Ana SayfaGüncel‘Asıl mesele toprak üzerinde Kürtlerin cenazelerinin izini bırakmamak, mekana kazılı hafızayı silmek’

‘Asıl mesele toprak üzerinde Kürtlerin cenazelerinin izini bırakmamak, mekana kazılı hafızayı silmek’

HABER MERKEZİ – Bitlis’te cenazelerin mezarlardan çıkartılmasını ‘Kürtlerin mekana kazınmış olan hafızasını silmek’ olarak değerlendiren HDP Milletvekili Hişyar Özsoy, Türkiye tarihinin ‘ölü ve mezarlıklarla savaş tarihi’ olduğunu söyleyerek, “Ermenilerin, Yahudilerin, Süryanilerin mezarlıklarına yönelik birçok defa yok etmeler oldu. Fakat burada bizim gördüğümüz, koca bir mezarlıktaki cenazelerin komple çıkarılması. Bunu bir tarihin yok edilme meselesi olarak görüyorum” dedi.

Bitlis’in Yukarı Ölek köyünde bulunan Garzan Mezarlığı’ndan 267 cenazenin çıkartılması, kimi mezarlıklardaki mezar taşlarının sökülmesi, mezarların tahrip edilmesi ve son olarak Muş’un Varto ilçesindei bir mezarın yerle bir edilmesi…

Mezarlıklara yönelik ‘operasyonlar’a ve hükümetin ‘mezarsızlık politikasına’ dair değerlendirmelerde bulunan Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkan Yardımcısı Hişyar Özsoy, yapılanı “vahşet” olarak tanımlıyor.

Özsoy’a göre ‘asıl mesele toprak üzerinde Kürtlerin cenazelerinin izini bırakmamak, yani bir şekilde mekana kazınmış olan bu hafızayı silip atmak ve bunun için de her türlü vahşeti uygulamak’.

Kürtlerin ölü bedenlerine hakaret etme ve mezarlıklara saldırı politikasının 2015 yılından bu yana sürdüğüne dikkat çeken Özsoy, Bitlis’teki cenazelerin ailelerden habersiz çıkarılmasını ise ‘ırkçı, faşizan mantığın geldiği son nokta’ olarak tarif ediyor.

Özsoy, mezarlıkları sürekli tahrip edilmesinden sonra artık cenazelerin mezarlıklardan çıkartıldığına dikkat çekerken, “Bu ne insaniyete ne İslamiyet’e, hiçbir ahlaki çerçeveye sığmayan gelişmelerdir” diyor.

“Bir tarihin yok edilmesi”

Cenazelere saldırı örneklerinin Filistin, Meksika, Latin Amerika ülkelerinde de olduğunu paylaşan Özsoy, Mezopotamya Ajansı’na yaptığı açıklamada buradaki ‘sapmaya’ ise şöyle dikkat çekiyor:

“Türkiye’de de birçok defa gayrimüslim mezarlıkları dağıtıldı, parçalandı, üzerlerine binalar dikildi, parklar yapıldı. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin tarihine baktığımız zaman bir anlamda ölü ve mezarlıklarla savaş tarihini görmüş oluyoruz. Ermenilerin, Yahudilerin, Süryanilerin mezarlıklarına yönelik birçok defa yok etmeler oldu. Fakat burada bizim gördüğümüz, koca bir mezarlıktaki cenazelerin komple çıkarılması, bu alanda çalışmış biri olarak ilk kez karşılaştığım, şahit olduğum, çok ilginç bir durumdur. Bunu bir tarihin yok edilme meselesi olarak görüyorum.”

Ölülere saldırının son iki yıl içerisinde Kürt meselesindeki saldırgan ve militarist politikasının devamı olduğunun altını çizen Özsoy, şöyle devam ediyor:

“Şuan uygulanan, tamamen Kürtlerin ölülerini dirilerinden ayırıp bambaşka bir şekilde bunları yok etmeye çalışıyorlar. Onların fiziki anlamda varlıklarını, politik, sembolik, kültürel anlamda etkilerini kökten yok etmeye yönelik bir saldırganlık politikasıdır. Koca bir mezarlığın komple çıkarılması ve bu cenazelere ne yapılacağı konusunda en ufak bir bilginin verilmemesi bunun en açık örneğidir.”


Nekro-politika, yerinden edilen kemikler ve direnişe dönüşen yas (I) – Öykü Deniz

Nekro-politika, yerinden edilen kemikler ve direnişe dönüşen yas (II) – Öykü Deniz

Mezarsızlık politikası: Yer altının lanetlileri – Özcan Kırbıyık

Thebai’den Garzan’a mezarsızlık politikası ve yasla örülen direniş – Leyli Doğan