Ana SayfaBilim ve TeknolojiFacebook’un gözetim makinesi – Zeynep Tüfekçi

Facebook’un gözetim makinesi – Zeynep Tüfekçi

“Facebook, bizim profilimizi çıkarma üzerinden para kazanıyor ve daha sonra dikkatimizi reklam verenlere, siyasi aktörlere ve başkalarına satıyor. Sorun Cambridge Analytica’nın ve yaptığının ötesine geçiyor. Devasa bir veri gözetimine ve bu tür geniş kapsamlı bir profil çıkarmaya dayalı olarak saydam olmayan bir şekilde kullanıcıları hedeflemek isteyen müşterilere bilgi vermeye dayanan bir iş modeli, kaçınılmaz olarak kötüye kullanılacaktır.”


Zeynep Tüfekçi

Çeviri: Diyar Saraçoğlu


2014 yılında, daha sonra Donald Trump’ın 2016 başkanlık kampanyasına hizmet verecek olan seçmen profili çıkarma şirketi Cambridge Analytica, dünyanın dört bir yanındaki insanların çeşitli görevleri yerine getirmeleri için başkalarıyla anlaşma yaptığı çevrimiçi bir pazar yeri olan Amazon’un “Mechanical Turk” platformunda bir taleple yola çıktı. Cambridge Analytica, Amerikalı Facebook kullanıcılarını arıyordu. Onlara Facebook üzerinde thisisyourdigitallife adlı bir kişilik sınavı uygulamasını indirmeleri ve kullanmaları için ödeme teklif etti.

Yaklaşık 270.000 kişi, indirme başına 1 ila 2 Dolar karşılığında uygulamayı yükledi. Uygulama, Facebook profillerinden “kazınmış” enformasyonları ve yanı sıra arkadaşlarının profillerinden ayrıntılı enformasyonları topladı. Facebook daha sonra tüm bu verileri uygulamanın geliştiricilerine sundu ve onlar da böylece Cambridge Analytica’ya aktardı.

Birkaç yüz bin kişi çok fazla görünmüyor olabilir, ancak Facebook kullanıcılarının her biri ortalama olarak yüzlerce arkadaşa sahip olduğu için, verileri toplanan insan sayısı 50 milyona ulaştı. Verilerin Trump’ın başkanlık kampanyası için seçmenleri hedeflemek ve onlara mesaj göndermeyi şekillendirmek amacıyla kullanılmasına izin vermek bir yana, bu kişilerin çoğunun verilerinin çekildiğine dair hiçbir fikri yoktu (ne de olsa, uygulamayı kendileri yüklememişlerdi).

Veri ihlalinde “kullanıcı rızası” var mı?

Bu hafta sonu, bunların hepsi New York Times ve Observer of London tarafından açıklandıktan sonra, Facebook aceleyle Cambridge Analytica’yı (seçimden bir yıl sonra) askıya aldığını kamuoyuna duyurdu ve bunun bir “veri ihlali” olduğunu şiddetle reddetti. Facebook’un başkan yardımcısı ve genel müdür vekili olan Paul Grewal “bunun bir veri ihlali olduğu iddiası tamamen yanlış” diye yazdı. Grewal, Facebook kullanıcılarının “bilerek enformasyonlarını verdiklerini, hiçbir sisteme sızılmadığını, hiçbir parola veya hassas enformasyon parçasının çalınmadığını ya da saldırıya uğramadığını” iddia etti. Ayrıca “herkes(in) rıza gösterdi”ğini söyledi.

Bay Grewal haklı: Bu teknik anlamda bir ihlal değildi. Bu daha da sıkıntı verici bir şeydir: İnsanların yalnızca sosyal etkileşim için siteye girdikleri, ancak sessizce devasa bir gözetime maruz kaldıkları Facebook’un iş modelinin tamamen doğal bir sonucudur. Bu gözetimin sonuçları, Facebook’un, reklam ve diğer ürünler için dikkatli bir şekilde kullanıcılarını hedeflemek amacıyla kullandığı karmaşık ve şeffaf olmayan bir sistemi beslemek amacıyla kullanılıyor.

Başka bir deyişle Facebook bizim profilimizi çıkarma üzerinden para kazanıyor ve daha sonra dikkatimizi reklam verenlere, siyasi aktörlere ve başkalarına satıyor. Bunlar, Facebook’un memnun etmek için çok çalıştığı gerçek müşterileridir.

Dışında kalamayacağınız istemsiz bir sicil

Facebook, sitede sadece her tıklamayı ve “beğenmeyi” kaydetmiyor. Ayrıca tarama geçmişlerini de topluyor. Ayrıca, (Avrupa uluslarının bazıları bunu engelleyen bazı düzenlemelere sahip olmasına rağmen) kullanıcılar hakkında finansal bilgiler gibi “harici” verileri de temin ediyor. Facebook “çevrimdışı” verileri -fiziksel dünyada yaptığınız şeyler, örneğin bir tuğla-harç mağazasında alışveriş yapma- devasa çevrimiçi veri tabanları ile birleştirme niyetini kısa bir süre önce açıkladı.

Facebook, olmayan kullanıcıların bile “gölge profiller”ini yaratır. Yani, Facebook’ta olmasanız bile, şirket, arkadaşlarınızın sağladığı verilerden veya diğer verilerden çıkarımlarından elde ettiği profilinizi iyi bir şekilde derlemiş olabilir. Bu, ABD’de dışında kalamayacağınız istemsiz bir sicildir.

