Ana SayfaÇalışma YaşamıİSİG: Son beş yılda en az 580 kadın iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi

İSİG: Son beş yılda en az 580 kadın iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi

HABER MERKEZİ – İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi raporuna göre son beş yılda en az 580 kadın iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi. 2017 yılında iş cinayetlerinde hayatını kaybeden 116 kadının yüzde 90’ı ise sendikasızdı.

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG), 8 Mart Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla “İşçi sağlığı ve iş güvenliği alanının ‘görünmeyenleri’: Kadın işçiler” başlıklı raporunu yayınladı.

Rapora göre 2017 yılında hayatını kaybeden 2006 işçiden 116’sı kadın.

Kadınların en çok iş cinayeti sebebiyle hayatını kaybettiği işkolunun tarım/orman olduğu belirtilen raporda, “Kayıtlı kadın istihdamındaki en ağırlıklı sektör hizmet sektörü iken en çok ölümün tarımda yaşanması bu sektörde çalışan kadınların ne denli kötü çalışma koşullarında çalıştıklarını göstermesi bakımından çarpıcı bir gerçeği ortaya koyuyor” denildi.

Hayatını kaybeden kadınlardan yüzde 90’ı sendikasız

Raporda, iş cinayetlerinde hayatını kaybeden kadınların yüzde 90’ından fazlası sendikasız olduğu, yüzde 75’inin ise kayıt dışı çalıştırıldığı belirtildi.

Mevsimlik tarım işçilerinin Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK) verilerinde yer almadığının da belirtildiği raporda, “Ücretsiz aile işçiliği, ev eksenli üretim, gündelikçilik, bakıcılık gibi kadın istihdamının yoğun olduğu alanlar da yine verilerde yer verilmeyen kayıt dışı çalıştırma biçimleridir. Devletin, kadınlar açısından en çok iş kazasının yaşandığı sektörleri,verilerin dışında tutması ise kadın emekçilerin emeklerinin ‘görünmez’liğini bilinçli bir politika ile hepten derinleştiriliyor” ifadelerine yer verildi.

Son beş yılda 580 kadın iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi

Raporda 2013 ila 2017 yılları arasındaki yaşanan iş cinayetlerine ilişkin veriye göre ise beş yıllık süreçte en az 580 kadın hayatını kaybetti.

Talepler

İSİG’in işçi kadınlar için talepleri ise şöyle:

  • Toplumsal cinsiyetçi iş bölümüne son verilmelidir.
  • Kadın işlerinin ‘tehlikesiz ve basit’ olduğu ön yargısı yıkılmalıdır.
  • Yeniden üretim atölyelerine dönüşen evler ve iş yerleri sağlık ve güvenlik risklerine karşı güvenli hale getirilmelidir.
  • Gerek devlet tarafından gerekse emek ve meslek örgütleri tarafından oluşturulan işçi sağlığı ve güvenliği politikalarının toplumsal cinsiyet açısından düzenlenmelidir.
  • Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından, işyerlerinde ve evlerde kadınların ağırlıklı olarak çalıştığı işlerin ve bu işlerde çalışan kadınlarda rastlanan ortak sağlık sorunları ve riskleri rapor edilmeli ve kamuoyuyla düzenli olarak paylaşılmalıdır.
  • Kadınların çalışma alanlarındaki kimyasal, biyolojik, fiziksel, ergonomik vb. riskler saptanmalıdır.
  • İşyerinde kadına yönelik cinsel şiddet, taciz, cinsel sataşma tehlikesine karşı başvuru masası oluşturulmalıdır.
  • Emek ve meslek örgütleri kadın işçi sağlığı konusunda sektörlerine göre veri toplamalı ve raporlandırmalıdır.
  • Tüm çalışma alanlarında kadınların örgütlenmesi ve birleşik mücadelesi gereklidir.
  • Kadınlar çifte mesaisinin yıpratıcılığı ve üstlerindeki aşırı iş yüküne bağlı fiziksel ve ruhsal zararlar toplamı bir meslek hastalığı tanımı getirilmelidir.
  • Ücretli ücretsiz kadın işçilere yıpranma payı/ erken emeklilik uygulamaları getirilmelidir.
  • Ev ve bakım hizmetleri azami ölçüde kamusal alandan ücretsiz karşılanmalıdır.

Kadınların yüzde 43’ü kayıt dışı çalıştırılmakta