Ana Sayfa1915'TEN BUGÜNE1915’ten BUGÜNE | Opera sanatçısı Maria Guleghina’nın çığlıklarından doğan sesinin hikayesi

1915’ten BUGÜNE | Opera sanatçısı Maria Guleghina’nın çığlıklarından doğan sesinin hikayesi

HABER MERKEZİ  – 1915’ten bugüne uzanan Ermeni portrelerinde bu hafta müzik eleştirmenlerinin günümüzün önde gelen sopranolarından biri olarak gösterdiği Maria Guleghina var. La Scala’dan Met’e en prestijli salonlarda performans sergileyen Guleghina’nın harikulade sesi Viyana’dan Zürih’e, Moskova’dan San Francisco, Tokyo ve Sidney’e birçok salonda en kaprisli kitle tarafından bile ayakta alkışlandı. Guleghina ise nerede sahneye çıktıysa, orada Ermeni olduğunu vurguladı.


Çeviri: Tolga Er


Maria Guleghina’nın ataları Erzurum ve Van illerindendi. 1905 yılında doğan büyükannesi Maria (Mano) Martirosi ve 1898 yılında dünyaya gelen dedesi Mkrtich Yeghishei Meytarjyan, Ermeni Soykırımı başladığında daha çocuktu. O dönem Rusya İmparatorluğu’ndaki Javakheti’ye kaçmak zorunda kaldılar.

Maria Guleghina’nın büyükannesi Maria ve büyükbabası Mkrtich

Aile daha sonra Maria’nın doğduğu Odessa’ya taşınsa da, Maria’nın memleket olarak gördüğü yer, çocukluğunda tatillerini geçirdiği Gürcistan’ın Ahısta kentiydi. Maria 19’una geldiğinde Javakheti’den gelen bir Ermeni ile evlendi ve Ahısta’ya taşındı. Böylece opera sanatçısı olmaya hazırlanan Ermeni kadının yaşantısı kendi ifadeleri ile şu hale geldi:

Sabahları tavukları beslemek ve mutfak bahçesini sulamak ile başlıyordu. Kayınvalidem kadının yerinin sahne değil, mutfak ve bahçe olduğunu söylerdi. Bu sözlerde mutabık kalmakta oldukça zorlandım ve bir gün yeteneğimi gizlemeye hakkım olmadığına karar verdim. Sonuçta az sayıda Ermeni var, öyle değil mi? Her yetenekli Ermeni’nin kendi üstünde çalışmaktansa, tavukları beslediğinde olacakları bir düşünün.

Maria ve kızı Natalya

Maria, kızı Natalya ile birlikte Odessa’ya geri dönerek, burada Odessa Konservatuvarı’nın vokal bölümünden mezun oldu. Onun akıl hocası ve öğretmeni Yevgeni Ivanov, sesini nasıl kullanması gerektiğini öğretti. Sesiyle yapabileceklerinin sınırsızlığı ve çalışkanlığını gözeterek değerlendirmede bulunan Ivanov, Maria’ya dramatik soprano sanatçısı olmak için çalışması gerektiği tavsiyesinde bulundu ve şöyle dedi: “Her türlü performansı sergileyebilirsin.”

Ivanov, Maria’yı Belarus Opera ve Bale Tiyatrosu’na yönlendirse de beklenen karşılık gelmedi. Maria operaların kendi dillerinde yapılması gerektiği konusundaki ısrarı nedeniyle reddedildi. Sanatçının bu isteği o dönem Sovyetler’de Batı propagandası olarak görülüyordu.

Daha sonra Minsk Opera Evi için altı yıl boyunca çalışan Maria, aynı zamanda Milano’daki La Scala’da Luciano Pavarotti ile sahnede yer aldı.

Maria’nın 1986 yılında Uluslararası Çaykovski Yarışması’nı kazanmasıyla ödüller arka arkaya gelmeye başladı. Sanatçı da bunun üzerine seyahat için oldukça kısıtlı olanak sunmasından ötürü Belarus’tan ayrılmaya karar verdi ve yanına aldıklarını şöyle sıraladı:

Bazı müzikal notlarımı, Rahmaninov’un kendi icra ettiği bir albümü, Talkov ile Horovitz’in kayıtlarını aldım ve İtalyanca olan ‘Aida’yı beş günde öğrenerek kaçtım.

Maria, gittiği İspanya’da Oviedo Tiyatrosu’ndan iş teklifi aldı. Genç ve yetenekli sanatçı hızlı bir şekilde Avrupa’nın en iyi tiyatrolarının dikkatini üzerinde topladı ve Batı’da düzenli olarak sahneye çıkmaya başladı.

