Ana SayfaYazarlarElend Aydın‘Tavuklara kıymayın efendiler’ diye lir çalıyor tilkiler bile – Elend Aydın

‘Tavuklara kıymayın efendiler’ diye lir çalıyor tilkiler bile – Elend Aydın


Elend Aydın


Derler ki Ayetullah Humeyni’nin en önemli doktrin kitabında tavuklara dair şu fetva geçer –ki aslında tavuklara tecavüzü meşrulaştırmaktadır: “Tavuklarla cinsel ilişki helaldir. Fakat tavuklarla cinsel ilişkiye geçen evin erkekleri o tavukların etini yememeli, komşularına vermelidir.” Hiç burun falan kıvırmayalım arkadaşlar, koskoca Ayetullah bu, bir bildiği vardır, ki; tüm işgal heveslilerinin de tavuklarla imtihanı vardır, yoksa an itibariyle neden zeytinler diyarının yedinci tavuk çiftliği de vurulmuş olsun! Yani zalimin tavukla imtihanı çok derin bir mevzu, hafife almak olmaz. Ama mesele şu ki, orada tavuklar bile silahlı! Tıpkı zeytin ağaçları gibi. Dadanan tilki ve çakallara karşı da ayaklanmış haldeler. “Tavuk” deyip geçmeyelim, gıdaklarken bile dünyayı ayağa kaldırır, dadanan tilki ve çakallar için de “ecelleri gelmiş ki kümesimize dadanmışlar” diyerek minik gözlerini bile kırpmazlar. Üstelik bizim zeytuni bakışlarımız işgalci ve faşist olmadığı için tavukların direniş sayfalarında neler yazılı olduğunu muhatap olamaz.

Tavuk demişken, sevgili Cigerxwin’i hatırlamamak olmaz, zira o; zamanında “Serxwebûna Mirişkan” (Tavukların Bağımsızlığı) adlı bir şiir bile yazmış horozların diktatörlüğüne karşı… Kim bilir şimdi oradadır belki büyük şair. Rojava’nın her karışında ayak izi, her zeytin ağacında şiiri, her bahçesinde Kürdili-isyankâr kalbi vardır. Mezarında durup kalamaz böylesi günlerde, havaya uçurulan tavuk çiftliklerinin “bağımsızlığı” için mevzilenmiştir şiirleriyle. Ayakkabısının bağcıklarını Reco’da bağlayıp Aslanlar diyarı Şêran’da (Şêr: Kürtçede “aslan” demek, biliriz) kollarını sıvamış, zeytin yapraklarıyla defterlerini açıp Barin’lerle Avesta ateşgâhlarına varan özgürlük esriği masallar dizmiştir ardarda… Şiyê’de kefiyesini bağlayıp tüm köylerde çocuklarla direniş saklambacına dalmıştır. Şair bu, mezarında kalamaz.

Günleri saymayı bıraktı takvimler. Dağ taş, börtü böcek, kuşlar ve sular da bombardımanları saymayı bıraktı. Sayıların hükmü yok artık. Ama birileri ısrarla inanılmayası sayılar veriyorlar, sayılar sayılar… Binlerce yıllık çınarlarla toprağa kök salmış insanları koparamayacağınız gibi sayamazsanız da. Tıpkı zeytin ağaçlarını, meyve bahçelerini, sebzelikleri, samanlık ve kilerleri yakıp yıksanız da yok edemeyeceğiniz gibi. Ermeni sabahların, Kürt gecelerin, Süryani akşamların, Arap öğlenlerin, Türkmen ve Çerkez şafakların direniş destanını imkânı yok, yok edemezsiniz.

“Tavuklara kıymayın efendiler” diye lir çalıyor tilkiler. Tilkiler bile “tavuklara kıymayın” diyorsa, hal hal değildir artık arkadaşlar. Üstelik babasının deyimiyle “hayvan doktoru” olan Dr. Nuri Dêrsimi çoktan işbaşı yapmıştır her taşını tanıdığı Afrin’de de. Tavuklar, serçe, kırlangıç, sığırcık ve turnalar, yaralarının yeniden şifa bulmasının mutluluğunu otlar ve ağaçlarla yaşıyorlar. Atlar, ceylan ve taylar da uzaklardan gelen “doktorun” şifalı ellerinden sonra hayata yeniden kavuşuyorlar direnişin nakış nakış çimenlerinde.

Doğayla bütünleşmiş insanları, özgürleşmiş kadınları, arınmış erkekleri, adalet ve barış özyönetiminde buluşmuş halkları yenebileceğinizi kim söyledi? Size yalan söylemişler beyler, yine aldatmışlar! Üstelik ölü tavuklardan, topal ördek ve kör kedilerden, kırık açlardan bile çekeceğiniz var! Rüyalarını böldüğünüz zeytin ağaçları kâbusunuz olacak!