Ana SayfaYazarlarElend AydınYolculuk nereyeydi yine bilemedik? – Elend Aydın

Yolculuk nereyeydi yine bilemedik? – Elend Aydın


Elend Aydın


Aklımda şöyle kalmış Shakespeare’in Ode to a Nightingale’i (Bülbüle Kaside): “Uzağa, daha uzağa! Çünkü hep geleceğim yanına!” Hep uzağa gittiniz sizler de göçmen kuşlarla. Yağmur yağmur hikâyelerinizi de götürdünüz, bayram şekeri dolu düşlerinizi, kuğularla kardeş kâğıt gemilerinizi. Hep uzağa, hep uzağa gittiniz. Ne salkım söğüt kirpikleriniz sığdı bu dünyaya, ne kar taneleriyle dans eden masallarınız, ne yalın ayak koşan çocukluğunuz, ne de kış beyazında ışıldayan dağ başı ateşleriniz. Ah! Siz dünya kafesini kırıp uçtunuz!

Gülten Akın’ın o mısrasını uyarlarsak: “İncir çekirdeğine sığdınız da / sığamadınız şu dünyaya!” Hep kayboldunuz, kâh Kırmızı Başlıklı Kız’la kâh Küçük Prens’le, kâh Şengê û Pengê ile. Sisler alıp götürdü sizi, günebakanlar, kumrular, gecelerin gözyaşı çiyler… Rüzgârlar alıp götürdü sizi, devrim dolu çantalar, eskimiş de solmamış fotoğraflar, kurşun kalem dolu cepler, badi-badi yürüyerek meydan okuyan yabani kazlar. O kadar vardınız ki, aslında yoktunuz. O kadar yoktunuz ki, aslında vardınız! Her saklambaçta sobeleyen, her yağmurda ıslatan, her mehtapta o içsel ışığa karışan sizdiniz, sizsiniz.

En son Garzan Mezarlığı’nda görülmüştünüz, fanilik bu ya; orada fani fani kalacağınız, ele avuca, dokunmaya geleceğiniz sanıldı… Son adresiniz orası, sanıldı. Ama yoksunuz. İşte yine! Ey iki yüz altmış yedi! Kalbin bu kez nereyi sevdi? Hangi bahar dalına astınız çiçekli kısacık ömrünüzü? Hangi adres aldanır şimdi size? Hangi yıldız saklanır koynunuzda, hangi ceylan su içer avuçlarınızda?

Yok, “İstanbul ATK’ye götürülmüşsünüz” de “adresiniz, eviniz yakılmış” da… Hangi el uzanabilir ki hayalinize de hakikatinize de? Hayatınız nasıl sığmadıysa bu dünyaya, “ölüm” sanılan kanatlanışınız, “kemik” diye adlanılan dünya dolusu işaret fişekleriniz de sığmadı, sığmayacak!

Ah! Gittiniz işte yine göçmen kuşlarla, geriye bizi ve dikenli olan her şeyi bırakarak! Hangi göçmen bulutlardadır bu kez dansınız? Ah! “Uzağız, daha fazla uzağa!” Ne kurgusu ne gerçeğiyle hiçbir hayatın; sözlüğü, dağarcığı, ihtişamıyla hiçbir dilin, anlam sınırının ulaşamayacağı uzağa! Çünkü bu kafeslenmiş dünya sizleri hak etmiyor, şu deli kahkahalar, çiçekli mendiller, flütler, şen uçurtmalar, esrik ve özgün rüzgârlar. Ey iki yüz altmış yedi, yüzyıllık papuçların bu kış hangi sıcacık masalı yurt belledi?

Ah! Kimseler sormasın sizi, ah kimseler bulmasın sizi! Kimseler bulamaz sizi. Solgun dudaklarımla kayıp papuçlarınızdan öperim.


Mezarsızlık politikası: Yer altının lanetlileri – Özcan Kırbıyık