Facebook’un tersini iddia etmesine rağmen, Cambridge Analytica veri toplama hadisesine dahil edilen herkes -en azından kelimenin tam anlamıyla- “rıza” göstermemiştir. Sitedeki tüm ek bilgileri bulup okuduysanız bu doğrudur, 2014’te, Facebook arkadaşlarınızın bu tür uygulamalar aracılığıyla tüm verilerinizi devretme hakkına sahip olduğunu fark etmiş olabilirsiniz. (Facebook o günden bu yana özelliği kapatmış durumda.) Kafa karıştırıcı bir sürü seçenek arasından çıkmayı başarsaydınız, özelliği nasıl kapatacağınızı fark edebilirdiniz.

Kullanıcı güveninin sömürülmesi

Bu bilgilendirilmiş rıza değildi. Bu kullanıcı verilerinin ve kullanıcı güveninin sömürülmesiydi. Tartışmak adına, Facebook verilerinizi başka bir şirkete devretmeye açıkça izin verdiğinizi varsayalım. Bilişimsel çıkarsama ilgili son akademik araştırmayı takip ediyor musunuz? Algoritmaların şu anda bir kişinin kişilik özelliklerini, cinsel yönelimini, siyasi görüşlerini, akıl sağlığı durumunu, madde kullanımı geçmişini ve Facebook “beğenileri”nden daha fazlasını çekerek oldukça iyi bir iş çıkardığını -ve her gün keşfedilen bu verilerin yeni uygulamaları olduğunu- biliyor muydunuz?

Verilerin neler gösterebileceği ve nasıl kullanılabileceği hakkında kafa karıştırıcı ve hızlı bir şekilde değişen durum göz önüne alındığında, sürmekte olan geniş çaplı veri toplanmasına rıza gösterme hakkında ne tam olarak bilgilendirme yapılmış ne de tamamen mutabakata varılmıştır.

Cambridge Analytica tüm verilerle ne yaptı? Başka kimlerle paylaşmış olabilir? 2015’te Facebook, Cambridge Analytica’ya verilerin silinmesini isteyen sert bir mektup gönderdi. Cambridge Analytica çalışanları, şirketin sadece verilerin silinmiş olduğunu belirten bir kutuyu işaretlediğini söyledi, bu noktada Facebook, ihlalden etkilenen 50 milyon kullanıcıyı bilgilendirmemeye, sorunu kamuya duyurmamaya ve aynı sırada Cambridge Analytica’ya yaptırım yapmamaya karar verdi.

New York Times ve Observer of London, verilerin silinmediğini bildiriyor. Ve Cambridge Analytica çalışanları, verinin 2016 başkanlık seçimlerinde şirketin operasyonlarının bel kemiğini oluşturduğunu iddia ediyor.

Facebook bu verilerin tehlikeli şekillerde kullanılabileceğini anlayamadıysa, verileri kimsenin bu şekilde toplamasına izin vermemesi gerekirdi ve bir formda üçüncü taraf bir şirketi işaretlemek de şirketi sorumluluktan kurtarmaz, her şeyden önce kimsenin verilerini toplamaması gerekiyordu. Ancak Facebook’un veri elde etmek için oluşturduğu devasa altyapı ve bunun bir sonucu olarak yarım trilyon dolarlık piyasa değeri, şirketin bu tür devasa veri gözetiminin değerini çok iyi bildiğini gösteriyor.

Facebook’tan ayrılmak sorunu çözer mi?

Hepimiz Facebook’tan ayrılmalı mıyız? Bu çekici görünebilir, ancak uygulanabilir bir çözüm değildir. Pek çok ülkede, internet sadece Facebook ve ürünlerinden oluşuyor. Bazı işverenler ve mülk sahipleri Facebook profillerini görmeyi talep ediyor ve gönüllü gruplardan siyasi kampanyalara, yürüyüşlere ve protestolara değin, sadece Facebook üzerinden erişilebilen ya da organize edilen, giderek büyüyen kamusal ve sivil yaşam alanları vardır.

Sorun burada Cambridge Analytica’nın ve yaptığının ötesine geçiyor. Başka hangi uygulamalara milyonlarca Facebook kullanıcısının verilerini çekme izni verildi? Facebook, bir gün, platformu bireyler için artan veri gizliliği ile veri saklama ve kullanımına kısıtlamalar gibi şeylere çağrıda bulunan bir başkanlık kampanyasını veya siyasetçiyi desteklememe kararı verirse ne olacak? Ya veriyi sadece bir siyasi kampanyayla paylaşmaya ve bir ötekiyle paylaşmamaya karar verirse ne olacak? Kendi çıkarları ile uyumlu olan adaylara daha iyi reklam tıklanma oranları verirse ne olacak?

Devasa bir veri gözetimine ve bu tür geniş kapsamlı bir profil çıkarmaya dayalı olarak saydam olmayan bir şekilde kullanıcıları hedeflemek isteyen müşterilere bilgi vermeye dayanan bir iş modeli, kaçınılmaz olarak kötüye kullanılacaktır. Asıl sorun, kamusal alanımızın ve siyasetimizin zararına milyarlarca doların harcanması ve önemli kararların tek taraflı olarak ve herhangi bir itiraz veya hesap verme olmadan alınmasıdır.


Bu yazı, The New York Times’daki İngilizce orijinalinden Diyar Saraçoğlu tarafından Sendika.Org için çevrilmiştir.