Başarılarını sıkı çalışma, yaşam sevgisi, yetenekleri gerçekçi bir şekilde değerlendirme kabiliyeti ve Tanrı’nın ona verdiklerine duyduğu minnete borçlu olan sanatçı, kayıt sırasında stüdyo mikrofonlarının bile yansıtamadığı güçlü sesi hakkında şöyle dedi: “Ses benim ruhum, o benim hayatım.”

Francesco Cilea tarafından bestelenen “Adraiana Lecouvreur” için Placido Domingo ve Maria Guleghina sahnedeyken

Maria Guleghina artık Lüksemburg’da yaşıyor. Sahneye çıkacağı tarih üç yıl önceden planlanıyor. Valery Gergiev, Gianandrea Gavazzeni, Riccardo Muti ve diğer büyük orkestra şefleri onla çalışmayı bir onur olarak görüyor. Maria aynı zamanda Luciano Pavarotti, Placido Domingo, Leo Nucci ve Renato Bruson’un da aralarında bulunduğu zirvedeki isimlerle de aynı sahneyi paylaştı.

Ancak bunların hiçbiri kolayca gerçekleşmedi. Maria doğduğunda ciddi derecede bacak bozukluğu ve kalp rahatsızlığı vardı. Hatta doktorlar bile yaşayıp yaşamayacağından emin değildi; o yüzden de annesine kızını hastanede bırakması gerektiğini söylediler. Ancak kendisi de bir doktor ve profesör olan annesi, çocuğunu ayağa kaldırmak için imkansızı gerçekleştirdi. Ortopedistler, Maria için sert bandajlarla yapılan özel bir masaj türü önerdi. Bu acı dolu yöntem küçük Maria’nın çığlıklarının sokaklarda yankılanmasına neden oldu.

Maria, o acının bugüne etkisini şöyle ifade etti:

Sesim bu acıdan doğdu. Çığlık atmak ses tellerimin gelişmesinin nedeni oluverdi.

Maria’nın anne ve babasının ısrarı işe yaradı. Kızları dört yaşına geldiğinde dik bir şekilde ayakta durabildi; sadece birkaç yıl sonra ise dans etmeye başladı. O, her ne kadar balerin olmanın hayalini kursa da babası bu fikri desteklemiyordu. Maria, babasının bu tutumunu “Benim bale okulunda öğrenim görmeme izin vermektense kendini öldürürdü. Ermeni bir kızın, erkeklerin gözü önünde bacaklarını öyle kullanmasının utanç verici olduğuna inanıyordu” sözleriyle anlatmasına rağmen, Aghas Meytarjyan’nın da harika bir şarkıcı olmasından ötürü kendisinin şan dersleri almasına karşı çıkmadığını belirtti. Hatta Maria’nın yeteneğini ilk fark edenlerden biri o oldu.

Maria Guleghina Erivan’da sahnede, Nisan, 2015

Ermeni folkloruna özel bir saygıya sahip bir ailede yetişen Maria, gençliğinde geçirdiği günleri şöyle anlattı:

Gomidas’ın melodileri ve Sayat-Nova’nın şarkılarıyla büyüdüm. Dedem Mkrtich ve büyükannem Mano Ermeni müziğine duyduğum o büyük sevginin nedeni. Genel olarak her şeyin Ermenisini seviyorum. İnsanlar bendeki Ermeni’yi göremediğinde güceniyorum.

Maria, bu sözlerine rağmen kendini Ermeni olarak görmüyor: Musevi bir kadının Ukrayna’da doğan bir çocuğu olan Maria, şimdilerde Avrupa’da yaşıyor ve tüm dünyada sahne alıyor.

Sanatçı, “Kültürel miras benim için çok önemli. Soykırıma maruz kalmış iki milletin kanı damarlarımda akıyor. Köklerime bağlıyım ve soyumdan dolayı gururluyum” diyor.

Maria Guleghina, ikinci kocası için Ermenice olan kızlık soyadını değiştirmekte hatalı davrandığını belirterek, son olarak şunları söylüyor:

Daha bilge olsaydım, böyle bir şey yapmazdım. Avrupalılar için Meytarjyan’ı telafuz etmek zor olsa ne olacak ki? Bu benim sorunum değil. Tanınmış bir şakıcı olduktan sonra Ermeni adıma dönmeyi düşündüm, ancak menajerlerim beni bu fikirden vazgeçirdi. Yine de röportajlarımda çoğu zaman soyismimin Meytarjyan olduğundan, ailemin Van ve Erzurum’dan geldiğinden bahsediyorum.


Kaynak: Aurora Prize