Ana SayfaDünyaKamplardaki göçmenler anlatıyor: Afrin güvenli bir liman, bizden ne istiyorlar? | ÖZEL

Kamplardaki göçmenler anlatıyor: Afrin güvenli bir liman, bizden ne istiyorlar? | ÖZEL

HABER MERKEZİ – Rubar ve Şehba kampları. Her ikisinde de çoğu Arap binlerce göçmen yaşıyor. Ancak iki kamp da Türkiye’nin Afrin’e operasyonunda bombaların hedefi olan yerler arasında. Peki, IŞİD’den ve ülkedeki iç savaştan kaçarak bu kamplara yerleşen göçmenler ve kamp yetkilileri ne diyor? Afrin’de bulunan gazeteci Fatma Koçak, iki kampa da giderek mülakatlar yaptı ve izlenimlerini yazdı. Koçak’a konuşan sığınmacıların ‘Zeytin Dalı Harekâtı’na dair ortak vurgusu şu: “IŞİD’den kaçıp buraya geldik. Burada savaş yoktu ama şimdi kampın çevresine toplar düşüyor. Bizi rahat bıraksınlar.” Kamp görevlileri ise atılan toplardan birinin dahi isabet etmesi halinde katliam olacağına dikkat çekerek “Dünya buna sessiz kalmamalı” diyor.


Haber-İzlenim: Fatma Koçak


Suriye krizinin başladığı 2011’den bu yana Suriye İnsan Hakları Ağı’nın (SNHR) raporlarına göre 5 milyon 835 kişi yerinden edildi. Bunların yüzde 50’si çocuk, yüzde 35’i kadın ve yüzde 15’i yetişkin erkeklerden oluşuyor. Birleşmiş Milletler (BM) Mülteciler Yüksek Komiserliği de geçtiğimiz yıl yayınladığı raporla bu verileri doğruladı.

Aynı kuruluşların verilerine göre savaşın yoğun yaşandığı bölgelerden göçenlerin büyük bir kısmı ülke dışına giderken, ülke içinde yer değiştirenlerin tercih ettikleri yerler ise genelde Rojava yani güvenli alan olarak Kuzey Suriye Federasyonu oldu. Kürtler öncülüğünde savaşta taraf olmayıp yerinde yönetim modelinin oluşturulmasıyla birlikte birçok bölgeden buralara göç yaşandı.

Kuzey Suriye’de göçün en yoğun yaşandığı yer ise bugünlerde ‘Zeytin Dalı Harekâtı’ adı altında başlatılan Türkiye ve Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) gruplarının saldırılarına maruz kalan Afrin oldu. Suriye krizinin başından itibaren IŞİD ve benzeri örgütlerin yerleşemediği Afrin’de kanton sistemi ile özerk yönetim oluşturan halk her türlü idari yapısını ve kendi savunmasını oluşturdu.

23 gün önce Türkiye’nin başlattığı saldırılar öncesinde Afrin’e son 4 yıl içinde savaşın en yoğun yaşandığı Humus, Hama, İdlip, Cerablus ve Bab’dan yüz binlerce göçmen geldi. Afrin Kantonu bünyesinde göçmenlerin ihtiyaçlarının karşılanması için oluşturulan Göçmen Ofisi’nin verilerine göre Afrin’in ilçe ve köylerine gelen göçmen sayısı 282 bin civarında. Tabi bunlar kayıtlı rakamlar, Afrin’in Raco, Cinderes, Şerawa, Şiye ve Mebata ilçeleri ve köylerine yerleşen göçmenlerle birlikte bu sayının 400 bine yakın olduğu tahmin ediliyor.

Savaştan ve bölgelerine yönelik işgalden kaçan göçmenlerin birçoğu kent merkezi ve ilçeleri ile köylerinde yaşarken, Humus ve Hama ile Şehba’dan gelen 10 bini aşkın göçmen ise Şerawa ilçesine bağlı Rubar ve Şehba kamplarında yerleştirildi. Göçmen Ofisi’nin verdiği bilgilere göre kamplara yerleştirilenlerin yüzde 70’e yakını Arap, yüzde 30’u ise Kürtlerden oluşuyor.

Suriyeli göçmenler için gittikleri bütün ülkelerde gerek BM gerekse Avrupa Birliği (AB) bu devletlere yardım yaparken, Afrin’deki göçmenler için hiçbir yardım yapılmadı. Kanton yönetimi ve Göçmen Ofisi ile birlikte bazı yerel düzeyde gelen desteklerle her iki kamptaki insanlar için barınma ve yiyecek ihtiyaçları karşılandı.

