Ana SayfaÇeviriRojava’da kadınların rengi: ‘Devrimimizi erkeklerin gölgesinde gerçekleştirmiyoruz’

Rojava’da kadınların rengi: ‘Devrimimizi erkeklerin gölgesinde gerçekleştirmiyoruz’


Röportaj: Hito Steyerl ve Rojava Film Komünü

Çeviri: Evrim Şaşmaz


Bu röportaj, 31 Temmuz 2017‘de Rojava’da tamamı kadınlardan oluşan bir askeri kuruluş olan YPJ’nin, yani Kadın Savunma Birlikleri’nin (Yekîneyên Parastina Jin) dört komutanıyla (Dilovan Kobani, Nirvana, Ruken ve Zerin) gerçekleştirildi (1).


Bu önemli ve zor zamanda bizimle konuşmayı kabul ettiğiniz için teşekkür ederiz. Bildiğiniz gibi Ekim Devrimi’nin yüzüncü yıl dönümü yaklaşıyor. Sizlerin Ekim Devrimi mirasını çok farklı bir şekilde devam ettirdiğinizi düşünüyoruz. Ekim Devrimi bir kadın protestosu olarak başladı. 8 Mart 1917’de St. Petersburg’daki on binlerce kadın çocuklara ekmek için pankartlarla gösteri gerçekleştirdi. Her sınıftan kadın vardı: Çiftçiler, kadın öğrenciler ve daha sonra tekstil işçileri de katıldı. O gün başlayan ayaklanmaların dinamikleri aynı yılın Kasım ayında devrime yol açtı. Bu konuda ne söylemek istersiniz?

Dilovan Kobani: Başlarda Ekim Devrimi kadınlar tarafından başlatıldı fakat başarılı olduktan sonra erkekler gücü ellerine aldı ve kadınları dışarı ittiler. Ancak bizim durumumuzda, biz (kadın olarak) bağımsız bir güç oluşturduk. YPJ’de biz bağımsızız. Silahlı kuvvetimizi ve siyasi gücümüzü kendimiz yönetiyoruz. Devrimimizi erkeklerin gölgesinde gerçekleştirmiyoruz. Bizim devrimimiz bağımsız.

Dünyanın her bir yanından gelen kadınlar burada bizimle toplanmış durumda. Tüm uluslardan kadınlar, Alman, İranlı ve Amerikalı kadınlar bize katıldılar. Ve birlikte devrime yönelik çalışıyoruz.

Zerin: Ekim Devrimi ekonomik öncüle dayanıyordu. Tarihsel ayrıntılara girmek zorunda değiliz, ancak genellikle esas fark siyasi temelde yatar. Tüm ülkelerde ve her yerde ordu var, değil mi? Ve bazen kadınlar da bu ordulara katılıyorlar. Ancak bizim durumumuzda, kadınların gücü, YPJ, bağımsızdır ve hayatımız, mücadelemiz ve hedeflerimiz buna dayanır.

Kadınlar Ekim Devrimi’nin her aşamasında yer aldı. Bu inkâr edilemez. Kadınlar daima bir rol oynamıştır. Onların çabaları silinemez. Ve biz de kendimizi onların takipçileri olarak görüyoruz. Fakat siyasi düzeyde eleştirebileceğimiz şeyler olduğunu fark ettik ve bunları iyileştirmek için çalışmaktayız.

Ne gibi şeyler mesela? Devrim gerçekleştikten sonra erkekler artık kadınların oynayabileceği bir rol kalmadığını söylediler. Kadınları dışladılar. Fakat bizim durumumuzda, kadınlar erkeklerden neredeyse daha görünür ve daha aktifler. Çünkü o zaman düşülen hataları tekrar etmek istemiyoruz.

Gerçek sosyalizmin çöküşünden sonra kalıntıları ayrık devletler olarak yeniden geliştirildi. Ve bu devletler kapitalist modernitenin etkisi altına girdi. Biz bu kapitalist modernite sistemine karşıyız çünkü biz sosyalistiz. Bu bizim için çok hayati; gelecekte bir devlete dönüşmek istemiyoruz. Çünkü eğer bir devlet haline gelirsek, kadınların rolü ortadan kalkar. Kadınların etkisi kaybolur. Kadınlar tamamen etkin olamazlar. Biz bu yaşamı kadınların rengiyle daha da güzelleştirmek istiyoruz. Kadınların rengiyle eşitliği sağlamak istiyoruz.

Bir devrime kadınlar katılmazsa, o devrim işe yaramazdır.

Kadınlar olmadan devrimimiz gerçekte var olmuş sosyalizm gibi çökecektir.

Kadınlar başı çektiği için bu devrim hayatta kalacak.

