne gerekiyorsa yap biz seni koruyacağız’ deniliyor.”

Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu

“Siz sivillerin birbirini öldürmesine izin veren ve ‘Öldür hiç bir cezan yok’ diyen maddeyi nasıl çıkarttınız? İnsanlar sokakta birbirinin kafasına sıkacak; siz bunu nasıl önlersiniz? Sizin herhalde istediğiniz bu değil sayın cumhurbaşkanı. Siz yurttaşlarınızın birbirinizi vurmasını teşvik etmiyorsunuz herhalde. Dehşet içindeyim. Bunu derhal geri çekin. Kabile devletlerinde olmaz bu. Siz ne yaptığınızın farkında mısınız? Ne yapmak istiyorsunuz? Bunun altına imzası olanlar ne yapmak istiyorsunuz? Bunu kabul edemeyiz çok tehlikeli bir maddedir.”

Tarihçiler: ‘Biçimsel hukuk’un yerini ‘barbarlığın’ alışı

Tarihçi Ayşe Hür

“Hukuksuzluktan barbarlığa giden yolda (daha nice benzer kanun, yönetmelik ve gizli karar var bu arada) hızlı bir karşılaştırma için 1930 ‘Ağrı’ Kanununa bakılabilir. 1930 Kanunu aynen 696 Sayılı KHK’da olduğu gibi “biçimsel hukuk”un yerini “barbarlığın” alışıydı.”

1930 Kanunu şöyle:


Bu haberde Artı Gerçek, BBC Türkçe, Evrensel, Mezopotamya Ajansı ve Twitter’dan yararlanılmıştır.