Ana Sayfa1915'TEN BUGÜNE1915’ten BUGÜNE | Berlin’de, Ermeni kimliğinin evrimine odaklanan bir sanatçı: Archi Galentz

1915’ten BUGÜNE | Berlin’de, Ermeni kimliğinin evrimine odaklanan bir sanatçı: Archi Galentz

HABER MERKEZİ – 1915’ten bugüne uzanan Ermeni portrelerinde bu hafta sanatçı, yazar ve öğretmen Archi Galentz var. 70’den fazla uluslararası sergide eserleriyle yer alan Galentz, Ermeni kimliğini ve Sovyetler Birliği’nin çöküşünden Ermenistan Cumhuriyeti’nin kuruluşuna dek geçen sürede Ermeni kimliğinin evrimini konu ediniyor. Galentz, birçok ödül sahibi olmasının yanı sıra Ermeni sanatçıların bir araya geldiği “underconstruction” grubundan ve Sanat & Kültürel Çalışmalar Laboratuvarı üyesi.

Archi Galentz, 20 yılı aşkın süredir Berlin’de yaşıyor ve çalışıyor. Yenilediği evi, yaşanacak bir yerden ziyade sanat stüdyosunu andırıyor. Her köşesinde heykel ve resmin olduğu ev, Rus ve Ermeni dolu kitaplarıyla dolu olmasının yanı sıra, Dağlık Karabağ ve Ermenistan posterleriyle dekore edilmiş durumda.

Galentz’in ailesi de kendi gibi sanatçı. Babası ressam; anne tarafından büyükbabası Nikolaj Nikogosyan ise Moskova’daki Stroganov Sanat Okulu’nda profesör ve aynı zamanda heykeltraş. Babaannesi ile babası da Ermenistan Sovyet Cumhuriyeti’nde tanınmış ressamlardan. Hatta 1968’de evleri resmi olarak müzeye dönüştürülmüştü.

Bu evde öğrencilik yıllarının bir bölümünü geçiren Archi, bu eve hala derinden bir sevgiyle bağlı.

“Resimleri hala kamuya açılıyor, ancak istediğim kadar çok değil” diyen Archi, sesi hüzün ve pişmanlıktan titreyerek, “Almanya’ya geldiğimde, mezuniyetimden sonra büyükannem ile büyükbabamın evine giderek evi özel bir müzeye dönüştürmeyi planlıyordum” şeklinde konuşuyor.

Ancak öngörülemeyen bu değişim, Archi daha Berlin Sanat Akademisi’nde resimleri tamir etmeyi, eserleri sergilemeyi, sergi salonlarının ışıklandırılmasını ve basın ile çalışmayı öğrenirken yaşanmış.

Archi, değişimi “Ev ben olmadan müzeye dönüştürüldü ve bir yönetici atandı. Bana ihtiyaç kalmadı” sözleriyle anlatıyor.

Galentz’in “Seçim” isimli çalışması, 2012

Rusya’dan gelen ret

Sovyetler dönemindeyken Archi Galentz, büyükbabasının ilk ismi olan Harutyun’u kullanarak, Moskova’da tasarım okuluna gitmek için başvuruda bulunmuş. Hatta, giriş sınavları için iki yıl boyunca hazırlanmış.

Archi, o günleri “Farklı bir şey yapmak istedim; resim olması gerekmiyordu. Tasarım kulağa ilginç ve modern geliyordu” sözleriyle hatırlasa da giriş sınavlarından geçememiş.

Bu durumu geriye baktığında “Her sınavda başarısız oldum ki bu tamamıyla saçmaydı” sözleriyle yorumlayan Archi, “Her ne nedenden olursa olsun beni orada istemediler” diyor.

Bu yaşananların ardından 6 ay sonra ise Erivan’daki Sanat ve Tiyatro Üniversitesi’nde başvuruda bulunmuş ve en yüksek notlarla geçmeyi başarmış.

Archi, o dönemi şöyle anlatıyor:

Erivan’da, büyükbabamın kendi başına inşa ettiği eve, büyükannem Armine’nin yanına taşındım.Hala onlara ve sanatlarına yakınlık hissediyorum.

Sanatçı, yakın bir tamanda İstanbul’da “TORUNLAR – Aidiyetin yeni coğrafyaları” isimli bir sergide büyükannesinin orijinal sanat eserlerinden birini sergilemiş.

Archi’nün büyükannesi Armine Baronyan’ın yaptığı bir portre

Eserini sergilediği Armine Baronyan, 1920 yılında Adapazarı’nda dünyaya gelmiş.

1. Dünya Savaşı’nın sona ermesine ve Osmanlı İmparatorluğu’nda Ermenilerin katledilmesinin sonlarına doğru, 4 yaşına geldiğinde babasını kaybetmiş. Sonra da Suriye’ye kaçmak zorunda kalmış.

Annesi öğretmen, ağabeyi Aram ise içme suyu alanında önde gelen mühendislerden biri olma yolundaymış. Ancak Armine, İtalya’yı ziyaret ettiği 1930’lu yıllarda sanata aşık kalmış.