20 Ocak’ta Türkiye’nin hava saldırılarında hedef alınan yerlerden biri işte bu kamplardan Rubar Kampı’ydı. Birçok göçmenin yaralandığı saldırının ardından Rubar ve Şehba kampları çevresine hala top atışları yapılıyor.

Saldırılara maruz kalan Rubar ve Şehba kamplarına giderek, göçmenlerle ve kamp yetkilileriyle görüştük.

Şehba kampında kalan ve Şehba bölgesinden IŞİD’in saldırılarından kaçtığını belirten Nedim Oso, “Bu insanlar bize kucak açtı ve ailemle birlikte bize barınacak yer verdi” diyor ve ekliyor: “Geldik burada savaş yoktu. Bir buçuk yıldır buradayız. Ancak Türk devleti IŞİD gibi burada da bize saldırıyor. Her gün kamp çevresine toplar düşüyor. Can güvenliğimiz yok.”

Humus’a bağlı Vadi El Azim köyünden savaş nedeniyle kaçarak ailesi ile birlikte Şehba kampına gelen Hamdul El Saim ise canlarını IŞİD saldırılarından nasıl kurtardıklarına anlatarak söze başlıyor: “Köyümüz bir ay IŞİD’in çemberinde kaldı. Bir ay boyunca bizi aç bıraktılar sadece buğday yedik. Öleceğimizi sanıyorduk ama son anda kaçarak kurtulabildik.”

Rubar kampında görüştüğümüz 72 yaşındaki Hasfa Ahmedi ise ayakta durmakta zorlandığı için oturarak konuşmak istediğini söylüyor. İdlib’e bağlı Babise köyünde IŞİD saldırılarından kaçtıklarını anlatan Ahmedi, Afrin’e gelme nedenini ‘güvenli yerdi’ diye tarif ediyor ve sözlerine şöyle devam ediyor: “Burada tüm dünya devletlerine sesleniyorum. Herkes bu durumu görmeli ve bize yardım etmeli. Ama etmiyorlar, sadece Afrin Kantonu yönetiminden destek görüyoruz. Burada hasta olduğumuzda çoğu zaman ilaç bulamıyoruz, ambargo var kaç yıldır. Bizden, Afrin’den ne istiyorlar?”

Bab’a Türkiye’nin Fırat Kalkanı Harekâtı ile girmesinin ardından kentten çocukları ile birlikte çıkmak zorunda kaldığını anlatan Hiysem Cindo ise oldukça öfkeli. “Oradan onlardan kaçtık Afrin bizim için güvenli bir limandı, gelip şimdi burada da bizi buldular. Eşim öldü, 5 çocuğumla birlikte şimdi buradan nereye gideyim? Bizden ne istiyorlar, rahat bıraksınlar” diyor.

“Uluslararası hiçbir kurumdan yardım alamıyoruz”

Her iki kampta kalanlar için Afrin Kantonu bünyesinde oluşturulan Göçmen Ofisi’nde çalışan Hiba Musa Şexo ise son dört yıldır diğer bölgelerden Afrin’e yoğun bir akış olduğu bilgisini veriyor.

“Öncelikle Rubar Kampını açtık, Suriye’nin diğer bölgelerinde çetelerin yoğun saldırılarıyla kaçan sivillerin Afrin’e gelmesiyle birlikte Şehba Kampını da açtık” diyen Hiba, Azez, İdlib, Şehba, Humus ve Hama gibi Suriye’de savaşın yoğun olduğu yerlerden insanların son 4 yıldır yoğunlukta Afrin’e geldiğini söylüyor.

Uluslararası hiçbir kurumdan yardım alamadıklarını ve göçmenlerin zor koşullarda barındıklarını söyleyen Şexo, son 23 gündür ise sivil insanların ölmesinden endişe ettiklerini aktarıyor. Şexo, BM dahil uluslararası kurumlara ise şu çağrıyı yapıyor:

“İlk gün uçaklar Rubar kampı çevresini vurdu, burada sivil savaştan kaçan insanların olduğunu herkes biliyor. Hala her gün kamp çevresine top atışları yapılıyor. Her iki kampta yüzde 60 oranında kadınlar ve çocuklar kalıyor. Atılan toplardan biri isabet etse, katliam olacak, dünya buna sessiz kalmamalı.”


Fotoğraflar: Ersin Çaksu