Ana SayfaKadın‘Şaşalı bir düşüş’ değil cüretkar bir meydan okuyuş: Cahide Sonku

‘Şaşalı bir düşüş’ değil cüretkar bir meydan okuyuş: Cahide Sonku

HABER MERKEZİ – Türkiye sinemasının ilk kadın yönetmeni Cahide Sonku. Bol ışıklı bir yaşamın düşüşü dediler onun için Cahide ise kararlıca reddetti bunu. ‘Hayır’ dedi ‘bu bir reddediş’.

Cahide Sonku kimine göre fettan kadının temsiliyeti kimine göre Türkiye sinemasında devrim yaratan bir kadın sanatçı, kimine göre ise yıldızlardan yere çakılan bir ‘eski’ oyuncu.

Kazanma ve kaybetmenin ince ve tutkulu çizgisinde bir yaşamın yansıması onunki.

Cahide, 27 Aralık 1919 yılında Yemen’de dünyaya geldi.

Aile bir süre sonra Yemen’den İstanbul’a taşındı ve Cahide’nin annesi babasından boşandı.

Böylece Cahide’nin yaşamı annesi ile birlikte dedesine ait Fatih’teki bir konakta devam etmeye başladı.

Ancak kısa bir süre sonra yaşadıkları konak kül oldu ve Cahide’yle annesi maddi zorluklar içinde yaşamaya başladı.

‘Peri kızı’ Cahide sahnede

Cahide oyunculukla henüz küçük yaşta, Cumhuriyet Kız Ortaokulu’ndaki bir tiyatro oyununda ‘peri kızı’ rolünü oynayarak tanıştı.

Cahide bu oyunda sadece rolünün hakkını vermedi, bir perinin sihri misali büyülendi sahneden.

‘Peri kız’ı olup sahneye adım atan Cahide devamında ’Halkevleri Tiyatrosu, İstanbul Belediye Konservatuarı, ardından da Muhsin Ertuğrul’un keşfiyle Darülbedayi’de 1932’de ‘Yedi Köyün Zeynebi’ isimli oyunla oyunculuğa tam anlamıyla başladı.

Cahide henüz 16 yaşında Muhsin Ertuğrul’un yönetmen koltuğunda oturduğu ‘Söz Bir Allah Bir’ filmi ile sinemaya da ‘merhaba’ dedi.

Tiyatro sahnesine iyiden iyiye ısınan Cahide; August Strindberg, Lev Tolstoy, William Shakespeare ve Anton Çehov gibi yazarların oyunlarında yer aldı.

Rol aldığı ‘O Kadın’ oyunu rekor sayıda sahnelendi.

Cahide, 1936 senesinde kendisi gibi oyuncu Talat Artemel ile evlendi. Bu evlilik Artemel’in Cahide’yi aldatması sonucu 1938’de sona erdi. Cahide, Artmel için “İnsanlığımı istismar etti” demişti.

Cahide, 1937’de rol aldığı ve ‘ilk köy filmi’ olarak anılan ‘Bataklı Damın Kızı Aysel’ ile ‘star’laştı ve neredeyse tüm ülkede tanındı.

Aşka ‘hükümet’ engeli

Marcel adında bir iş insanı ile tanışıp aşık olan Cahide o günlerde Müslüman bir kadının müslüman olmayan birine aşık olması hoş karşılanmadığı için gizli bir beraberlik yaşamak zorunda kaldı.

Ancak ilişki duyulduğunda Cahide, Şehir Tiyatrosu’ndan atılmakla tehdit edildi hatta baskı öylesine ileri gitti ki Beyoğlu Emniyet Müdürü tarafından ilişkisini bitirmesi konusunda ‘uyarıldı’.

İkinci Dünya Savaşı’nın başlaması ile birlikte ülkede insan haklarına aykırı olan Varlık Vergisi Kanunu yürürlüğe girdi.

Hükümet vergilerin yüzde 87’sini gayrimüslimlerden tahsil etmeye başladı. Böylece Marcel’in de malına mülküne el konuldu ve Aşkale’deki çalışma kampına gönderildi.

Cahide, Marcel’e yönelik işkencenin son bulması için ondan ayrılmak zorunda kaldı.