Archi, sonradan yaşananları şu sözlerle aktarıyor:

Büyükbabamın ünü bu sırada Yakın Doğu’da yayılmış; Lübnan’da en çok saygı gören sanatçılardan biri haline gelmişti. Armine de onun çırağı olmak için Beyrut’a gitmiş. New York’taki dünya sergisi için eserlerine yardımcı olmuş. Armine 1940 yılına gelindiğinde Halep’te ilk sergisini, dört yıl sonra da Beyrut’ta ikincisini açmış.

Harutyun, Armine’den on yaş büyükmüş. Sivas kentindeki Gürün’de 1910 yılında dünyaya gelmiş. O da daha beş yaşındayken evinden ayrılmak zorunda kalmış. Babası öldürülmüş, ailenin geri kalanı ise Suriye Çölü’nde ölüm yolculuğuna çıkartılmış.

Nesilden nesile aktarılan bilgiye göre ailesinin dokuma fabrikasına sahip olduğunu belirten Archi, dedesine ilişkin “Büyükbabamın ataları Orta Çağ’daki Ermeni başkenti Ani’deki hanedanlığa kadar geriye gidiyor, ancak bunu kanıtlayacak herhangi bir belge yok. Onun kesinlikle aristokrat alışkanlıkları vardı” diyor.

Harutyun’un annesi, Suriye’ye varmalarının ardından çölde geçen süreden dolayı yüzünden yaşamının yitirmiş. Harutyun, kardeşleriyle beraber yetimhaneye götürülmüş. Oradakiler onun sanata olan aşkını fark ederek, eğitimini başlatmış.

Harutyun büyümüş ve Ortadoğu’da gezmiş. Kendine, hala Beyrut’taki Ermeni kilisesinde eserlerinin gösterildiği bir sanatçı olarak isim yapmış.

Archi, asıl çıkışını 1939 New York Dünya Sergisi’ne katılmasının ardından yapan Harutyun hakkında “Fransa Başkanı Charles de Gaulle ile, kendisinden sonra gelen başbakanın Lübnan’da faşistlere karşı Fransız direnişi oluşturduğu sıralarda arkadaş olduğu bile söylenir” diyor.

Harutyun ve eşi olan Armine’nin 1946 yılında Sovyet Ermenistanı’na gittiğini kaydeden Archi, büyükbabasının 1915’te yaşadıklarını ise şu sözlerle anlatıyor:

Büyükbabam 1915’te yaşadıklarına ilişkin çok konuşmazdı. Ancak küçük bir çocuğun yerde yatan ölü bir kadına sıkıca sarıldığı bir çiziminde dehşet betimleniyor. Böyle vahşetleri deneyimleyen birçok kişi öfkesini sanat yoluyla açığa vurur. Harutyun’un resimleri beklenmedik bir şekilde renkli ve aydınlık. Büyükannemin sanatı da insani cazibe ve yücelik ile karakterize edilir. Sovyetler’de sanat eleştirmenleri büyükannem ile büyükbabamı soykırım mağdurları olarak görmesine rağmen, onlar bundan daha fazlasıydı. Etkin bir hayat yaşadılar, yaşamlarını övgüyle karşıladılar.

Archi Galentz ve eşi Armine Torosyan, Archi’nin büyükbabası Harutyun Galentz ile büyükannesi Armine Baronyan’ın fotoğrafı önünde

Bilgiye susamışlık ve harekete geçmek

Archi, Ermenistan bağımsızlığını ilan ettiğinde Ermenistan’daydı ve Dağlık Karabağ’ın kendi kaderini tayin hakkı çabalarına tanıklık etti.

Öğrenciliğinin ilk yıllarının dünya görüşünü şekillendirdiğinin altını çizen Archi, sözlerini şöyle sürdürüyor:

Radikal değişim ve büyük siyasi değişiklik zamanıydı. Toplumun dönüştürme ve fark yaratabilme kapasitesi o günlerde bana ilham vermişti, halen de vermeye devam ediyor.

Archi Galentz’in “Afiş” isimli çalışması

Erivan’da geçirdiği üç yılın ardından Archi, hala bazı cevapların eksik olduğunun farkına varmış. “Sanata ciddi seviyede bir ilgi geliştirdim. Sanatın ne olduğunu öğrenmek istedim. Sorduğum soruya verilecek yanıt kimse tarafından cevaplanmayacaktı; ne ailem ne de üniversitedeki profesörlerim tarafından” diye o günleri anımsayan Archi, 1990’lı yıllarda Almanya’ya, cevap aramak amacıyla değişim öğrencisi olarak gitmiş.

Berlin Sanat Akademisi’nde görsel iletişim, endüstriyel tasarım ve temel sanat öğrenmek için başvurmuş ve de kabul edilmiş.

Archi, kütüphanede sanat tarihiyle geçen birçok saatin ardından ise mezun olmuş, tek başına birçok sergi açmış ve sanat öğretip, yine sanat üzerine birçok makale kaleme almış.

2008 yılına gelindiğinde ise “Interiordasein”* isimli kendi stüdyosunu sanatçılar ve sanatseverler için açmış.

Şimdiyse stüdyonun salonu çağdaş Ermeni sanatına güzel bir koleksiyondan oluşuyor.