Nirvana: Öncüleri Clara Zetkin, Rosa Luxemburg ve Alexandra Kollontai idi. Devrim için çalıştılar ama erkeklerin gölgesinde kaldılar. Stalin kadınları hor gördü. Bu kadınlar ayaklandılar ancak bir hareket oluşturamadılar. Kadınlar arasında yeterince kuvvetli bir örgütlenme yoktu. Ve kadınların silahlı gücü yoktu. Bu yüzden bu sistem kolaylıkla parçalandı.

Biz pratiğimizde onların hatalarını düzeltiyoruz. Darağacına yürürken bile kadınlardan bazıları “idama gönderilebiliyorsak bir gün oy kullanma ve seçilme hakkımız da olmalı” dediler. Fakat kadınlar diğer her şeyi kenarda bırakıp seçim perspektifinin peşine düşerek kendilerini sınırlandırdılar.

YPJ ile bizim perspektifimiz daha evrensel hale geldi. Bütün uluslardan ve sınıflardan kadınlar buraya geliyor ve savaşıyorlar. Tam olarak ne için savaştıklarını biliyorlar.

YPJ’den Komutanlar Dilovan Kobani, Nirvana, Ruken ve Zerin.

İnsanlığın tamamı uğruna savaşmak ne demek? İnsanlar sıcacık yataklarındayken, genç kadınlar ve kızlar “insanlık uğruna” savaşmak amacıyla size katılmak için kelimenin tam anlamıyla dikenli tellerden sürünerek geliyorlar. Neden insanlığın tamamı için savaştığınızı söylüyorsunuz? Birçok büyük güç kendilerini izole edip çeşitli halk gruplarını birbirlerine karşı kışkırtırken ve birçok Batılı solcu etno-kimlikçi veya milliyetçi ideolojiye doğru geri çekilirken bu enternasyonalist geleneği sürdürmek neden?

Dilovan Kobani: Eğer sadece bir ulusun menfaatleri için savaşsaydık, şimdiye kadar işimiz bitmişti. Çok kolay olurdu. Fakat bizim devrim sadece Kürtler için değil. IŞİD’e bakın. IŞİD sadece Kürtlere karşı bir tehlike değil. IŞİD bir bütün olarak, dünyanın tamamı için büyük bir tehlike oluşturdu. Fakat kimse de önüne çıkamadı. Biz, YPG (Yekîneyên Parastina Gel; Halk Savunma Güçleri) ve YPJ olarak bunu devrimci bir savaş yoluyla engelledik ve bu devrimin kabul gördü. Evet, tüm insanlar için savaşıyoruz ve insanlığın bütünü de bizimle beraber savaşıyor Bu devrim sadece Kürtlere ait değil. Bu devrim sadece Kürt kadınların devrimi değil. Bu devrim tüm dünya kadınlarının devrimi. Rosa Luxemburg’un mücadelesine devam ediyoruz. Eğer bu yalnızca bir ulus için olsaydı, buna “devrim” denmezdi. Bu devrimi herkes için yürütüyoruz. Ezilen insanlar için, Şengal’de öldürülen kadınlar için, Avrupa’da veya başka yerlerde ezilen kadınlar için. Bugün İranlı bir kadın bir adam tarafından tecavüze uğrar ve bu sebeple yargılanırsa, onun haklarını ben talep edeceğim.

Bu devrimi insanlık için başlattık. Ve bu nedenle insanlık bize katılmaya başladı. Ve bundan sonra, bu devam edecek ve daha da güçlenecek. YPJ olarak, IŞİD’in nereye giderse biz de onların izlerini süreceğiz, gitmelerine izin vermeyeceğiz diyoruz. IŞİD’in savaşı sürdürdüğü her yerde, YPJ olarak biz karşılarında duracağız.

İnsanlık için mücadele bizim için büyük bir onur. Bu devrimi herkes için başlattık ve devam edeceğiz. Bütün kadınlar özgürleşene kadar, mücadelemize devam edeceğiz, durmayacağız.

YPJ’de farklı yerlerden kadınlar etkin. Herkes nasıl birlikte yaşıyor?

Zerin: Aslında o kadar zor değil. Aramızda Arap kadınlar, İranlı kadınlar, Türkler, Amerikalılar, Almanlar var. Bazıları çatışmalar sırasında öldürüldü; örneğin, Alman arkadaşımız Ivana Hoffman. Aynı siyasi inançları paylaşıyoruz. Bu durumda nereden geldiğiniz önemli değil. Eşitler olarak yaşıyoruz. Günlük hayatımızda, eğitimimizde, savaş ve taktik alıştırmalarında sorun yaşamıyoruz.

Bazen birbirimizi anlarken dil sıkıntısı yaşıyoruz.