Fettan ve sınırların dışında

Bu ilişkinin ardından ‘çapkın bir kadın’ olarak anılmaya başlayan Cahide, tiyatro ve sinemada da sadece toplum tarafından meşru görülen değil “aykırı kadın” karakterlere de can vermesi ile fark yarattı.

Yıl 1943’e geldiğinde ‘tütün kralı’ olarak anılan iş insanı İhsan Doruk ile evlendi. Bu sürede Şehir Tiyatroları’na kısa bir ara veren Cahide, aynı yıl Doruk’tan boşandı ve sahnelere geri döndü.

Erkeklerin egemen olduğu Türkiye sinemasında bir ilke imza atan Cahide, ‘Fedakar Ana’ filmi ile ilk kez yönetmen koltuğunda oturdu.

Sinemada bir ilk: Sonku Film

Cahide, yönetmen ve yapımcılığını üstlendiği bu filmden sonra ‘Sonku Film’i kurdu.

Sinema kitaplarının ‘Buğulu sesli, fildişi tenli, altın tabakalı, zümrüt çakmaklı, düşsel bir kadın’ dediği Cahide kendi film şirketini kuran ilk kadın aktris oldu.

Yerli Film Yapanlar Cemiyeti, 1948’de düzenlediği yarışmada En Başarılı Kadın Karakter Oyuncusu ödülünü Cahide’ye verdi.

Sonku Film, ülkede o zaman dek hiçbir film prodüktörünün imza atamadığı başarılı filmlere imza attı. Bunlardan biri de Zeki Müren’in ilk kez rol aldığı film olan ‘Beklenen Şarkı’ idi. Bu film büyük ün ve başarı getirdi.

Cahide, Talat Ertemel ve Sami Ayanoğlu ile birlikte büyük ses getiren ‘Vatan ve Namık Kemal’ filmini yönetti.

İstanbul’da bir Türk filmi için ilk kez bir gala yapıldı. ‘Vatan ve Namık Kemal’ filminin galasına katılanlar arasında devrin önemli isimleri Ahmet Hamdi Tanpınar, Esat Mahmut Karakurt, Yusuf Ziya Ortaç, Reşat Nuri Güntekin ve Ahmet Emin Yalman da bulunuyordu.

Fitne Fücur takma adıyla geceye dair bir değerlendirme yazan Adalet Cimcoz, o akşama ilişkin şunları kaleme almıştı:

Cahide Sonku paradan çekinmemiş ve ilk filminin şerefine adam akıllı hovardalık etmiş. Dolayısıyla biz de hasretini çektiğimiz bir ‘ilk gece’ havasını tatmak fırsatını bulduk. Filmde rol alan bütün artistler oradaydı. … Hepsi gayet cici, gayet şıktılar. Fakat pek tabiidir ki Cahide’nin kabına varmak kimsenin haddi değil. O gece Cahide Sonku inadına güzel, inadına şıktı. Filmi seyrettikten sonra bu güzel kadını nasıl oluyor da ekranda çirkin gösteriyorlar diye hayret etmemek elden gelmiyor.

Bu film Yıldız Dergisi’nin 1951 yılında açtığı yarışmada En İyi Film, Cahide Sonku da En İyi Kadın Oyuncu seçildi.

Cahide bu dönemde boşandığı İhsan Doruk ile yeniden nikah masasına oturdu ve 1953’te kızı Ender’i dünyaya getirdi.

Cahide kızı Ender Doruk ile

Ancak bu bol ayrılmalı barışmalı evlilik 1955’te yeniden boşanma ile sonuçlandı.

Sonku Film’in yanması ve ışıkların sönmesi

1957 yılında Sonku Film içindeki tüm orijinal filmler ile birlikte yanıp kül oldu.

Cahide, yangını yeğeni Turan Sönmez’in çıkardığını söyledi.

O günden sonra Cahide’nin hayatı tersine bir sürece girdi. Tüm filmler ve servetinin yanması onu derinden etkiledi.

Darülbedayi’nin tozunu yutmuş, beyazperdenin yıldız olmuş Cahide’nin hayatının tersine dönmesi ile birlikte alkole olan bağlılığı da arttı.

Türkiye sinemasının ilk kadın yıldızı olan Cahide’nın son rol aldığı film 1977’de Ülkü Erakalın tarafından çekilen’ Yeşilçam Sokağı’ oldu.

