Ana SayfaÇeviriSosyolog Robinson yanıtladı: Faşizm geri mi dönüyor?

Sosyolog Robinson yanıtladı: Faşizm geri mi dönüyor?

Yirmi birinci yüzyılın faşist projeleri, Kuzey Yarımküre’deki beyaz işçiler ve Güney Yarımküre’deki orta tabakalar gibi, kapitalist küreselleşme nedeniyle şiddetlenen bir güvencesizlik ve aşağı mobilite tehdidi altında bulunan küresel işçi sınıfının tarihsel olarak ayrıcalıklı kesimleri arasında bir kitle tabanı örgütleme peşinde.

 

State of Nature’dan Cihan Aksan ve Jon Bailes, farklı alanlarda çalışmalar yürüten ve aralarında Türkiye’den Cenk Saraçoğlu’nun da olduğu akademisyenlere “Faşizm geri mi dönüyor?” sorusunu yöneltti.

Bu soruya yanıt verenlerden biri de sosyolog William I. Robinson*.

Faşizmin kaçınılmaz olmadığını vurgulayan Robinson, “Bir yol ayrımındayız ve faşizme kayıp kaymayacağımız kitlesel ve siyasal mücadelelerin önümüzdeki ay ve yıllarda nasıl gelişeceğine bağlı” diyor.

Dünyadan Çeviri‘den Serap Şen’in Türkçeleştirdiği soru-cevap dizisinden William I. Robinson’ın yanıtının tamamı şöyle:

Faşizm, ister klasik yirminci yüzyıl formunda, isterse yirmi birinci yüzyıl neo-faşizminin olası varyantları formunda olsun, kapitalist krize verilen belirli bir yanıttır. Küresel kapitalizm 2008 Büyük Resesyonu ile derin bir yapısal krize girdi, 1930’dan beri en kötü kriz. ABD’de Trump’çılık, İngiltere’de Brexit, Avrupa çapında ve dünya genelinde (İsrail, Türkiye, Filipinler, Hindistan ve diğer yerler gibi) neo-faşist ve otoriter partilerin ve hareketlerin artan etkisi, küresel kapitalizmin krizine aşırı sağ bir yanıt arz ediyor.

Yirmi birinci yüzyılın faşist projeleri, Kuzey Yarımküre’deki beyaz işçiler ve Güney Yarımküre’deki orta tabakalar gibi, kapitalist küreselleşme nedeniyle şiddetlenen bir güvencesizlik ve aşağı mobilite tehdidi altında bulunan küresel işçi sınıfının tarihsel olarak ayrıcalıklı kesimleri arasında bir kitle tabanı örgütleme peşinde. Faşizm, akut kapitalist kriz döneminde, kitlesel korku ve endişeyi ABD ve Avrupa’da—göçmen işçiler, Müslümanlar ve mülteciler gibi—günah keçisi haline getirilen topluluklara yönlendiren psikososyal mekanizmalara dayanıyor. Aşırı sağ güçler bunu, yabancı düşmanlığına dayanan bir söylem repertuvarı, ırk/kültür üstünlüğü içeren gizemli ideolojiler, idealize ve uydurma bir tarih anlatısı, binyılcılık ve savaşı, toplumsal şiddeti ve tahakkümü adeta kutsayan militarist ve erkekçi bir kültür üzerinden yapıyor.

ABD’de kısmen göçmen karşıtı, Müslüman karşıtı ve yabancı düşmanı duyguların kamçılanmasına dayanan, Trump’ın emperyal kabadayılığından, popülist ve milliyetçi retoriğinden ve açıkça ırkçı söylemlerinden cesaret alan sivil toplumdaki faşist gruplar, onlarca yıldır görülmemiş ölçüde yayılmaya başladılar, Trump Beyaz Saray’ında, federal ve eyalet yönetimlerinde ve elbette Cumhuriyetçi Parti’de kendilerine yer bulabildiler.

Ancak faşizm kaçınılmaz değil. Bir yol ayrımındayız ve faşizme kayıp kaymayacağımız kitlesel ve siyasal mücadelelerin önümüzdeki ay ve yıllarda nasıl gelişeceğine bağlı.


* Santa Barbara’daki California Üniversitesi’nde Sosyoloji, Küresel Çalışmalar ve Latin Amerika Çalışmaları profesörü. Son kitabı Global Capitalism and the Crisis of Humanity (Cambridge University Press, 2014). Önümüzdeki yıl Haymarket yeni bir çalışmasını basacak: Into the Tempest: Essays on the New Global Capitalism.


Hukukçu Rose Sydney Parfitt: Faşizm hiç ortadan kalkacak mı?

Arkeolog Neil Faulkner yanıtladı: Faşizm geri mi dönüyor?

Prof. Şebnem Korur Fincancı: çok açık bir faşizm dönemindeyiz