Ana SayfaÇeviriKöyleri yakılmıştı: Kanadalı maden şirketlerine karşı mücadele veren 11 Guatemalalı kadın

Köyleri yakılmıştı: Kanadalı maden şirketlerine karşı mücadele veren 11 Guatemalalı kadın

HABER MERKEZİ – 10 yıl önce yüzlerce polis, askeri personel ve Kanadalı maden şirketine bağlı görevlinin Guatemala’nın Lote Ocho köyünü yakmasının ve silahlı bir grubun 11 kadını cinsel saldırıya maruz bırakmasının ardından köylüler topraklarından ayrılmak zorunda kalmıştı. Şimdiyse 11 Guatemalalı yerli kadın, Kanada hukuku tarihinde bir ilk olabilecek adımı atarak, Kanadalı maden şirketlerine karşı yasal mücadele veriyor. Avukat Wanless ise bu on bir kadının cesareti ve gücünün şirketlerin davranışında daha önce görülmemiş bir değişime neden olabileceğini aktarıyor.


Çeviri-Derleme: Tolga Er


Kanada’nın Toronto kentinin merkezinde yer alan finans bölgesindeki bir kulenin 20. katında, Irma Yolan Choc Cac, hayatının en zor günü olduğunu söylediği bugünde, açık pembe bluzu ve elle dokunmuş eteğiyle, takım elbise giymiş avukatlarla tezatlık oluşturuyor.

Bu, Choc Cac’ın ülkesi Guatemala’dan ilk ayrılışı. Ancak o ve diğer 10 Maya Q’eqchi’ kadını, Kanada’ya gelerek buradaki çokuluslu maden şirketleriyle yerli halkı karşı karşıya getiren, daha önce eşi benzeri görülmemiş yasal mücadele içerisinde.

Davadaki suçlamalar ise 2007 yılında yüzlerce polis, askeri personel ve Kanadalı maden şirketine bağlı görevlinin Guatemala’nın doğusunda yer alan Lote Ocho köyüne saldırışına kadar uzanıyor.

Dava dosyasına göre köylülerin evleri bu kişiler tarafından yakıldı, köylüler topraklarından ayrılmak zorunda kaldı.

Erkekler tarladayken gelen silahlı bir grup ise 11 kadını cinsel saldırıya maruz bıraktı.

Choc Cac, erkeklerden on ikisinin onu cinsel saldırıya maruz bıraktığını, sonra da düşük yaptığını anlattı.

Öte yandan yaşanan bu şiddet olayı yakınlardaki nikel madeniyle ilişkilendirdi. O dönemde bu maden, Kanada’nın Vancouver kenti merkezli Skye Resources’a bağlıydı. Sadece bir yıl sonra ise Skye’ı Toronto’nun Hudbay Minerals şirketi satın aldı, ardından 2001 yılında da bir Rus şirketine satışını gerçekleştirdi.

İnsan hakları savunucularının önünde engeli kaldırmak için ilk adımlar

Toronto’daki avukatlar da daha sonra Hudbay tarafından satın alınan ana kurumun Guatemala’daki kuruluşunu denetleme sorumluluğunu yerine getirmediğine ilişkin davalar açtı.

Böylelikle insan hakları savunucuları için yıllardır süren bir engelin kaldırılmasının önü açıldı. Dahası, çokuluslu şirketler ve onların yurt dışındaki işlemlerini yerine getiren kurumlar arasında kopuk görünen bağlantının oluşturulması için ilk adım atıldı.

Toronto’da kadınları temsil eden feminist bir hukuk firmasından Cory Wanless ise davanın önemini Guardian gazetesine şöyle açıkladı:

Bu davalar; Kanada maden şirketlerini, diğer ülkelerdeki korkunç insan hakları ihlallerinden sorumlu tutabilecek Kanada hukuk tarihinde ilk denemeler.

Kanada hukuk tarihinde bir ilk

Guatemalalı kadınların ilk zaferi 2013 yılında geldi.

Ontario şehrindeki mahkeme, Hudbay’in davayı düşürme başvurusunu reddetti. Böylelikle yurt dışında gerçekleştirilen hak ihlali için ilk defa bir Kanada mahkemesi, yabancı başvurucunun Kanadalı şirketlerine dava açmasına izin vermiş oldu.

Ancak şirketin ilişkilendirildiği şiddet olayları Choc Coc ile arkadaşlarının yaşadıklarıyla sona ermemişti.

Şirketin arkasında olduğu iddia edilen olayların bir diğerinde aktivist Adolfo Ich Chaman 2009 yılında öldürülmüş, başka birinde ise 28 yaşında bir erkek vurulmuş ve felç kalmıştı.

Yine de bu iddiaların hiçbiri mahkemede kanıtlanamamıştı.

Olayda suçlanan Hudbay şirketi ise suçlamayı reddetmişti.

Şirkete göre mahkeme tarafından talimatı verilen devlet onaylı tahliyeler barışçıl olarak gerçekleştirilmiş olmasının yanı sıra, madeni temsil etmek için şirketten gelen bir personel olmadığı söylenmişti.

’11 kadının cesareti daha önce görülmemiş bir değişime neden olabilir’

Davayı ve süreci değerlendiren bir başka isim ise Guatemala’daki yoksulluktan ve çevre tahribatından ABD ve Kanada’yı sorumlu tutan Rights Action örgütünden Graham Russell oldu.

Yaşananların sadece bir şirketle kısıtlı kalan bir vaka olmadığını aktaran Russell, konuşmasına şöyle devam etti:

Ciddi bir şekilde zarara ve ihlale yol açan tüm önemli şirket, yatırım ve siyasi kararlar Kanada’da alındı. Bu, bizim problemimiz.

Rights Action’dan Grahame Russell’ın Guatemala’daki Pacux’ta katliamlardan etkilenenlere 2012 yılında yaptığı ziyaretten bir kare.

Avukat Wanless ise mahkeme kararının çıkmasının yıllar bulabileceğini ifade etti.

Ancak Wanless yine de umutlu.

Wanless, bu davanın, Vancaouver merkezli başka bir şirketin ‘modern kölelik’ ile bağlantısının kurulduğu hukuki mücadele de dahil olmak üzere birçok davaya örnek olabileceğini belirtti.

Öte yandan 11 kadının cesareti ve gücü şirketlerin davranışında daha önce görülmemiş bir değişime neden olabileceğini aktardı.

Latin Amerika’daki Kanadalı maden şirketleri

ABD merkezli Council of Hemispheric Affairs tarafından 2014 yılında yayınlanan bir rapora göre Kanadalı şirketler, Latin Amerika’daki maden endüstrisinin yüzde 50 ila 70’lik bölümünü kontrol ediyor.

Şirketler, yerlilerin haklarıınn ihlalinde ve doğal kaynakların israfında sektörün en öne çıkan isimleri arasında gösteriliyor.