İnsanlar Cahide’yi gördükleri vakit acıyarak bakıyordu ve şüphesiz onun en nefret ettiği his de buydu. Ki bunu kendisi Agah Özgüç’e de anlatmıştı.

Özgüç, Cahide ile arasında geçen diyaloğu şöyle anlatıyordu:

Sordum Cahide’ye, ‘Neden buralardasın? Derdin ne?’ Hiç unutmam acı acı gülerek şu yanıtı vermişti. ‘İnsanlar benim neden içtiğimi ve neden buralara düştüğümü merak ediyorlar. Yeşilçam’ın vefasızlığından bıktım. Burada, küçük insanlar arasında mutlu olabiliyorum ancak. Bu hayatı kendim istedim, kendim seçtim. Eğer bir suçlu aranıyorsa, o benim. Vah vah diye kimse ağıt yakmasın. Kimse alınmasın. Kimse Cahide’yi kendine dert etmesin…

Cahide’nin adı silik kalemle yazıldı, sinema tarihi kaynaklarına baktığımızda da bunu net bir şekilde görebiliyoruz.

Sinema tarihi de –tüm tarihler gibi- erkekler tarafından yazılmıştı.

Cahide ise fazlasıyla ‘zararlı’ bir kadındı. Yaramazdı da ayrıca ‘temiz, halkımızın kızı’ deyimlerine uymuyordu.

Kalıplara uymuyor, kendi kalıbını kendi oluşturuyordu.

‘Şaşalı bir düşüş’ değil meydan okuma

Ülke sinemasının ilk kadın yönetmeni olduğu da yadsındı pek çok kez ki bu konu hakkında da çeşitli varsayımlar öne sürüldü.

Cahide’ninki ‘şaşalı bir düşüş hikayesi’nden fazlasıydı. Bir meydan okuma bir reddedişti.

Ama her şeye rağmen tiyatrodan kopmadı.

Haldun Dormen’in Küçük Sahnesi’nde Cahit Irgat ile birlikte ‘Taşralı Kız’ piyesinde rol aldı.
1963’de Cahit Irgat’la birlikte Lüleburgaz’da Cahitler Tiyatrosu’nu kurdu ancak bu tiyatronun ömrü de uzun olmadı.

Cahit Irgat – Cahide Sonku

Muhsin Ertuğrul’un girişimiyle Şehir Tiyatrosu’nda Cahide’ye de kadro verildi. Lakin alkol bağımlılığı nedeniyle istikrarlı olamadı. Bunun sonucunda yer aldığı oyundaki rolü ondan alınarak bir başkasına verildi.

Cahide ayrıca İspanya’da vefat eden İhsan Doruk’un ölmeden önce Cahide’nin kızının velisi ve vasisi olamayacağına dair karar çıkartması nedeniyle de zor günler geçirdi.

Bir dönem Muammer Karaca’nın teklifi üzerine onun tiyatrosunda yöneticilik yaptı. Ancak o da uzun soluklu olmadı.

Zemberek boşalmıştı bir kere.

Cahide sahne ışıklarının gerisinde kaldı. Uzun zaman oyunculuk yapmadı ve adı da duyulmadı.

Filmlerin ‘erkeklerin kalbini kırıp kaçan fettan kadını’ Cahide, 1979 yılında Sinema Yazarları Derneği hizmet ödülünü aldı.

‘Beni öldükten sonra da alkışlasınlar’

Kendisini alkole Talat Ertemel’in alıştırdığını ifade eden Cahide, ikinci eşi İhsan Doruk’tan ise güç ve sadakatsizliği öğrendiğini söylemişti.

Cahide 62 yaşındayken Taksim Bekar Sokak’taki 30 numaralı apartmanda 18 Mart 1981’de yaşamını yitirdi.

‘Beni öldükten sonra da alkışlasınlar’ demişti Cahide.

Üzerini çizmeye çalışanların çabası beyhuda oldu, Cahide’nin hayatı ölümünün ardından müzikallere, kitaplara konu oldu.

En büyük dileği gerçekleşti. Öldükten sonra da alkışlandı.

Kim bilir belki hala Darülbedayi’nin sahnesinde çınlayan alkışlar ona ada bir saygı duruşudur.