Fakat birbirimizi, hayatlarımızı ve siyasetimizi kabul ettiğimiz için birbirimize karşı büyük bir sevgimiz var. Örneğin, Araplar veya İranlılar arasında, hangi ulustan olduğu fark etmez, acı ve dert olduğunda ortak sempati sayesinde bunları aşabiliriz.

Psikolojik veya fiziksel zorluklar olabilir. Fakat birlikte yaşamak zor değil çünkü aynı şey için savaşıyoruz, aynı şey için yaşıyoruz.

Birlikte yaşama yolunuzdan ne öğrenebiliriz?

Nirvana: Komünallik, kadınların örgütlenmesi, kadınların cesareti ve irade. Kadınlar daha bilinçli hale geldiğinde, korkuları ortadan kalkar. Korku ortadan kalkınca, kadınlar isyankâr olur. Tarihlerini merak ediyor ve araştırıyorlar. Tarihlerini yeniden talep ediyorlar. Burada yaptığımız, çok uzun süredir karanlıklarda bırakılmış olan tarihimizi aramak.

Ruken: Şimdiye kadar kimse kadınlar için bir devrim başlatmadı. Ayrıca, kadınların tarihi dürüstçe yazılmadı. Ekim Devrimi’nden günümüze kadar kadınların gerçek tarihi ortaya çıkarılmalı. Kadınların bugün IŞİD’e ve diğerlerine karşı en ön saflarda savaştığı doğrudur. Fakat Ekim Devrimi’nde de görüldüğü gibi, kadınların gerçek tarihi ortaya çıkarılmadan devrimimiz kadınlar için tüm hakları getiremeyebilir.

Bir erkek sesi: YJP’nin Rojava toplumu üzerindeki etkisi hakkında da bir şeyler söyleseniz çok iyi olur.

Ruken: Evet. Başta bunu açıklamaya çalıştık. Toplumda, erkekler üzerinde, zihniyetiniz üzerinde de.

[Kahkahalar]

Dert etmeyin! … Hepsi de yavaş yavaş gerçekleşiyor.

Gelecek için ne istiyorsunuz?

Zerin: Devrimciler olarak, kadın ordusu olarak elbette arzumuz eşitliktir, kalıcı eşitlik. Sadece Kürtler ve toprakları için değil, sadece Orta Doğu için değil; bütün dünya için. Çünkü insanlığın onuru tek ve günümüzde bu onur ayaklar altında çiğneniyor. Kimse hükmetmemeli, kimse ezilmemeli. Bütün dünyanın felsefemizi ve siyasetimizi bilmesini istiyoruz.

Nirvana: Bir arkadaşın belirttiği gibi, kadına yönelik ekolojik demokrasi paradigmamızı Asya’dan Avrupa’ya, Afrika’ya, dünyanın her bir köşesine, özellikle de kadınlar arasında yaymak istiyoruz.

Dilovan Kobani: Neredeyse aynı fikirleri paylaşıyoruz: Herkes özgür ve eşit olana dek dünyada eşitliği sağlamak.

Halkı özgürleştiriyoruz derken erkeklerin de zihniyetlerinden dolayı özgür olmadıklarını ima ediyoruz. Bu ataerkil zihniyeti ortadan kaldırmak insanlığın tamamını özgürlüğe kavuşturmaktır ve gelecek için bizim temel amacımız budur. Bunu sonuna kadar takip edeceğiz.

[Kahkahalar]


e-flux’ın notu: İngilizce çeviri Reşit Ballıkaya, Baran Yoldaş tarafından yapılmıştır. Şêro Hindê ve Rojava Film Komünü’ne teşekkür ederiz.
(1) Hito Steyerl’in notu: Siyasi röportaj yapmak için daha donanımlı olan gazeteci arkadaşlarımın çoğu hapishanede olduğundan geçici olarak bunu yapıyorum. Ne yazık ki, birçok “Türk” fikir işçisi, sürgüne zorlandı, atıllaştırıldı ve korkutuldu. (Sadece gelişigüzel ve eksik bir liste vermek gerekirse) Zehra Doğan, Meşale Tolu, Ahmet Şık, Ömer Çelik, Seyithan Akyüz, Akın Atalay, Kemal Sancılı ve Deniz Yücel ve diğerleri özgür kaldığında JPEG veya Sanal Gerçeklik hakkındaki yazılarıma geri döneceğime söz veriyorum. Lütfen gazetecilerin, yazarların, sanatçıların ve liberal ve solcu aktivistlerin özgürlüğünü destekleyin ya da daha korkunç bir gazeteciliğe katlanmak zorunda kalacaksınız.

Röportajın orijinaline BURADAN, röportajın yer aldığı e-flux Kasım 2017 sayısına ise ŞURADAN erişebilirsiniz.


‘Yabancı evrenselcilik’ – e-flux